YAĞMALANAN ŞEHİR

Merhaba sevgili okur, bu hafta yazımı sadece sana değil ilgili birimlere de ithafen yazmak istiyorum. Çünkü ne olduğundan haberleri var mı?

Haberiniz var mı bayanlar beyler neler oluyor?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Bakan Murat Kurum Bey, 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Sevgili Ekrem Başkan,

İstanbul Zabıta Daire Başkanlığı, Başkan Engin Ulusoy Bey,

Ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, Beyaz Masa,

Biliyorsunuz öyle gezme tozma olayı uzun zamandır yok. Dolap beygiri gibi yürüp duruyoruz. Ben özellikle, daha az kamp sandalyesi atıp oturan daha çok yürüyen taraftayım çünkü kilo almayacağım bu dönem! Hayır! Dolayısıyla bu yürümelerim esnasında sürekli gördüğüm bir şey var benim. Tadilat bahanesiyle komple inşaat. Şöyle;

Bahçeşehir’de mesela villalar var, belli bir mimari düzende yapılmış villalar bunlar. AAa bir bakıyoruz el değiştirmiş, biri gelmiş, komple yıkmış o evi, yerine bambaşka bir şey yapmış. Bambaşka ama, çevreyle, geri kalan diğer yapılarla alakası olmayan bir şey. Biri otopark alanını yıkmış yolu da eve katmış, kaldırım taşlarını sökenler, evinin sınırını genişletenler, dışarda sokağa ait alanları bahçelerine katanlar…

Komple tapu sınırlarını değiştiriyorlar insanlar farkında mısınız?

Bir kontrol var mı?

Bu dönem herkes başının derdine düştü kimsenin uğraşacak hali yok nasılsa diye, yangından mal kaçırır gibi, fırsat bu fırsat deyip, şehri yağmalayan bu insanları neden görmüyorsunuz? Neden müdahale etmiyorsunuz? Neden bu insanlara ceza yazılmıyor? Neden gerekli denetlemeler yapılmıyor? Aranızda işini yapmayan birimler varsa neden bu birimler ikaz edilmiyor?

Onu da mı biz yapalım?

Gidip ceza mı yazalım millete?

İnşaat yapan adamın evine gidip kardeşim burası yok niye buraya taşıyorsun diye biz mi müdahale edelim? Bu şehrin kaldırımını, yolunu, sokağını kim koruyacak?

Bu aç, doymamış, nereye saldıracağını bilmeyen ve salgın dönemini avantaja çevirmeye çalışan yeni nesil eşkıyalardan bu şehri ve şehirde kimsenin hakkına tecavüz etmeden yaşayan bizlerin hakkını kim koruyacak? Bu nasıl bir rezalet?

Vallahi ben illallah dedim her gün başka bir mimari saçmalıkla, şehir eşkıyalığıyla karşılaşmaktan. Sürekli burayı da mı yıkıyorlar, burayı da mı bozuyorlar diye dolaşıyorum. İnsanlar evlerini, bahçelerini, otoparklarını, dükkanlarını nasıl kendilerine ait olmayan yerlere doğru uzatabiliyor ya da genişletebiliyor? Nasıl oluyor da sokağa ait kısımlar içeri katılıyor veya nasıl oluyor da kendi bahçesini düzenlerken bahçenin önündeki geçiş yolunu bozuyor? O yol diğer insanlar yürüsün diye adam gelip her yeri kırıyor, nasıl oluyor bu?

Neden kimse kontrol etmiyor?

Şöyle bir gelip Bahçeşehir 1. Kısımda bir dolaşsanıza, Turgut Özal parkına bir girsenize, Vega Koleji boyunca aşağı yukarı bir yürüsenize. Alaçatı tip evlerden bayrak tutan Yeniçerilere yok yok. Yahu bu ne? Altı kaval üstü şişhane, bir düzen, nizam, intizam bir şehircilik olması gerekmez mi?

Yahu mezar yaptırırken belediyeden izin alınıyor da insanlar ev yıkıp yeniden yaparken belediyeye gelmiyorlar mı? Yıkıyorsun da yerine ne yapıyorsun diye sorulmuyor mu? 

Ben hayretler içindeyim. Ya başka bir vizyondayım ve bu vizyona bu ülke ancak 2050 de falan gelecek ya da gerçekten bir umursamazlık var, öyle herkes kafasına göre takılıyor. 

Konu sadece çirkinlik de değil. Vatandaşa ait alana nasıl el konuyor? Şehir yağmalanıyor resmen, küçüklü büyüklü herkes bir tarafından bir parça koparıyor. 

Vallahi pes. Çok üzücü.

İlçe belediyeleri hele hiç, bizimkisini buraya yazmadım bile. İlçe belediyelerinin tek motivasyonu el değiştiren İstanbul belediyesi sonrasında maması kesilen “yerlere” başka vesilerle kaynak yaratabilmek. Bizim belediyenin şu an tek motivasyonu mümkün olduğu kadar otopark yeri açmak. İlçe belediyelerine demişler ki siz kendiniz otopark açarsanız (ispark değil, o büyükşehir belediyesinin) kendi geliriniz sizin olur, büyükşehire vermezsiniz. Şu an ilçe belediyeleri buna konsantre. 

O yüzden belki büyükşehir daha sıkı tutar diye onlara sesleniyorum.

Millet evde tadilat yapıyorum diye kafasına göre yıkıyor, döküyor, düzlüyor, genişletiyor…

Bir baksanıza İstanbul’a neler oluyor.

Herkesin işini hakkıyla yaptığı bir hafta olsun umarım.

Sağlıkla kalın. 

XXX

Not: Yazılarımla yeni tanışanlar için bu not (bu notu zaman zaman ekliyorum araya mecburen). Ben yazılarımı konuşma diliyle yazıyorum. Bu çok uzun yıllardır bu şekilde. Newsweek Türkiye’de köşe yazıyordum orada da böyleydi, Hürriyet’te yazıyordum orada da böyleydi, hep böyle oldu. Bu yeni bir durum değil siz benim yazılarımı yeni okumaya başladınız sadece. Bu sebeple “yapıcam değil yapacağım” diye bana düzeltme göndermekle uğraşmayınız, o benim için yaklaşık 18 senedir “yapıcam”.

DÜZENLİ OLARAK KÖŞE YAZILARIMI TAKİP EDEBİLMEK VE YAZI ARŞİVİM İÇİN:

www.mehtaperel.com 

www.mehtaperel.wordpress.com

www.mehtaperelarsivyazilari.wordpress.com

instagram.com/mehtaperel

twitter.com/mehtaperel

Bu adreslere de eliniz alışsın, favorilerinize kaydedin hatta, siteler çöküyor, server’lar kapanıyor, yazılımlara bug giriyor, sonuçta internette yazdığımızdan adresler kapanabiliyor. Sonra aramayın nerde bu kadın diye, ben her pazartesi üstteki üç mehtap’lı adreste yazılarımı güncelliyorum)