TACİZ SUÇTUR

Haberleri takip etmişsindir sanıyorum sevgili okur. Edebiyat dünyası taciz ifşalarıyla çalkalandı. Ve biliyoruz ki kadına taciz sadece edebiyat dünyasında yaşanan bir şey değil. Adamların kadınlara dilediği gibi “yürüme” hakkı olduğunu zannetmesi ve bu nobranlıkla, çirkeflikle, hadsizlikle davranması her iş kolunda, noktada, alanda var. Otobüste var, medyada var, edebiyatta var, ofiste var. Evlilikte bile var. Güç sahibi adamlar kadınlara diledikleri gibi davranabileceğini düşünüyor. Dilediği gibi mesaj atabileceğini, dokunabileceğini. Buna hakkı olduğunu düşünüyor. Fırsatı avantaja çevirmeye çalışıyor.

Edebiyata yansıması ise çok çirkin olmuş. Ekran görüntüleri falan alınmış, şöyle bir baktım da, midem bulandı. Bana gel beraber yazılarının üstünden geçelimler, ben evi home ofis kullanıyorum son öykünü editleyelimler… Yazmaya yeni başlamış, bir yazısı, öyküsü bir yerlerde yayınlansın isteyen her genç kadının heyecanla “ aa tamam yazar bilmem kim bana şu öyküm üzerinden yazım teknikleri gösterecek” falan diye heyecanlanıp aldanacağı türden. 

Buradan kadınlara yapılan şöyle bir haksızlık da var. İşte nasıl inanmış, nasıl gitmiş, niye bilmemne…

Şimdi dur ve bana karşı kendini nasıl hissettiğini düşün sevgili okur. Yıllardır yazılarımı okuyorsun, kitaplarımı okuyorsun, yüzümü hiç görmedin ya da kitap fuarında gördün belki. Teknik olarak beni tanımıyorsun. Annem babam kim, nerde oturuyorum, nasıl yaşıyorum bilmiyorsun. Hiç evime gelmedin, yaptığım bir yemeği yemedin. Televizyonda çalışmamış olsam sesimin tonunu bilmeyecektin. Ama kendini beni tanıyormuşsun gibi hissediyorsun değil mi?

Şimdi yeni yetme bir yazar olduğunu düşün. Bana yazılarından örnekler gönderiyorsun, ben de sana diyorum ki “Bak bunlar güzel, sende bir ışık var, bence müthiş işler çıkarabilirsin, hatta nefis dizi olur senin yazdıkların, tanıdığım yapımcılar var, seni görüştürebilirim ama bunları bir düzeltelim önce. Bu haliyle olmaz, amatör duruyor. Üstünde çalışalım, parlatalım,  projelendirelim. Sonra ben bir görüşme ayarlayayım… Sen bize gel hafta sonu çalışalım” falan… Sonra sen geliyorsun ben seni elliyorum. Sonra da diyorum ki e niye geldin o zaman? İstiyosun belli ki! Köylüsün işte!

Bazı adamların yaptığı bu olmuş resmen.

Rezalet değil mi? 

Şimdi tartışıyorlar yazarın eseri kimliğinden bağımsız mı? Yazarın ahlaksız olması eserin değerini düşürür mü? Bilemiyorum. Bu herkesin kendi içinde cevaplayıp davranacağı bir şey. Sence eser bağımsızdır kitaplarını alırsın ama atıyorum sosyal medyada artık takip etmez ya da mail atmazsın veya cezalandırmak istersin artık kitabını da almazsın. Herkes kendi bilir. 

Ben kişisel olarak yazarlıklarını da beğenmezdim. Komik ama biri hariç diğerlerini tanımıyordum da, çoğunun tek satırını okumadım, okuduğumu da beğenmedim.

Hayatımda ilk kez aksi, kaknem bir yazar olduğuma memnunum. Böyle mentorum, ustam, hayranı olduğum bir başka yazar olmadığından, en çok kendi yazdıklarımı, kendi kitaplarımı ve kendi yazım tekniğimi beğendiğimden, bu olayların hayli dışına düştüm. Kendini beğenmişlikten rahat ettim. Beraber çalıştığım, aklına fikrine itimat ettiğim, bana iş öğretenler de hep düzgün insanlar oldu. Hani derler ya helal süt emmiş. Hakikaten beraber işimize gücümüze baktık ve zaman zaman erkek çalışma arkadaşlarımla kadın çalışma arkadaşlarımdan daha iyi anlaştığım da oldu. Ve bu adamların düzgün adam olmasından ötürüydü. 

Umarım bu yaşananlar sadece edebiyatta değil, her sektörde erkeklerin bir kendine çeki düzen vermesine hizmet eder. Umarım adamlar artık devrin değiştiğini, kadınların susmadığını, ifşa ettiğini akıllarında tutar. Umarım adamlar kadınlara uygunsuz mesajlar atmak, “yürümek-yazmak” sarkıntılık etmek, asılmak, dokunmak noktasında kendilerine bir “höst” derler artık. 

Çünkü gördük ki o “höst” gelmediğinde olaylar herkes için çok tatsız ilerliyor. İşler intihara kadar varabiliyor. 

Bu vesileyle bir şey daha eklemek isterim sevgili okur. Benim dikkatime düşen ve aklıma yatmayan bir şey. Bunu twitter hesabımda yazdım ama orada hesabı olmayanlar için köşemde de yazmak istedim. 

Gençler birbirlerini sosyal medya hesaplarından takip ederler, birbirlerinin paylaşımlarını beğenebilirler, birbirlerine yorum yapabilirler. Herkes bekarsa, kendi aralarında bir hukuk, bir merhaba kurabilirler, bir kahve içelim mi diyebilirler. Öküzleşmeden, ‘hayır’ ne demek bilerek birbirleriyle flört edebilirler. Bu onların dünyası kendi bilecekleri iş. Yaşlı başlı adamların, ne sebeple olursa olsun, genç kızların peşinde fıldır fıldır dolanması, “layklaması” ne kadar lüzumsuz. Kızım olsa, peşinde böyle sakalı bıyığı ağarmış koca koca adamlar takiplesin, dolansın istemem. Sen o yaşında bir yetişkin adam olarak senden bu kadar genç bir kadınla ne buldun bölüşecek, paylaşacak? Hangi ortak payda?? Hiç inanmam böyle bir şeye. Hadi canım siz de! Biz kadın olarak, 20-25 yaşında kadınlarla o kadar ortak nokta biriktiremiyorken, onlar başka biz başka döneme, janra düşmüşken, siz pardon bir de adam halinizle ne mesela?? Neyin peşindesiniz? Hiç sanmam. İyi ki kızım yok sinir, stres sahibi olurdum bu ortamda. Gelecek bana “İşte anne, bu bilmem ne abi, bilmemen hoca, benim fikirlerimi beğeniyor”. “Hayır anne, benim fotoğrafımı beğenirken beni değil ışığın gelişini beğeniyor”. Hadi len! Gebertirim adamı. Fikrini beğeniyormuş da, ışık beğeniyormuş da, geçeceksin onu. 

Herkesin kendine mukayyet olabildiği, en basit, en primitif öz kontrol becerilerini edinebildiği bir hayat dilerim.

XXX

Not: Yazılarımla yeni tanışanlar için bu not (bu notu zaman zaman ekliyorum araya mecburen). Ben yazılarımı konuşma diliyle yazıyorum. Bu çok uzun yıllardır bu şekilde. Newsweek Türkiye’de köşe yazıyordum orada da böyleydi, Hürriyet’te yazıyordum orada da böyleydi, hep böyle oldu. Bu yeni bir durum değil siz benim yazılarımı yeni okumaya başladınız sadece. Bu sebeple “yapıcam değil yapacağım” diye bana düzeltme göndermekle uğraşmayınız, o benim için yaklaşık 17 senedir “yapıcam”.

DÜZENLİ OLARAK KÖŞE YAZILARIMI TAKİP EDEBİLMEK VE YAZI ARŞİVİM İÇİN:

www.mehtaperel.com 

www.mehtaperel.wordpress.com

www.mehtaperelarsivyazilari.wordpress.com

instagram.com/mehtaperel

twitter.com/mehtaperel

Bu adreslere de eliniz alışsın, favorilerinize kaydedin hatta, siteler çöküyor, server’lar kapanıyor, yazılımlara bug giriyor, sonuçta internette yazdığımızdan adresler kapanabiliyor. Sonra aramayın nerde bu kadın diye, ben her pazartesi üstteki üç mehtap’lı adreste yazılarımı güncelliyorum)