YASAKLI HAFTA SONU

Merhaba sevgili okur, evde geçirilerek tüketilen şahane bir hafta sonundan merhaba. Gerçi mandalina almak bahanesiyle çıktık Sarhan’la, az bişi yolu da uzatarak markete gittik, çünkü benim psikolojik olarak yasak fikrine tahammülüm yok ondan. Yoksa evde de gayet keyfimiz yerindeydi. Bu haliyle tahammül edilemez bir durum değil. Bir markete çıkacak kadar özgürlük alanı olması lazım insanın. Bu haliyle dayanılmaz değil ama umarım işe de yarıyordur. Gerçi hafta sonları avm’lere gidilemiyor olması illaki fark yaratır diye düşünüyorum. 

Zaten hafta içi ne yapıyoruz ki? Elimizden geldiğince kontrollü bir yaşam içindeyiz işte. Aşı gelene kadar dayanmaya çalışıyoruz.

Bu arada turistlere gezme serbestmiş. Ne şeker değil mi?

Aşı tartışmaları var evet, nesini tartışıyorlar anlamak mümkün değil. Bilimden fenden ayrılma sevgili okur. Aşı varsa ol. Hiçbir aşının yan etkisi bu hastalığın bırakacağı ağrazdan kötü olmayacaktır. Bak insanlar düzeliyor ama belli organlar nakavt. Bakma sen millete, aşıda çip var anten olucaz falan diyorlar yav. Delirdi millet iyice sen bakma böyle deli saçması şeylere. Hastalanırsan doktorların vereceği ilaçları al. Gelirse aşını ol. Bilimin yolunu izle. Öyle burnuma tereyağ süreyim kıçımı kuzey’e döneyim falan bunları… Geç demiycem kimsenin inanış zincirine kimse karışamaz ama sadece böyle olamayacağını bil. Doktorların dediğini de dinle. Kendini yırtıyor hekimler, onlara ayıp yani. 

Yeni kitap için notlar alma dönemimdeyim. Elimde minik bir not defteri, aklıma gelenleri not aldığım o fazdayım. İnanmayacaksın ama konuyu buldum ki bu en zoruydu, nasıl bu kadar çabuk yeni kitap konusu buldum ben de şaşkınım. Sanırım son romanıma ilgi ve alakanın güzel olması beni gaza getirdi. Her insan gibi ben de başarıdan tetikleniyorum. Gerçi insanın bazen hiç yazası edesi olmuyor (hele benim) böyle başka şeylerle ilgilenmek istiyorsun bazen, bazen sadece sporla ilgilenmek istiyorum ben mesela. Bu ara öyle değil ama demek ki. Bu ara kalem sürekli elimin altında. 

Günler sakin geçiyor. Tam kış. Kitaplar, müzik, resimlerle ilgileniyoruz bu ara, resim sergilerine falan bakıyoruz Sarhan’la. Bol bol film izliyoruz, bol bol. Uzaktan eğitimle psikoloji programına başlamıştım, onun sertifikasını aldığımda sanat tarihi ile ilgili bir bölüm bakacağım sanırım. O da ilginç olur gibi geliyor. Sosyal medyayı daha az kullanıyorum. Şimdi kitap yeni çıktığı için mecbur bakıyorum, kitapla ilgili paylaşımları paylaşıyorum falan ama bu yani. İş için sadece. Bir de haberlere bakıp bir türlü düzenlenemeyen hayvan hakları yasasına deliriyorum. Bundan ibaret. 

Bu vesile olmasaydı iyiydi. Covid vesilesiyle yani. Böyle olmasa iyiydi ama kendine dönmek, bi sakinlemek, az kıçını kırıp oturmak falan iyi geldi aslında. Önümüzden alıyorlar gibi gez gez gez, ye iç ye iç, “sonunu toplar gibi” derdi rahmetli ananem. Öyleymiş cidden. Sonumuzu topluyormuşuz resmen. Eskisi gibi konser konser gezemiyor olmaktan üzüntü duyuyorum ne yalan söyleyeyim ama o da gelecek. Şu aşı bir gelsin. O da olacak yine.  Bu dönem de böyle bir dönemmiş demek. Yasaklar aşırı olmadıktan sonra ben dayanırım. Yasak fikrinden nefret ediyorum sadece. Kendimi kollarımdan bacaklarımdan bağlanmışım gibi hissediyorum. Kendi alanıma müdahale gibi hissediyorum, öyle çok rahatsız oluyorum ki. Şuursuz, kendini bilmez, kontrolsüz insanlar yüzünden benim gibi gayet kontrollü ve kurallı yaşayan insanların mağdur olmasına da ayrıca sinir oluyorum. 

Bu hafta çok uzatmayacağım sevgili okur. Kendine iyi bak. Hastaneler dolmuş, hastalanmamaya çalış. Herkesten uzak dur. Ellerini sürekli yıka, kolonyala. Maskesiz asla, asla, asla.  Az kaldı, sık dişini. 

Bu günler de geçecek. 

Sağlık dolu bir hafta diliyorum. 

XXX

Not: Yazılarımla yeni tanışanlar için bu not (bu notu zaman zaman ekliyorum araya mecburen). Ben yazılarımı konuşma diliyle yazıyorum. Bu çok uzun yıllardır bu şekilde. Newsweek Türkiye’de köşe yazıyordum orada da böyleydi, Hürriyet’te yazıyordum orada da böyleydi, hep böyle oldu. Bu yeni bir durum değil siz benim yazılarımı yeni okumaya başladınız sadece. Bu sebeple “yapıcam değil yapacağım” diye bana düzeltme göndermekle uğraşmayınız, o benim için yaklaşık 17 senedir “yapıcam”.

DÜZENLİ OLARAK KÖŞE YAZILARIMI TAKİP EDEBİLMEK VE YAZI ARŞİVİM İÇİN:

www.mehtaperel.com 

www.mehtaperel.wordpress.com

www.mehtaperelarsivyazilari.wordpress.com

instagram.com/mehtaperel

twitter.com/mehtaperel

Bu adreslere de eliniz alışsın, favorilerinize kaydedin hatta, siteler çöküyor, server’lar kapanıyor, yazılımlara bug giriyor, sonuçta internette yazdığımızdan adresler kapanabiliyor. Sonra aramayın nerde bu kadın diye, ben her pazartesi üstteki üç mehtap’lı adreste yazılarımı güncelliyorum)