KISA KISA PAYLAŞALIM

Merhaba sevgili okur, bu hafta kısa kısa bahsedelim seninle mevzulardan ne dersin? Hadi bakalım; Geçen hafta yazım yoktu. Evet, bazen ben de kaytarıyorum. Önümüzdeki hafta da yazım olmayacak çünkü tatile çıkacağım ve bu kez bacağımda alçı olmayacağından sadece kendim ve keyfimle ilgilenmeyi planlıyorum. Ne olur beni idare et, daha önceki yazılarımla oyalanabilirsin sıkılırsan. Videolar da var anne boyutunda, onlara bakabilirsin dilersen. İşyerindeysen ve arada kafayı dağıtmaya ihtiyacın varsa daha önceki işlerim yerlerinde duruyorlar. Ben her zaman eski yazılarımı videolardan çok öneririm. Bazılarını ben de geri dönüp okuyorum ve ne güzel Devam Linki

NASIL İNSAN OLMA MESELA

Sevgili okur bu sıcak günlerde seni sadece lafta değil gerçekte de insan olmaya çağırıyorum. Sana bunu yazıcam bu hafta ben. Sevgili okur bak, hayatta belli reflekslerimiz, belli davranışlarımız bizim aslında kim olduğumuzu, hamurumuzun ne olduğunu anlatır. Yaşlılara, çocuklara ve hayvanlara olan davranışlarımız! Yaşlılarla, çocuklarla ve hayvanlarla iyi olamıyorsak, iyi insan değiliz demektir. Bu böyle! Çünkü, bu üç grup desteğe ihtiyaç duyan grup. Bu üç grupta var olanlara biz yardımcı olmak durumunda, kollayıp korumak, sevmek, gözetmek, sahip çıkmak durumundayız. Bu üçlüye bakıcaz, yardım edicez. Nokta! Bu tartışmaya kapalı bir Devam Linki

HATIRLANACAKLAR LİSTESİ

Sevgili okur izin verirsen sana bilmişlik taslamak istiyorum bu hafta. Bunu senin iyiliğin için yapmak istiyorum, dilerim hiçbir zaman ihtiyacın olmaz bu yazıda anlatacaklarıma AMA bir gün koşullar değişirse bir duanı alırım bak. Tek bacağını en az altı hafta -muhtemelen sekiz hafta- kullanamayacağı söylenen bir birey olarak iyileşmemi hızlandırmamın ve koşulların o kadar da kötü olmamasının sebeplerini anlatıcam sana şimdi. Çünkü her insan bir gün bacağını kırabilir. Öncelikle spor yapmanın önemi bu dönemde daha da ortaya çıktı. Disiplinli bir şekilde ve uzun zamandır spor yaptığımdan kemiklerim kuvvetlenmiş aslında. Ki benim Devam Linki

EH, SEN İYİYSEN TAMAM!

Genç neslin çok şeyini beğenmekle birlikte alışamadığım huyları da var sevgili okur. Teknolojiyle haşır neşir olmalarını, münferit ve bağımsız hissetmelerini, kendilerine çok güvenmelerini, hayatta çok işlerine yarayacağına emin olduğum bencilliklerini, espri anlayışlarını, özgürlüklerini çok beğenmekle birlikte sevimsiz bulduğum şeyleri de var haliyle. Ve eminim onların da bizim jenerasyonda sevimsiz buldukları çok şey vardır ve bunda da sakınca yok tabii ki. Marka takıntısı olan ve kız-erkek ayırmaksızın böyle bir alışveriş düşkünlüğü içinde olan, ayakkabıyla saatle imaj yapmaya uğraşanları geçelim. Onlar her zaman Devam Linki

ALÇI VE YENİ TANIŞILAN KORKULAR

Doktorların dehşet ilginç bir hayatı var. En aklına gelmeyecek şeyi “başına bu gelebilir” diye kafana sokabiliyorlar. Bakın anlatayım. Ortopedi doktorumla alçı pazarlığı yapıyorum (evet ayağım alçıda). O alçıyı 6 hafta tutma peşinde çünkü zannediyorum bakalım kendi bacağımı dişleyerek koparıp kendimi alçıdan kurtaracak kadar gözüm dönecek mi onu deneyimlemek istiyor. Ben 3. Haftada atele geçmem gerektiğini kendisine anlatıyorum. Çünkü biliyorsunuz ben de Tıp Fakültesi okudum, o bakımdan… Dedi ki; ‘ayağının üstüne basmamam gerekiyor, ya basarsan? Alçı atelden iyi koruyor.’ Ben de diyorum ki ‘basmam’, atele geçersek Devam Linki

DEĞİŞEN KORKULAR VE EMAR

Sevgili okur yaş ilerledikçe farklı problemler yaşamaya başlıyor insan. Mesela daha önce senin için mesele olmayan şeyler mesele oluyor bir anda. Bunu ilk çocukluk arkadaşım, kardeşim Almanya’ya gittiği zaman çim alerjisi olduğunu öğrendiğinde anlamıştım ben aslında. Çünkü çim sadece Almanya’da yetişen bir bitki türü değil malum. Hele o dönem İstanbul böyle beton şehir değil, burada da çim vardı yani. Her ne kadar Ebru bu tip “yaşlandık ondan” tespitlerime pek itiraz etmese de yine de çok emin olamamıştık. Acaba Almanların çimi bizimkinden farklı mıydı? Ben gençliğinin büyük kısmını solaryum makinesinde geçirmiş bir Devam Linki