ÇOK ARARSIN BU GÜNLERİ

Semi-Özgür çocuklar

Hani hep dedik ya sizlere tüm annelere biz “çok bilenler” olarak… Hani hep kendinize de zaman ayırın, en “mükemmel anne mutlu anne” dedik diyoruz…

 

Selam sana sevgili okur nasılsın? Geçen hafta sana “manasız sosyalleşme” dedim, bu hafta aynı konuya bir başka şekilde giricem yüksek müsadenle.

 

Sosyalleşmen gerekiyorsa ve hatta sosyalleşmek istiyorsan ancak yapamıyorsan???

 

Hayır, işten güçten değil. Dinle bak!

 

Çocukların bir bebeklik dönemi var. Onda kontrol sıfır, her şeyi senin yapman gerekiyor. Poposunu yıkıyorsun, “şimdi acıktın” “şimdi uyu” falan. Derken olay bir miktar bağımsızlaşıyor değil mi? Misal poposunu kendi yıkıyor, donunu kendi giyiyor sen böyle bir “özgürleşme” geliyor (sanıyorsun). Hahayt!

 

Onlar özgürleşiyorlar evet ancak mobiliteleri yok bu kez! Bu ne demek? Adam kendine program yapıyor, gideceği yerler, görüşeceği arkadaşları var. Hele bir sporla ilgileniyorsa (hele hele profesyonel ilgileniyorsa) bittin sen. Dua et o spordan sen de bir miktar zevk alıyor falan ol, aksi takdirde bittin. Antrenmanları, maçları, müsabakaları, etüdü, hocası………..

 

Çocuk büyüyor, kendi hayatını kurmaya başlıyor, arkadaşlarıyla plan yapıyor, Koç antrenman koyuyor ve çocuk kendi gidecek gelecek durumda değil.

 

Sonuç ne ben sana söyleyeyim sevgili okur, arkadaşının çocuğu doğuyor hayırlı olsuna gittiğinde çocuk bir yaşına varmış oluyor. Neden biliyor musun? Kendi işinden gücünden, çocuğun programlarından ve antrenmanlarından artan zamanlarda (o ufak zamanlarda) ancak yapabildiğin saçını boyatmak, anneni babanı görmek, kendi doktor kontrollerini halletmek, evin eksiklerini almak, kurutemizlemeden ceketleri almak falan…

 

Yani kazara zaman varsa ne kadar çok şey yapman gerekiyor bir düşün…

 

Bu dönemi atlatmanın yolu basit (çok bunaltıcı bir şeymiş gibi yazdım ama sabret sevgili okur) şunu aklında tutacaksın;

 

Bir zaman sonra çok özlerim diyeceksin kendine, bana gelip “anne bilmem nereye götürür müsün beni” demesini, “anne şu arkadaşımı çağırdım” demesini, “anne hadi antrenmana gidiyoruz demesini. “Anne izledin mi beni nasıl yaptım ama?” demesini.

 

Bir zaman sonra “hadi anne öptüm” deyip kapıyı çekip çıkacak ya…

 

Evde böyle arkasından bakakalacaksın hani eninde sonunda, o çıkacak evden sana böyle bir sessizlik çökecek hani. Belki bir hamle kapıya koşup açacaksın “kaçta döneceksin” diye sesleneceksin…

 

Bir bebekken bir de bu semi-özgür dönemlerinde anneye babaya çok iş düşüyor. Bazen de insan “offf” diyor çünkü bazen, hafta sonu dahil haftanın her günü erken kalkman gerekiyor falan…

 

Ama aslında tadını çıkar sevgili okur. Geçici zamanlar bunlar, hem de göz açıp kapatana kadar geçenlerden.

 

Onunla bir yere gitmenin, onun programına hala dahil olabiliyor olmanın, onu beklemenin, çantanda onun suyuyla gezmenin tadını çıkar.

 

Çok arayacağız bu günleri sonra…