SİLAHLANMA KONULARI

Sevgili okur bu hafta sana EuroNews’tan bir haberle geldim. Önce oradan aldığım datayı sizinle paylaşıp sonra konuyla ilgili yorumumu yapıcam. Tırnak içinde paylaşacağım kısımlar tr.euronews.com sitesinden.

Türkiye’de bireysel silahlanmanın arttığına yönelik iddialar gündemde. Bireysel silahlanma konusunda çalışmalarıyla öne çıkan Umut Vakfı’nın Başkanı Prof. Dr. Ayhan Akcan’ın Türkiye’de yaklaşık 36 milyon kaçak silah olduğunu ileri sürdü. 

‘……..Akcan “Türkiye’de yaklaşık 4 milyon ruhsatlı silah var. Bunun 9 katı da maalesef ruhsatsız dediğimiz, kaçak dediğimiz silah mevcut. Toplam 36 milyona yakın silah olduğu düşünülüyor.” dedi.

‘Emniyet’in Temmuz 2022 tarihli açıklamasına göre:

 627 bin 765 taşıma ruhsatlı silah bulunuyor. 

Taşıma ruhsatlı silahların 185 bin 153 adedini ise can güvenliği ve meslek mensubiyeti olan birden fazla edinim hakkı bulunan sivil vatandaşlar oluşturuyor. 

370 bin olan bulundurma ruhsatı da dahil edildiğinde,

ruhsatlı silah sayısı Haziran 2022 itibarıyla 998 bin 237.’

Yine aynı habere göre Türkiye dünya bireysel silahlanma  sıralamasında 28 ülke içinde %13.2 ile 10. sırada. Tahmin edebileceğiniz gibi listenin başında % 393.3 ile ABD var.

Tekrar edelim bunlar devlet sistemine kayıtlı silahlar. Amerika’yı bir kalem geçelim onlar eski vahşi batı kovboy filmlerine doğru 1000 beygir kuvvetiyle gidiyorlar. Orada metroda sadece yüksek sesle güldüğün için vurulma ihtimalin burada vurulma ihtimalinden fazla, yurtdışı haberlerini orijinal kaynaklarından takip ediyorsanız zaten biliyorsunuz. Bilmiyorsanız da ben söyleyeyim, fena halde silahlılar, kesinlikle anayasal hak vazgeçmeyiz diyenlerin sayısı silahsızlanma isteyenlerin sayısından fazla.

Amerika’yı geçelim dedim ama orada şöyle bir kısır döngü de var, biliyorsun silah satın almak çok zor değil, adamlar Wall-Mart’ta tüfek, silah, kurşun, susturucu falan satıyorlar. En son tatile gittiğimde durum buydu çok değiştiğini sanmam bunu bir Ayşenil’e sorayım. Ayşenil Amerika’ya yerleşti biliyorsun sevgili okur. Allahım konuyu dağıtmakta üstüme yok, Ayşem’i özledim ondan.

Diyeceğim şu, etrafında herkes, tam akıllı yarım akıllı silahlanıyorsa, yani mecburen, kendini korumak için sen de almak durumunda kalıyor olabilirsin. Şöyle itiraf edeyim, ben bugün hala Amerika’da yaşıyor olsaydım kesin ki silah almıştım. Kesin. Çünkü herkeste var. Çünkü kendimi başka türlü rahat hissedemem. Benim gibi düşünüp silahlanan var mıdır? Muhakkak ki. Peki, sence sevgili okur, yıllardır tanıyorsun, Ayşenil silahlanmış mıdır? Şüphesiz ki Hayır. Ayşenil böyle bir şeyi son derece banal bulur. Yüzünü ekşitir ve düşmanı sonsuza kadar aşağılayarak öldürebilecek güçtedir. “OK, tell you what, why don’t you…” gerisini herkesin kendi -küfür değil- ezikleme dağarcığına bırakıyorum.

Gelelim Türkiye’ye. Türkiye’de nasıl ki kayıtsız göçmen sayısının kayıtlı göçmen sayısından fazla olduğu iddiaları varsa, aynı şekilde kayıtsız silah sayısının kayıtlı silah sayısından fazla olduğu iddia ediliyor. Bir takım profesörler araştırmalara dayanarak kamuoyuna böyle açıklamalar yapıyor ama en azından ben Emniyetin veya İç İşleri Bakanlığı’nın bir açıklamasına rastlamadım, haber kaleme alındığında da önceden yapılmış bir açıklama yokmuş ki koymamışlar.

Elbette her konuda vatandaşa açıklama yapmak zorunda, her habere cevap vermek zorunda değiller ama bence bu önemli bir konu. Durum böyle değilse bizleri rahatlatmak için yok arkadaşlar rahat olun minvalinde bir açıklama iyi olabilir.

Ancak şu aşamada kimse bize “raad olun” demediğine göre sevgili okur;

1) Sokakta kızsanda insanlarla tartışma.

2) Arabanın camını açıp millete bağırma.

3) Oğluna kızına söyle milletle kavga etmesin.

4) Kocana sevgiline söyle adamlarla itişmesin.

Kim ne bilmiyoruz. İnsanlar da birbirine karıştı, eskiden yabancıyı yerliden ayırabiliyorduk şimdi ırkımız mı bozuldu neyse herkes birbirine karıştı. Kim hangi milletten belli değil, çarşaflı peçeli geliyor gayet düzgün bir Türkçeyle konuşuyor, senin Türkçe konuştuğun kadın sana Arapça cevap veriyor… Ortalıkta Ne idüğü belirsiz 36 milyona yakın silah olduğundan bahsediliyor…

Diyorum ki pisi pisine, yol vermedin ya da sinyal vermedin ya da sırada önüme geçtin gibi bir şeyden b*k yoluna gitmeyelim. Ha, bak, demiyorum ki kendini ezdir hakkını yedir, o değil. Diyorum ki baktın iş çirkinleşiyor sal! Diyorum ki uyanık ol, baktın karşındaki insan sorunlu bir tip sal… Ölmezsin! Allah korusun salmazsan ne olacağı muallak.

Kaybedecek bir şeyi olmayanların gözüne kan oturur. Kaybedecek çok şeyi olanlar olarak BİZ zeki olacağız. Unutma sevgili okur, en büyük silah keskin bir zekadır. En önemlisi de bizler yaşadığı hayatı seven mutlu insanlarız.

Diyor ve sözlerime burada son verirken sevgili okur, haftaya izinliyim sonraki hafta görüşürüz diyorum.

Herkese güvenli bir hafta dilerim.

xxx

Not: Yazılarımla yeni tanışanlar için bu not (bu notu zaman zaman ekliyorum araya mecburen). Ben yazılarımı konuşma diliyle yazıyorum. Bu çok uzun yıllardır bu şekilde. Newsweek Türkiye’de köşe yazıyordum orada da böyleydi, Hürriyet’te yazıyordum orada da böyleydi, hep böyle oldu. Bu yeni bir durum değil siz benim yazılarımı yeni okumaya başladınız sadece. Bu sebeple “yapıcam değil yapacağım” diye bana düzeltme göndermekle uğraşmayınız, o benim için yaklaşık 20 senedir “yapıcam”.

DÜZENLİ OLARAK KÖŞE YAZILARIMI TAKİP EDEBİLMEK VE YAZI ARŞİVİM İÇİN:

www.mehtaperel.com 

www.mehtaperel.wordpress.com

www.mehtaperelarsivyazilari.wordpress.com

www.instagram.com/mehtaperel

X.com (twitter)/mehtaperel

Bu adreslere de eliniz alışsın, favorilerinize kaydedin hatta, siteler çöküyor, server’lar kapanıyor, yazılımlara bug giriyor, sonuçta internette yazdığımızdan adresler kapanabiliyor. Sonra aramayın nerde bu kadın diye, ben her pazartesi üstteki üç mehtap’lı adreste yazılarımı güncelliyorum)