İLK HAFTAYI ATLATTIK

İLK HAFTAYI ATLATTIK

Hepimize geçmiş olsun
İlk haftayı bir bomba patlatmadan atlattım ya bana daha bir şey olmaz. Beni haftanın 2-3 günü haber dosyası ile bekleyen veya yeni tanıyıp “Bu kadın kim yahu?” diye buraya gelen okurlara da bir durum özeti geçmeli bu hafta diye düşündüm.

Melek geçen hafta ilk beş bölümünü tamamladı. Hem izleyiciye olan saygımızdan hem üzerimizdeki yükün ağırlığından hem içinde bulunduğumuz kurumun büyüklüğünden hem de kendimize olan saygımızdan…

Ve daha pek çok sebepten dolayı çok heyecanlıydı bütün ekip. Bir sabah programı hazırlanıyor, 3 saat sürecek ama sabah programlarının hali ortada… Ne öyle olacak ne böyle, ne varoş olacak ne snob, ağlatmayacak, katil dede aramayacak, göbek atmayacak… Ama hayatın içinden olacak, ayağı yere basacak, eğlendirecek, bilgilendirecek… Zor yani…

Bu sebeple ilk haftayı GALA HAFTASI ilan ettik. Sevdiğimiz konukları sohbetimize çağıralım, konuşalım, gülelim, biraz dedikodu yapalım diye düşünülünce…

Oraya anne-bebek-çocuk-aile-yaşam-karı koca-ilişkiler konularında haber dosyası yapmak için çağrılmış, aslında bir mizah yazarı ve gazeteci olan bendeniz…

Doğuştan tiyatrocu ve muhteşem mizah ve doğaçlama ustası Melek Baykal ile çok güzel anlaşınca, kendi aramızda kuliste, kuaförde şakalaşıp gülmeye başlayınca…

Zaten (ve samimiyetle) magazinden haz etmeyen ve sevmeyen Melek Abla yapımcımız “OLMAAZZZ!” diye kendini yırtsa da, konuklarla sohbet ve magazin kısmında yanında bir magazin gazetecisi yerine beni istedi.

Çünkü biz cidden ve ilk tanıştığımız dakikadan itibaren sevdik birbirimizi…

Hülya: O bir buçuk saatlik bölüme, bıd bıd bıd ekonomi politika gündemi gibi olmasın diye magazin yerleştirelim ara ara. Gazetelerde çıkacak haberleri konu alın. Bu kısım için bir magazin gazetecisi olsun senin yanında Melek. Senin o taraklarda hiç bezin olmaz, yanına bir magazinci oturursa o konuşmaların içeriği de dolu olur.

Melek Abla: E, Mehtap var işte gazeteci. Mehtap okusun ne okunacaksa, Allah Allah!

Hülya: Ya Melek, yapma gözünü seveyim, Mehtap ne anlar magazinden?

Melek Abla: Aman canım sen de! Anlayıp n’olucak? Magazin programı mı yapıyoruz? Orada üç dakika magazin konuşulacaksa, okusun çocuk, öğrensin işte! (bana dönerek) Oku, öğren çocuğum! Öğrenmenin yaşı yok biliyorsun, sana bir dedikodu öğretenin kırk yıl kölesi ol gerekirse…

Ben: Ehehihehe Melek Abla börek yiyelim mi? Kıymalı?

Melek Abla: Sen şu saçlarını indir önce, tavus kuşu gibi kabartmışsın kendini yine. Kafanın şu benim yelpazeden bir farkı olsun.

Ben: O benim tarzım ama, ben böyle kabarık ve dağınık saçlarla çok seksi buluyorum kendimi.

Melek Abla: Kime seksapel yapıyorsun gözün oynamasın senin serseri!

Hülya: Al işte bak! Ben burada ne diyorum bu börek derdinde buyur! Melek bak bu kadın gelsin anne, bebek, çocuk, ilişkiler… Bildiği işi yapsın gitsin.

Ben: “Bu kadın” mı olduk şimdi? Nankörsün Hülya nankör! Sana börek yok, ehahahi.

Melek Abla: Nerenin böreğiymiş? Çok yağlı değilse yiyelim. Geçen de vardı börek ama böyle vıcık vıcık bir batman yağ kaldı tabakta.

Hülya: Yok ben aklımı kaçırıcam burada, gerçekten, midem ağrıyor, sinirlerim harap oluyor.

Ben: Sevgili hanımlar, Melek Programının yapımcısı Hülya Sepken, yardımcı sunuculardan Mehtap Erel magazin gündemine hakim değil diye mide spazmı geçirdi. Yapılan ilk yardım tedavisinin ardından “gırk” yapan Sepken basın mensuplarına “Ya bu kadını al ya beni Allahım”  dedi. Ahahaha, al sana magazin, yaptım mı yaptım işte, ehehehe.

Melek Abla: Yaptı çocuk işte! Aferin Mehtabım!

Hülya: Yahu Melek, bitanem, bu kadının işi değil magazin. Garip bir laf edecek, şarkıcı-türkücü tanımaz,….

Melek Abla: Etmez etmez ters bir laf! Ederse ben bir tane vururum ağzına! Etmezsin dimi çocuğum?

Ben: Melek Abla bu hususta ben de zaman zaman korkuyorum kendimden, yani çok istiyorum bir garanti vermeyi ama bazen rüyamda bizi Okan’ın programında kamera arkası olmuş halde görüyorum. Ben abuk sabuk bir laf etmişim, Okan görüntüyü durduruyor, sen gözlerini kocaman açmış bana bakıyorsun. O esnada Okan “DUR!” diye bağırıp çubukla ekrana vurarak “Kim çıkarttı bunu ekrana?!” diye benle kafa yapıyor, böyle ter içinde uyanıyorum, ahahahaha… Neden sessiziz? Şaka yaptığım biliniyor değil mi?

Hülya: Komik mi bu? Sen komik mi buluyorsun bunu? İlk defa sunuculuk yapan biri için komik değil bu, kariyerinin sonu demek bu!

Ben: Benim yazarlığımı kimse elimden alamaz, hangi kariyerimin sonu? Hiçbir şey yapamasam kitap yazarım ben! Neyin sonu, kim bitirecek benim kariyerimi? Kalem benim elimde! En fazla program yapamam! Allah Allah ne var yani?

Hülya: Ondan tehlikelisin işte. Biri hakkında bir şey yazsa canlı yayında fıttırıp olur olmaz konuşmayacağının garantisi yok. Yahu kendi dosya bölümünde pedagog lafını kesti diye kadını bozdun!

Ben: Ben olduğum gibi doğal davranıyorum! Türkiye’nin artık gerçek insanlara ihtiyacı var. İzleyici doğal kadınlar istiyor. Bunu nerden biliyorsun diyebilirsin, de zaten, ehehehehi, bilmiyorum öyle hissettim.

Hülya: DAVRANAMAZSIN! KONUĞA TAVIR YAPAMAZSIN! O SENİN MİSAFİRİN! CANLI YAYIN!

Melek Abla: Ay bağırma gözlerini aça aça! Deli mi ne! Sen böyle yaptıkça bu iyice kuduruyor sonra ben uğraşıyorum yayında!

Ben: Sen uğraş benle Melek Abla! Aşşşkıııımmmm! Dur öpücem! Yerim seni! Türkiye’nin Meleği! Viktorya’nın Meleği! Bikini modelim, Adrianam Limam benim! Seksi Meleğim, ehehihehe.

Melek Abla: (fön fırçasını bana atarak) Tü Allah kahretmesin seni, serseri! Fırçayı ver! Seksi Melekmiş! Dalga mı geçiyorsun sen benle!

Ben: Oy kızarmış kankasına, ay yermiş kankası onu, ehihehe, muuucccckkkk, oh, bal bal.

Melek Abla: Cıvık! Sabah sabah bu ne enerji ya? Hiper misin aktif misin? Bir kır kıçını otur, şurdan iki tane gazete eki falan oku. Sabahın altısında Hülya’yı bağırttırıyosun, kafam şişti ya, bu ne! Daha kahvaltı etmedik…

Ben: Tamam aşşkıımm, meleklerin en kanatlısı, sabahların starı, börek yiyelim mi bir yandan?

Hülya: B*k ye!

Melek Abla: Yiyelim börek. Ama peçeteye emdirsinler ısıttıktan sonra. Böyle mıç mıç yağın içinde gelmesin, ağır oluyor öyle. Çay da içelim. Hülya sen de ağzını bozma! Sana da geliyor şimdi fön fırçası!

Sonuç olarak ilk hafta size sürpriz ve hoşluk olsun diye benim de dahil olduğum sabah sohbetleri, yapımcımız Hülya Sepken ve Star TV yönetimi tarafından “henüz bir hadise yaratmamış olmam gerekçesi ile” için bir müddet daha devam edecek. Bu esnada haftada 2 gün ben haber dosyamızı yapmaya devam edeceğim. Bu da bir değişiklik olmazsa Çarşamba ve Cuma günleri olarak belirlendi şimdilik.

Bu vesileyle, tüm magazin gazetecilerinin affını istiyorum. Çünkü gerçekten kim kimdir ve daha önce kimlerleydi, nerede kimle görüntülenmişti ve şimdi bu diğeri ile olması neden bu kadar mesele kısmında çok zayıfım. Yine de okuyorum, magazin programlarını izliyorum, öğrenmeye çalışıyorum yani. Kendi dosyalarımı yaptığım kısımda zaten mesele yok, o benim bildiğim iş. Demeye çalıştığım dedikoduda zayıf olduğumun farkındayım, severim ama bayıldığımı da söyleyemem. Ama en azından düzgün bir gazeteci ve yetenekli bir mizah yazarı olarak konuklarla sohbet ve izleyiciyi neşelendirmek anlamında elimden geleni yaptığımı bilmenizi isterim.

Bu esnada da performans anlamında Melek Abla’dan, yayıncılık anlamında da Hülya ve Star TV’den öğrendiklerim yanıma kâr kalıyor ve paha biçilemez bir eğitim bu benim için. Bakalım zaman ne gösterecek ve konseptte ne gibi değişiklikler yapılacak ben de bilmiyorum, hep birlikte göreceğiz.

Bu değişim, oluşum ve oturma döneminde bizi yalnız bırakmayın olur mu? Çünkü her ne kadar Hülya’yı kaybetmek üzereysek de biz Melek Abla ile süper vakit geçiriyoruz.

Herkese mutlu haftalar ve bizi izlemeye devam edin bakalım…

NOT:

Hülya: Sen magazinci değilsin.

Ben: Değilim evet, ahahaha, magazin bilirim demedim ki zaten. Yap dedin yaptım, böyle bişi çıktı ortaya napim, ahahah.

Melek Abla: Demedi çocuk Allah var. Ben de bilmiyorum, okusun öğrensin işte.

Hülya: Herkes kendi bildiği işi yapsın ya.

Ben: Bence yanlış düşünüyorsun Hülyacım. Bence Türk halkı magazine senin sandığın kadar önem vermiyor.

Hülya: Hah! Bravo Mehtap! Şimdi de yapımcı mısın? Kanal yöneticisi misin? Mehtap Hanım kaç senedir sabah kuşağı yapıyosunuz? Tecrübelerinizle aydınlatın bizi de!

Ben: Hülya derin derin nefes al, bak boynundan alnına doğru kızarmaya başladın, iyi değil derler, ehehehe.

Melek Abla: Ayh patlayın ikiniz de, kafa beyin bırakmadınız Allah kahretmesin ikinizi de! Bir saat sonra yayına çıkıcam, üç saat çene patlatıcam, yordunuz beni yordunuz! Bitirdiniz beni!

Ben: Kızma seksi meleğim, ahahaha. AHHH! Melek Abla valla ata ata leş ettin fırçayı ha, ahahahaha.