KISA BİR ARANIN ARDINDAN

Sevgili okur, merhaba canım benim, napıyorsun iyi misin? Özledin mi beni? İki haftadır yoktum, vallahi biliyorsun pek iyi değildim, Lübnanlı doktor duman etti beni. Toparlanıyorum yavaş yavaş çok şükür, ne varsa bizim eski hekimlerimizde var vallahi. Düzeltmeye çalışıyorlar beni şu an. En son gözlerim kocaman Nadir Hocam canım benime (Prof. Dr. Nadir Kaya) sakın ben ölmeden ülkeyi falan terk etmeyin derken buldum kendimi. Doktorlar gidiyor ve Nadir Hoca gitse mesela ben başka nereden kendime doğru düzgün gastroentoloji uzmanı bulucam? Ya ne zor bir şey bu spesifik uzmanlıkların iyisini bulmak.

Gerçi sırf bu mu? Hatırlıyorsun değil mi ayağımı kırmıştım ben. Anlı şanlı bir hastanemizin Bahçeşehirdeki tıp merkezine gittim. Orada da (bu kez bizim doktorlardan biri hatta) iki ayrı röntgen çektirip, sonuçlara bakıp, bir şeyiniz yok demişti, ağrı kesici merhem verip göndermişti. Meğer kırıkmış. Hatta bir müddet daha üstüne basmaya devam etsem çivi çakmalık hale gelecekmişim. Düşün. Adam röntgende gördüğü kırığı anlamıyor ama mezun olmuş. Hatta o zaman demiştim. O röntgeni alıp benim kedinin veterineri Hasan Hocaya götürsem kırık bu derdi yani. Hatta Hasan Hoca bize, Kuzu’yu kontrole geldiğinde kendisine de söyledim. Acil böyle düşer de kalkamazsam buralarda, Bahçeşehirdeki o yer yerine size gelicem en azından röntgende ne gördüğünüzü anlar, kırıksa kırık dersiniz demiştim. Ciddiyim ya. Ciddiyim yani. Bizim veteriner şu an ortalıkta hasta bakan bir sürü doktordan iyi vallahi. Ve kalan iyi doktorlarımız da gidecek diye aklım çıkıyor inan sevgili okur. 

Neyse bu kadar hastalık yeter, baydım seni de. Diyeceksin kadın gitti hastalık geldi hastalık. Haklısın ama yaşlandık be sevgili okur. Ne olacak yani bu saatten sonra? Hastalık konuşucaz işte.

Gelelim gündemin diğer maddelerine. 

Cumhurbaşkanı kızdıklarına “sürtük” demiş. Yüce Türk Milleti diye tanımlanmaktan “sürtük” diye tanımlanmaya geçiş acılı tabii. Diyebilir ki bazıları, kardeşim bizim Gezi olaylarıyla alakamız yok, bizlik bir konu değil… Dememeli bence öyle, çünkü yarın kimlerin “istenmeyen insan” olacağı belli mi? Bugün Geziciler sürtük olur yarın başka birileri. Sanıyorum sıkıntı “benden değilsen sürtüksün” kısmı. Bugün ben, yarın sen. O taraf değilsen bertaraf oluyorsun. Fena yani.

Zamlarla aran nasıl sevgili okur? Eğleniyor muyuz? Her şeye fena halde zam gelmişken ev kiralarına gelmeyecekmiş. Yani geçen sene insanlık dışı bir zam yapmadıysan, iyi niyetli bir insansan bu senin geri zekalılığın. Çünkü bu sene her şeye “kağıt üstünde” %75 gerçekte %160 zam gelmişken sen sadece %25 zam yapabileceksin. Bu esnada evin var diye verdiğin gayrimenkul vergisi, bu gayrimenkulün Dask’ı, gelen kiranın gelir vergisi, ve evin-sitenin genel yıllık bakım masraflarını düşününce malı mülkü kiraya vermeyip boş tutarsan daha çok kardasın. Valla öyle. Yada saatlik kiralayacaksın. Tüm mal sahipleri pezevenkliğe geçsin bence. Ya sürtüksün ya pezevenk tarafını seç sevgili okur. 

Töbe töbe.

“Köşe yazısında pezevenk yazmak ve hükümetin açıkladığından farklı enflasyon oranları yazarak halkı kin ve düşmanlığa sevketmekten 6 yıldan başlamak üzere hapsine…”

“Evleri saatlik kiraya verme önerisi yaparak genel ahlakı bozduğu için en az üç yıl olmak üzere hapsine…”

Zor sevgili okur, zor.

Neyse. Levent Gültekin’in Halk TV’deki programı kalktı. Valla üzüldüm. Neden yaptılar ki böyle bir şeyi? İzliyordum ben onu. 

Levent Gültekin & Murat Sabuncu. 

Kadri Gürsel & İsmail Saymaz

Nevşin Mengü

Perdenin önü arkası

Orta sayfa 

Bunları izliyordum iyiydi yani. Neyse umarım Levent Gültekin kendi utube kanalını açar. Orada istediği gibi söylensin şikayet etsin. Hatta arada Sarhan’ı konuk alsın. Beraber mutsuz olsunlar. Benim kocam da aynı onun gibi asla memnun olmuyor, ikna olmuyor, beğenmiyor. İkisi karşılıklı tüm yaşama enerjimizi emerler, şahane olur. 

Bu haftalık bu kadar sevgili okur. Rica ederim kendine iyi bak, sağlığına dikkat et, kafanı ferah tut, olanlara bitenlere çok moral bozmamaya çalış. Bu günler de geçecek. Mideyi bağırsağı yırtmadan, kafayı oynatmadan atlatmaya bakalım. Kocaman sevgiler yolluyorum sana. Beni beklediğin için, merak edip ulaştığın için teşekkür ederim. İyi ki varsın.

Güzel bir hafta dilerim. 

XXX

Not: Yazılarımla yeni tanışanlar için bu not (bu notu zaman zaman ekliyorum araya mecburen). Ben yazılarımı konuşma diliyle yazıyorum. Bu çok uzun yıllardır bu şekilde. Newsweek Türkiye’de köşe yazıyordum orada da böyleydi, Hürriyet’te yazıyordum orada da böyleydi, hep böyle oldu. Bu yeni bir durum değil siz benim yazılarımı yeni okumaya başladınız sadece. Bu sebeple “yapıcam değil yapacağım” diye bana düzeltme göndermekle uğraşmayınız, o benim için yaklaşık 18 senedir “yapıcam”.

DÜZENLİ OLARAK KÖŞE YAZILARIMI TAKİP EDEBİLMEK VE YAZI ARŞİVİM İÇİN:

www.mehtaperel.com 

www.mehtaperel.wordpress.com

www.mehtaperelarsivyazilari.wordpress.com

instagram.com/mehtaperel

twitter.com/mehtaperel

Bu adreslere de eliniz alışsın, favorilerinize kaydedin hatta, siteler çöküyor, server’lar kapanıyor, yazılımlara bug giriyor, sonuçta internette yazdığımızdan adresler kapanabiliyor. Sonra aramayın nerde bu kadın diye, ben her pazartesi üstteki üç mehtap’lı adreste yazılarımı güncelliyorum)