KONUŞMAYA DOYAMAMAK

Hiç inanmazdım bunun olacağına, ben hep çok konuşan biriydim ama son yıllarda artık kendimi susarken buluyorum. 

Sanırım böyle bir şey -yaş almak diye kibar söylemek istiyorum ama- yaşlanmak sanki. Bir şey demeye üşenmek falan. 

Oysa, 

mesela bakıyorum, bazı insanlar benden daha ileri yaşta oldukları halde, o ne hırs, o nasıl bir tartışma, konuşma, anlatma azmi. Nasıl bir enerji. Mesela politikacılar, devlette çalışan bazı insanlar, bir şey başkanları falan, siyasi figürler, tartışma programı insanları, bazı doktorlar, bazı uzmanlar, bilim insanları… Tanrım bu ne gevezelik, ne bitmek tükenmek bilmez enerji. Aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmaya sıkılmıyorlar mı?

Mesela bir uygulama var ya cluphouse diye, yahu bu nasıl bir konuşma sevgisidir. Hiç mi dinmiyor? Mesela twitter’da da konuşma odaları yapmışlar, adam yazıyor yazıyor yazıyor, hızını alamıyor bir de odaları gezip anlatıyor. 

Delirdi herhalde herkes. Ya da herkes çok yalnız. Çünkü ev dolu olsa bu mesaiye zaman nasıl olabilir? ya da herkes kafasına göre mi takılıyor? Nedir? 

Yasaklar yüzünden mi? İnsanlar dışarda sosyalleşmedikçe buraya mı kayıyor acaba? Ben anlamadım bu gevezeliği, bu yorulmak bilmezliği. Bu mesela dikkatimi çeken bir şeydi bu ara. Ben bir miktar sustukça herkesin ne kadar çok konuşma ihtiyacı hissettiğini fark ettim. İlginç değil mi? 

Oysa gerçekten, daha az konuşup daha çok dinlemek çok keyifli. Çoğunlukla da dinlemiyorsun zaten, kendi dünyana dalıp gidiyorsun, aman ne yorucam kendimi? Ömürler geçiyor baksana, bıdı bıdı bıdı, vız vız vız ne senle ne kendimle kendimi yormaya gerek var mı yani? 

XXX

Olan biten tuhaflıkların farkındasındır sevgili okur. Geçen hafta yazmadım çünkü gündem çok karışıktı, ne yazsam araya kaynayacaktı, dedim sal gitsin. Biz susalım millet konuşsun bakalım neymiş. Her şey gibi bu olan biten de normalleşti. Ne acayibiz değil mi? Her şey olağanlaşıyor. Hiçbir şey tuhafımıza gitmiyor. Nasıl bir ahlak erozyonuysa artık. Nasıl bir tüm etiklerimizden sıyrılmaysa, geçtim şaşırmayı falan, itiraz da yok yani. Bir kanıksama, bir “eh bilmiyor muydunuz” halleri. 

Ayıplamak bile bitti. 

Hiçbir şey ayıp değil. Kimselerde etik derdi kalmadı. Ahlaki üstünlüğü korumak derdi değil kimsenin. Sen-ben için konuşmuyorum elbette, şu olanların bize dokunuyor olması bizim o kafada olmamamızdan zaten de geneli diyorum, bu nedir be güzel kardeşim. Ne yaşıyoruz biz?

XXX

Aşı olmayı bekliyoruz her ölümlü gibi. Her ölümlü demeyeyim tabii. Aşı olunca zihninin kontrol edileceğini, uzaktan kumandayla kısırlaştırılabileceğini falan düşünen arkadaşları geçiyorum şu an. Makul bir kısım insan olarak aşı olmayı bekliyoruz. Aşı da hala Word doküman formatında olduğundan sıkıntı var tabii. Kağıt üstünde bir aşı var evet ama aşı burada değil ya, olamıyoruz. Biz olamadığımızdan, yani 40 yaş üzeri dendiği anda sayı yüksek olduğundan azınlık gruplarını aşılayıp şekil yapıyorlar. Şunları aşıladık diyorlar bakıyorsun 2000 kişi. Bunları aşıladık diyorlar bakıyorsun 100bin kişi. Bitti gitti. Kalem kalem sayınca şu grubu aşıladık bu grubu aşıladık böyle zengin duruyor sanılıyor sanırım ama biz aşılanmadık işte. Çocuklarımız da aşılanmadı. Benim oğlum yurtdışına gidecek aşı olmadı. Nasıl olacak peki? Saçmalık. Bu işi burada beceremezler mecbur gidip olucaz bir yerlere napalım. Saçma sapan bir para harcayıp, bilmem kaç gün gittiğimiz ülkede karantinada kalıp, iki doz arasını bekleyip dönüp gelicez herhalde. Tabii. Yıllardır çatır çatır vergilerimizi ödüyor olmanın ödülü olarak aşılanamadığımızdan ötürü emeği geçenlere teşekkür ederiz. Bekliyoruz öyle.

XXX

Bu yasaklar bitmeyecek değil mi? İyi oldu böyle. Kademeli fıtı fıtı falan geç onu. İyi oldu böyle belli ki. Gece 24:00 gibi girecekmişiz eve mesela. Ben sanıyorum bu kalıcı “tedbirlerden” olur. Bu, alkol satışı vs. Diyeceksiniz ki yok canım burası turizm ülkesi falan… Bu kurallar turistlere değmiyor ki, bunlar sana bana. Turistler açısından sıkıntı yok. Aksine biz kim köpeğiz ki turistlerle birlikte 24:00 den sonra eğlenelim, hafta sonu sahile yürüyüşe gidelim dimi?

XXX

Yeni yaşam kurallarının açıklanmasını bekliyorum. Ne dersin Pazar günleri sokağa çıkma yasağı devam edecek mi? Cumartesi günü bira alınabilecek mi? Temmuz gibi aşı sırası gelecek mi? Zeki Müren bizi görecek mi?

Ne garip bir hayat oldu bu sevgili okur. Sanıyorum “bunlar daha iyi günlerimiz”. 

İyi kalmanı dilerim. 

XXX

Not: Yazılarımla yeni tanışanlar için bu not (bu notu zaman zaman ekliyorum araya mecburen). Ben yazılarımı konuşma diliyle yazıyorum. Bu çok uzun yıllardır bu şekilde. Newsweek Türkiye’de köşe yazıyordum orada da böyleydi, Hürriyet’te yazıyordum orada da böyleydi, hep böyle oldu. Bu yeni bir durum değil siz benim yazılarımı yeni okumaya başladınız sadece. Bu sebeple “yapıcam değil yapacağım” diye bana düzeltme göndermekle uğraşmayınız, o benim için yaklaşık 18 senedir “yapıcam”.

DÜZENLİ OLARAK KÖŞE YAZILARIMI TAKİP EDEBİLMEK VE YAZI ARŞİVİM İÇİN:

www.mehtaperel.com 

www.mehtaperel.wordpress.com

www.mehtaperelarsivyazilari.wordpress.com

instagram.com/mehtaperel

twitter.com/mehtaperel

Bu adreslere de eliniz alışsın, favorilerinize kaydedin hatta, siteler çöküyor, server’lar kapanıyor, yazılımlara bug giriyor, sonuçta internette yazdığımızdan adresler kapanabiliyor. Sonra aramayın nerde bu kadın diye, ben her pazartesi üstteki üç mehtap’lı adreste yazılarımı güncelliyorum)