Güzel Ankara

Merhaba sevgili okur, bu hafta yazıyı zor yetiştiriyorum, bilgisayarın başına şimdi oturabildim çünkü Ankara’daydım. Teyzemlere gezmeye gittik ve güzel de gezdik cidden.

Ankara’yı çok seviyorum ben. Hep iyi anılarım var ondan sanırım. Ananemler, teyzemler, kuzenlerim, babaannemler, akrabalar, Tunalı Hilmi caddesi, Kuğulu Park, Kızılay… Daha genç kız olduğum dönemde Karum, çarşılar, pasajlar, Atakule…

Sıcaksa bile yapış yapış olmazsın, akşam balkon sefası yaparsın, yaz ortasında bile akşam hırka ararsın, ısınsan da kendini leş ve terli hissetmezsin, kuru kuru…

Derli toplu, ulaşılabilir, daha öğrenci dostu, yürüyerek de varılabilir…

Ben hep severim Ankara’yı, Ankara’da olmayı, teyzemlerle çay içip muhabbet etmeyi, Ankara simidini, balkonda oturmayı. Bu kez daha da sevdim çünkü Mansur Başkan’ın pozitif enerjisi yansımış sanki sokaklara, caddelere. Yürürken etrafımdaki insanların yüzlerine tavırlarına, çimlere oturmuş gençlerin gözlerine baktım… Bir keyif gelmiş gibiydi. Buna da ayrı sevindim.

Son zamanlarda İstanbul’da veya gezmeye gittiğim diğer yerlerde (yazlık mekanlar dahil) pek hoşlanmadığım bir durum vardı bu durumla Ankara’da karşılaşmadım ve çok hoşuma gitti. Yazımın asıl konusu bu.

Ankara’nın kadınları.

Bayıldım.

Biz İstanbul’da neden böyle değiliz artık. Bir süredir gözümü rahatsız eden bir şeydi bu benim. Nereye ama nereye AMA NEREYE gidersek gidelim bir kot bir tshirt. Neden böyle? Neden sürekli evde gezer gibiyiz. Neden jazz gezmesinden konsere, akşam yemeğinden, bistroya her ortama markete gider gibi gidiyoruz? Niye böyle? Neden özenmiyoruz? 

Tamam casual olalım ve rahat olalım tamam ama mesela bu kış benim çok beklediğim bir konsere gittik. Siyah düz hiçbir özelliği olmayan, sıfır yaka bir elbise giydim. Millet kar botuyla gelmişti. Yuh ama yav. Bir kere kar yoktu hani olsa anlarım, ikincisi insan spor ayakkabı giyer onu da anlarım ama hakikaten mesela polar hırkayla da akşam gezmesine gidilir mi? İnsafın kurusun kız arkadaşım hiç mi dışarı çıkarken dışarı çıkar gibi görünmek istemiyorsun?

O kadar gezdiğimiz halde, o kadar güzel yerlere gittiğimiz halde kendimi “o kadar güzel bir yere gitmişiz” gibi hissedememe sebebim etrafımızdaki kadın ve adamların hevessiz giyimleri oluyor benim için.

Ankara’da çıktık akşam. Çok da güzel bir mekana gittik. Hakikaten hem kadınlar (özellikle kadınlar) hem adamlar güzel giyinmişlerdi. Keten gömlekli adamlar, straplez elbiseli topuklu pabuçlu kadınlar, bayıldım. Yemek yiyoruz, sohbet ediyoruz ama herkes çok şık, ortam şık, kadınlar şık…

Kadınlar şık olduğu zaman adamlar da daha fazla özeniyor üstlerine, güzel bir görüntü çıkıyor ortaya.

Sevgili okur diyebilirsin ki herkesin kendi keyfi, evet. Bu da benim keyfim. Etrafımda paçoz insan görmeyi sevmiyorum hele özel bir akşamdaysak. Migros’a gider gibi gece gezmesine çıkmak gözümü yoruyor. Etrafımda güzel giyinmiş bakımlı kadınlar görmekten (bazı hemcinslerimin aksine) mutluluk duyuyorum. 

Bu çerçevede sevgili Ankara’lı kadın okur. Sana helal olsun. Ne güzel yapıyorsun valla, ne güzel bakıyorsun kendine, ne güzel taşıyorsun kendini, bayıldım. Tunalı Hilmi caddesinde tiril tiril elbiseli kadınlara bayıldım. Çarşıda gördüğüm tiril tiril gömlekli, babetli kadınlara bayıldım, akşam gördüğüm gece elbiseli, dekolteli kadınlara bayıldım. Şahanesiniz. 

Kedisiyle meşhur Ankara’da sokak kedisi sayısının azlığı da dikkatimi çekti. Sanırım sokak köpeklerinin çokluğu yüzünden yaşayamıyorlar… Üzüntü duyduğum tek şey bu oldu, açıkçası bu konuda da Mansur Başkan’ı sosyal medya üzerinden darlayacağım. Çünkü bir şehirde sokak hayvanları o şehrin zenginliğidir. Kedisiyle, köpeğiyle, kirpisiyle, kertenkelesi, kelebeği, kuşu, kurbağasıyla (ağaçları da unutmayalım) şehirlerin doğal habitatı çok önemli. Bütün canlıların kendine yaşam alanı bulabilmesi gerekiyor ve burada bize de iş düşüyor. 

Ankara’ya tekrar gitmeyi dört gözle bekliyorum. 

Herkese hemcinsleriyle gururlandığı bir hafta diliyorum. 

***

www.mehtaperel.com

instagram: MEHTAPEREL