CORONA MİKROBU

Merhaba sevgili okur. Elbette seninle Corona mikrobunu konuşacağız, başka ne olabilir ki? Şu şartlarda en mühim bu değil mi? 

İzin verirsen önce çok garibime giden bir durumdan bahsetmek istiyorum. Malum her konuda olduğu gibi bu konuda da herkesin ama heerrrrkesin bir fikri var, herkes uzman. İnanılmaz. Aynı insanlar dolar düşünce de konuşuyor salgın hastalık olunca da. Kimse kendine bir hop, ben ne yapıyorum demiyor. Televizyonlarda durum buymuş (normal bir televizyon programı izlemeyeli çok oldu, twitter paylaşımlarından, kısa kesilmiş video ve ekran görüntülerinden gördüğüm kadarıyla söylüyorum), sosyal medyada da durum daha farklı değil. Aylık 140 liralık internet paketi olan herkes her şey. Öyle bir dönem. Yalnız insan diyor ki salgın hastalık söz konusuysa hani bir tık susarlar mı? Yok. Onu da herkes biliyor.

Bir dalgacı kitle var. Hiçbir şekilde ciddiye almayan kitle. Her tür aktivitesine aynen devam ediyor ve hiç umursamıyor. Okullar kapandı diye kızıyor, sokağa çıkmayın diyenlerle dalga geçiyor. Herkes geri zekâlı bir o zeki. Öyle düşünüyor, buna inanıyor. “Yea bırakın allaşşkına yaaaa” tadında, sürekli kafası “iyi” gibi yaşayan değişik bir tür.

İşi ciddiye almayan ama komplo teorisi üretmekten de geri kalmayan kitle. Sanıyorum bu arkadaşlar kendi “feys” hesaplarının FBI tarafından takip edilmemesi için “DİKKAAT!!” Başlıklı yazılar paylaşan kitleyle aynı. Bu kitle “Mikrobu İsrail üretmiş, yok yok Amerika üretmiş Çin’e biyolojik silah atmış, yok aşı firmaları zengin olmak için üretmiş, Türklere geçmiyormuş, aMüslümana gelmiyormuş” falan diye geziyor. Bu tür üsttekinden daha az sıkıcı Allah var. En azından bir hikaye anlatıyorlar. Giriş, gelişme, sonuç var.

Aşırı korkan bir grup var. Bunlar şu an markette maske, eldiven, gözlük gezen kitle. Siz gördünüz mü bilmiyorum ama ben gözlük dahil bir hanımefendi gördüm. Yanlışlıkla boğazın gıcık yapsa öksürsen bir tane kafana sıkabilir. O derece. Bu modeller muhtemelen dahil oldukları whatsapp gruplarında da korkunçlu içerik paylaşanlar. Ölenli videolar, nerden bulduklarını kestiremediğimiz ağlamsık “büyükbabamı italya’da kaybettik” li yazılar bu tiplerden geliyor. Bu tür sadece kendisi korkarak yetinemiyor herkesin en az kendisi kadar korkmasını istiyor. 

Bu üç türün ortak özelliği ise, her tür diğer türün geri zekalı olduğuna yürekten inanıyor. 

Durum gerçekten karışık.

Ben nerede duruyorum?

Ben şöyle düşünüyorum sevgili okur, olayın başlangıç kısmı beni çok ilgilendirmiyor. Yok şu şuna biyolojik bilmemne yapmış, yok bilmemne firması Trump’ın kayınçosuymuş aşı satacakmış falan… Bunlardan bana ne?

Bana ne?

Ben şuna bakıyorum, ne sebepten olursa olsun ortada bir mikrop yüzünden ölen insan var mı yok mu?

Ölümler gerçek mi?

Televizyondaki medya maymunlarından hariç (istisnaları tenzih ederim) gerçek bilim insanları ne öneriyor?

Hijyenin koşulları belli mi?

Bulaşıcı hastalıkla baş etmek için yapılması gerekenler belli mi?

Elimden geldiğince, delirmeden ama savsaklamadan da gerekeni yapıp, sakin sakin takılıyorum.

Bizde kedi var, ben kedi kumu temizliyorum, biraz da titiz bir insanım, o sebepten bizim evde (herkes çok zararlı, iyi bakterileri de öldürüyor” dediği halde, mikrop kırıcı sıvı sabunlardan kullanıyorduk bunu kullanmaya devam ediyoruz. 

Yine aynı sebeplerden artı olarak kokularını beğendiğimizden evde Eyüp Sabri Tuncer- Okyanus, Pomellos – Keep in Touch ve North Water, Rebul-Mandarine ve bir klasik olarak Selin Limon kolonyası vardı, onlara devam ediyoruz. Salgın yokken de tavsiye ederim. Erkeksi kokular olmakla birlikte çok taze ve hoşlar. 

Bizim buradaki medikalciden oğlumun okul çantasına, eşimin arabasına ve kendi çantama dezenfektan sprey aldım. Okullar açılınca kullanır.

Kapalı yerlere girmemeye çalışıyoruz ama markete falan gidiyoruz haliyle.

Açık havada yürüyüş yapıyoruz, yasak olana kadar da yapacağız havalar iyi giderse, çünkü cidden tecrit olduğumuzda tecrit olmayı planlıyorum öncesinden itibaren değil. 

Bu, bu kadar.

Eve ne stokladın derseniz, bol yumurta, beyaz peynir, yulaf, süt, fıstık ezmesi, altınbaşak, konserve bezelye, şarap ve evet, tuvalet kağıdı aldım. 

Bu, bu kadar. 

Şarap, peynir, internet, netflix, ailem olarak, biz tamamız.

Her şeyi mükemmel halletmişim gibi görünüyor olabilir ama hayır. 

Oğlumun gym’e gitmesine mani olamıyorum mesela. Gidiyor, beni dinlemiyor. Uyması gereken sterilizasyon kurallarını anlattım. Annem, babam, kayınvalidem ve kayınpederimle görüşmeyi bıraktık ama yine de… Bu satırları okuyan annem bana feci kızacak, anne kızma Atahan’ı biliyorsun, kabul etmediği bir şeyi zorla yaptıramıyorsun, gym kapanana kadar gidecek belli ki, o sebeple kimseyle görüşmüyoruz, kendi içimizde çözeceğiz mikrop gelirse de.

Mükemmel plan diye bir şey yok. Problemleri önümüze geldikçe çözerek ilerliyoruz. Şu ara tek dileğim oğluma “ben demiştim” dediğim şeylere bir yenisi eklenmemesi. 

Bizde durumlar böyle sevgili okur. Dilerim sende daha iyidir. Dilerim ülkecek daha kötüye gitmez.

Herkese sağlıklı haftalar dilerim. 

XXX

Not: Yazılarımla yeni tanışanlar için bu not (bu notu zaman zaman ekliyorum araya mecburen). Ben yazılarımı konuşma diliyle yazıyorum. Bu çok uzun yıllardır bu şekilde. Newsweek Türkiye’de köşe yazıyordum orada da böyleydi, Hürriyet’te yazıyordum orada da böyleydi, hep böyle oldu. Bu yeni bir durum değil siz benim yazılarımı yeni okumaya başladınız sadece. Bu sebeple “yapıcam değil yapacağım” diye bana düzeltme göndermekle uğraşmayınız, o benim için yaklaşık 17 senedir “yapıcam”.

DÜZENLİ OLARAK KÖŞE YAZILARIMI TAKİP EDEBİLMEK VE YAZI ARŞİVİM İÇİN:

www.mehtaperel.com 

www.mehtaperel.wordpress.com

www.mehtaperelarsivyazilari.wordpress.com

Instagram:mehtaperel

Twitter: mehtaperel

Bu adreslere de eliniz alışsın, favorilerinize kaydedin hatta, siteler çöküyor, server’lar kapanıyor, yazılımlara bug giriyor, sonuçta internette yazdığımızdan adresler kapanabiliyor. Sonra aramayın nerde bu kadın diye, ben her pazartesi üstteki üç mehtap’lı adreste yazılarımı güncelliyorum)