UYUZ, İNSANLIK, YAŞLILIK

Sevgili okur DUR, her şeyden önce şu çok önemli konuyu bir konuşup halledelim aramızda! En mühim konuyu!

Bu haftadan itibaren havalar çok soğuyor, soğuyacak. Mutlaka ama mutlaka hayvanlar için mama bırakmamız gerekiyor. Hayvan sevmen gerekmiyor bunun için, insan ama lafın gelişi değil, gerçekten, İNSAN olman yeterli. Açlıktan ölmelerine, donarak ölmelerine, birbirini yemelerine engel olmak, tek motivasyonun bu olsa da yeter. Sevmek şart değil.

Kİ!

Ben hayvan sevmemeyi anlamıyorum, anlayamıyorum, benim lügatımda yok bu. Böcek sevmemeyi anlayabilirim. “Ay geçende eve karafatma girmiş çok huylandım” veya “ayy evde kalorifer böceği var eyvah” bunu anlayabilirim ama “ayy kedi iğrenç” veya “ayyy köpek, bu ne” falan yok. “Ayyy kuş, çok tiksinirim”, “Ayyy ağaç mı o, ay karıncalar yürüyordur üzerinde leş”, “ay manolya mı o hiç hoşlanmam, midem almaz” falan… Saçmalık yani. Bunu bir buraya koyayım.

Demem o ki, diyelim hayvan sevmiyorsun, soğuklarda hayvanlara yemek koymak için sadist olmaman yeterli. İlla kafasını sevmen, alıp öpmen, böyle içine sokman gerekmiyor. Mamayı koy git. Diyeceksin ki niye? Niye sosyal devlet var? Niye emekli maaşı denen sistem var? Neden benim vergimle birileri ölene kadar çalışmadan maaş almaya devam etsin? Neden aile hekimliği hizmeti var? Neden ücretsiz muayene var? Parası olan tedavi olsun parası olmayan ölmesin mi? İlla imkanı olmayanı da yaşatmak zorunda mıyız? Neden devlet okulları var? İsteyen gitsin parasıyla özel okulda veya yurtdışında eğitimini alsın? Neden ben devlette okuyan veya şimdi devletteki anaokullarında dağıtılacak yemeğin bir parçası olayım? Neden benim vergilerim, hayatında bir kez devlet okuluna gitmemiş bir çocuk yetiştirdiğim halde, devlet okuluna gitsin?

Neden?

Mal değiliz de ondan? Değil mi? Ruh hastası değiliz! Kötü değiliz! Biz bizden zor durumda olana yardım edebilmeliyiz. O çocuğun karnına sıcak yemek girebilmesi için illa benim çocuğum olması ya da benim çok “çocuksever” olmam gerekmiyor. Kendine bakamayana, yardıma ihtiyacı olana, desteğe ihtiyacı olana kimi zaman münferit çabalarımızla kimi zaman sosyal devletle ve bu devlete ödediğimiz vergilerle, vergilerin yerini bulmasını takip etmekle katkıda bulunmak bizim vazifemiz. Çünkü bu böyledir. Bu üzerinde tartışılacak bir şey değildir. Aynı şekilde hayvanlara yardım etmek de böyle bir şey. Çalışıp para kazanamıyorlar, kendilerine yuva satın alıp kendilerine mama alamıyorlar. Canlılar, varlar, titriyorlar, üşüyorlar, soğukta kalıyorlar, acıkıyorlar. Biz bu aşamada devreye girip sevsek de sevmesek de İNSAN olmayı becermek, yardım etmek zorundayız.

Sözün özü bulunduğun yer ruh hastası doludur, göstere göstere besleyemiyorsundur, gerilla usulü besle Besle kaç. Yok, bir tık normal insanlar vardır, besleme yapabiliyorsundur, o zaman mama koymayı unutma hatta biraz fazla koy. Dışarısı soğuk ve bu garipler sana bana emanet. Bu kadar basit, bu kadar düz ve net.

Gelelim diğer konulara. Nazan Öncel demiş ki ‘7 senedir kendime bir şey almıyorum, diş fırçası dahil kişisel eşyamı 110 parçaya indirdim. Hafifledikçe rahatladım, sırada evi 2+1’e indirmek var, yolun sonunda 2 metre yerde yatıyoruz. Unutma ölüm var diyorum kendime’. Çok doğru demiş. Gerçekten annemin tabiriyle ‘çaputa para harcamayı bırakın’. Kulakları çınlasın biz gidip gidip mağazalardan torbalarla çıktıkça ‘kızım yine bütün paranızı çaputa yatırmışsınız’ derdi. Sonra zaten büyüyor insan. Gerektiği kadar almayı, gerekmiyorsa almamayı öğreniyor. Mağaza gezmeye bile sıkılıyor, Bir şey denemeye üşeniyor. Yaş almakla ilgili bir şey herhalde. Git, arabayı park et, döne döne bütün dükkanlara gir, kabinlerin orada sıra bekle, giy çıkar başkasının giydiği şeyi… Sevgili Nazan Öncel’in bunu kastettiğini düşünmüyorum, muhtemelen “geldik gidiyoruz çok da kasmayın” demek istiyor, daha böyle bir Zen yerden. Ben de buna katılıyorum sadece, ister istemez, aman yaşlılığımızda kenarda paramız olsun, yaşlılıkta çocuğun başına bela olmayalım, bir yatırım olsun” gibi şeyleri de düşünüyorum. Geldik gidiyoruz çok kasmayalım, akıllı olmayı da unutmayalım. Neymiş para gençlikte değil asıl yaşlılıkta lazımmış.

Kıyafet deneme dedim de, bir uyuz salgınıdır gidiyor. Fena. Öncelikle uzmanlar cayır cayır kendini yırtıyor hayvandaki uyuz insana bulaşmıyor diye. Bunu herkes bir aklında tutsun. Prof. Dr. Zekai Kutlubay’ın Milliyet’teki röportajını okumanızı öneririm. Gayet güzel anlatmış kimden kime, nasıl niye geçiyor. Kafanızdaki tüm sorular aydınlanacak. Özetin özetinin özeti ise şöyle; ‘İnsana bulaşan uyuz sokak hayvanlarından geçmiyor’. Aynı şekilde Cilt Hastalıkları Uzmanı Meriç Aksoy’da ekliyor; ‘İstanbul’da özellikle artan yabancı ve mülteci sayısının uyuz vakalarındaki artışta etkisi olduğunu düşünüyorum. Ülkemize düzensiz ve kaçak yolla gelen çok sayıda mülteci riskli grupta olabilir’. 

Yapılan açıklama böyle. Kamyon kasasında ülkeye kaçak giren insanlardan değil uyuz her şey bulaşabilir ki nitekim yıllar sonra kızamık ve suçiçeği vakaları görülmeye başladı. Acaba neden?!

Neyse sevgili, gelip almasınlar sabaha karşı evden. Kimin neye kızacağı belli değil. Kaçak göçmen yok dediler şimdi sen nereden uyduruyosun diye evi basmasınlar. Yok diyorlarsa yoktur. Onlardan iyi mi bilicez. Dimi? Hı? Yok diyolarsa yok. Dimi?

Kendine iyi bak bu ara sevgili okur. Sokakta yürüyeceksen dikkat et düşüp bir yerini kırma. Dediğim gibi sokak hayvanlarına mama bırakmayı unutma, sıcak çayını iç, hasta olma. Biz birbirimize lazımız daha. Kendine dikkat et tamam mı?

Güzel bir hafta dilerim. 

XXX

Not: Yazılarımla yeni tanışanlar için bu not (bu notu zaman zaman ekliyorum araya mecburen). Ben yazılarımı konuşma diliyle yazıyorum. Bu çok uzun yıllardır bu şekilde. Newsweek Türkiye’de köşe yazıyordum orada da böyleydi, Hürriyet’te yazıyordum orada da böyleydi, hep böyle oldu. Bu yeni bir durum değil siz benim yazılarımı yeni okumaya başladınız sadece. Bu sebeple “yapıcam değil yapacağım” diye bana düzeltme göndermekle uğraşmayınız, o benim için yaklaşık 18 senedir “yapıcam”.

DÜZENLİ OLARAK KÖŞE YAZILARIMI TAKİP EDEBİLMEK VE YAZI ARŞİVİM İÇİN:

www.mehtaperel.com 

www.mehtaperel.wordpress.com

www.mehtaperelarsivyazilari.wordpress.com

instagram.com/mehtaperel

twitter.com/mehtaperel

Bu adreslere de eliniz alışsın, favorilerinize kaydedin hatta, siteler çöküyor, server’lar kapanıyor, yazılımlara bug giriyor, sonuçta internette yazdığımızdan adresler kapanabiliyor. Sonra aramayın nerde bu kadın diye, ben her pazartesi üstteki üç mehtap’lı adreste yazılarımı güncelliyorum)