SOSYOLOJİ GİBİ MAGAZİN

Hadi biraz “magazin” yapalım mı? Adı magazin ama bildiğin sosyoloji … Cidden

“Adamlar bazen aldatacak mecburen”

Hülya Avşar Aşkım Kapışmak’a “erkek arada sırada aldatmak zorunda” minvalinde şeyler söylemiş. Ben fazla televizyon seğretmediğimden (sadece spor esnasında) sadece sosyal medyada paylaşılan kısa klibi gördüm. Konuşmanın başı sonu ne bilmiyorum. İzlediğim kadarıyla yapacağım değerlendirme şu olacak. Seren, Gülben, Yeşim falan derken… Tüp mide ameliyatlı şarkıcılar, anoreksiyadan bayılanlar, aldatırken yakalananlar derken, Acun’un düğünü Şeyma’nın yeni sözleşmesi, Bülent Ersoy’un programı, Demet Akalın’ın Türkçesi, yeğeniyle aşk yaşayanı, gelinliğiyle pişti olanı derken gündemde kendine yer bulamayan yılların zeki ve akıllı ve uyanık Hülya Avşar’ı en iyi bildiği işi yapmış. Gündemi meşgul eden herkese 3 dk içinde “kaçılın bakayım bi” demiş. Yoksa aldatma durumu karşısında koca boşadığını “Ne Ferayesi?” Vakasının hemen ardından Kaya Çilingiroğlu’nu boşamasından biliyoruz değil mi? Ki gerçekten kocasını sevmiş bir kadın olarak onurundan taviz vermedi… Dolayısıyla…

#kocamadokunma

Seren Serengil bir “heştek” başlatmış galiba #kocamadokunma ?? Gibi bir şey. Kocamıza ellemeyin, kocamızı ellemeyin, kocamızın aklına girmeyin minvalinde. Seren Serengil’in çok naif bir tarafı var. İşte hep bu naiflikten kocaların böyle saf-salak kandırılıp kafalanıp alıkonulabilen şeyler olduğunu düşünmesi. Hak yemeyeyim belki öyle saftiriği “kandırılılanı” da vardır da… Bu aldatılmalarda adamın da kadın kadar sorumluluğu, suçu, bilinci var. O “adamın” aklını çelmeye çalışan kadın varsa, adam da akıllı olacak düşmeyecek o oyuna. Hayır demeyi bilecek. Kocalara ellemesinler evet de kocalar da kendilerini elletmesin bi zahmet.

Acının hafifleyememesi

Yeşim Salkım aklıbaşında, entellektüel, zeki, başarılı, derin, güçlü… Gülben Ergen’i öyle bir silkeledi ki… O canlı yayına bağlanıp çok kızma videosunu izledim.  Aradan geçen bunca yıl ardından hala bu kadar dün olmuş gibi kızgın olmasına da üzüldüm açıkçası. Yeşim Salkım benim iyi arkadaşım olsaydı derdim ki ona “bu kocadan ayrılma işinin sana bu kadar çok dokunduğunu sanki bu kadar çaktırma, millete ‘yahu kadına amma oturmuş o adamdan ayrılmak’ dedirtme artık, geç artık burayı” Evet, davasında haklı, yuvasının yıkıldığını söylüyor tamam, konu kocadan ayrılmak değil bir başka kadının araya girmesinin kırgınlığı anladım… Ama tamam artık…

“Araba bıçaklanması” kavramı
Gülben Ergen … Adını tam koyamadığın bir şekilde bazı insanlara güvenemezsin. Sebebi yok, tam açıklamak da mümkün değil ama bi türlü o enerji, elektrik tutmaz. Bir şeyler çok da sahici gelmez hani. Evet bu… Sahici bulamamak… Hani ağzıyla kuş tutsa kanatları arar gözün içerde mi dışarda mı… Öyle bir şey işte…

Irkçılık
Acun Ilıcalı konu öyle değil demiş. “Hayır öyledir” diye ısrar edecek değiliz değil mi? Orda değildik sonuçta. Böyle durumlarda öncelik kişilerin açıklamalarında. Yıldız Tilbe “ben ırkçılık yapmadım, çekemiyorlar beni” demiş. … Öyle diyorsa öyledir. Ben de yapmadığına, yapmayacağına inanmak isterim.

Bu hafta böyle daha… Daha az stresli konulardan bahsetmek istedim. Kadına şiddet rakamlarından da, Pendik’te bir lise’de öldürülen genç kızdan da, bonzai içen servis şoföründen de, çocuk pornosunda dünya üçüncüsü olduğumuzdan da, Topkapı Sarayı Hasbahçe’nin Unesco dünya mirası listesinde ve 1. Derece sit alanıyken 3.derece sit alanına değiştirilip imara açıldığından da, görevden alındı diye sevinilen bağzı belediye başkanlarının yakın gelecekte karşımıza Bakan olarak çıkacakları dedikodularının da, hayvanlara yapılan işkencelerin de, atanamayan öğretmenlerin de, hapishanede doğum yapan kadın tutukluların da, deprem sonrası toplanma alanlarının neredeyse tamamına yakın kısmının avm ve apartmanlarla dolduğunun da…

Ben de farkındayım, siz de farkındasınız ve…

Neye yarıyor bunları biliyor olmak? Hangisini değiştirebiliyoruz? Neye yetiyor gücümüz?

O sebeple…

“Değiştiremeyeceğimiz şeylere dayanma gücü” diliyorum bu hafta hepimize.

Değiştirebileceğimiz fazla da bir şey kalmadı zaten…