Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

SOKAK HAYVANLARI VE VAHŞİ İNSANLAR

| 0 comments

Ben hayvan sevmeyen insan diye bir şey anlamıyorum, kafam almıyor sevgili okur. Senin kafan alıyor mu? Öyle yılan çiyan falan da demiyorum ki onların da seveni besleyeni var, kedi, köpek, kuş sevmeyen kitle neyin kafasını yaşıyor tam olarak?

 

Mesela insan neden kedi sevmez? Ne sebebi olabilir? Ya da köpek? Bunu anlayabilen var mı?  Benim dünyamda böyle bir duygunun karşılığı yok, böyle bir şey duyduğumda benden geri sekiyor çünkü asla empati yapamıyorum. An-la-ya-mı-yo-rum! Bak, korkmaktan bahsetmiyorum, o başka bir durum, SEVMEMEK nedir? Nasıl sevemeyebilirsin?

 

Peki, başkasının sevmesine mani olmaya çalışmak? “Ben sevmiyorum sen de sevme, bakma” nedir? Ne hakla?

 

Hayvanlara işkence yapan ruh hastası kitle bambaşka bir suçlu grubu. Oradaki anomali hakkında hepimiz hemfikir olmalıyız. Hayvanlara işkence eden, zarar veren herkesin ağır ceza alması şart ki buna mani olunabilsin. Bu zaten iki kere iki dört!

 

Ben size normal insan taklidi yapan gizli ruh hastalarından bahsetmek istiyorum. Tıpkı o bilimkurgu filmlerindeki gibi. Uzaylılar dünyaya geliyorlar, normal insan şekline bürünüp araya karışıyorlar ama insan değiller… İşte onun gibi… Mesela komşu sanıyorsun içinden manyak çıkıyor, o hesap…

 

Yaşadığımız yerde hayvan seven çok insan var –şükürler olsun ki- ama sevmeyen bir canlı türü de var. Bunlara bunca evin, arabanın, şantiyenin, inşaatın, asfaltın arasında hayvanlara yaşam alanı kalmadığını ve yardımcı olmanın artık bir insanlık vazifesi olduğunu, doğayı birlikte kullanmayı öğrenmemiz gerektiğini, bizim kadar (hatta çoğumuzdan fazla) yaşamaya hakları olduğunu anlatamıyoruz. Çok enteresan…

 

İnsan sanıyorsun içinden böcek çıkıyor resmen.

 

Kuş besleyen birileri var yaşadığım yerde. Sabah çıkıp yere yem serpiyorlar kuşlar yesin diye. Vay efendim kuşlar her yere pisliyorlarmış, pencerelerin pervazları, klimaların dış üniteleri kuş pisliği içindeymiş. Napalım vuralım mı kuşları diyosun, hayır beslemeyin diyor. Lan sana ne? Çok enteresan değil mi? Bu sitede senin yaşama hakkın neyse o kuşu besleyen insanın da yaşam hakkı aynı. O da aidat ödüyor, o da mal sahibi, o da burada yaşıyor. Sen bu insanın doğada var olması gereken bir canlıya yardımcı olma hakkına, o canlının yaşam hakkına, o kuşun havada uçma hakkına nasıl ve ne cüretle karışıyorsun? İşin ilginç tarafı bu vicdansız, Allahtan korkmaz, kuldan utanmaz kitle hep 1-0 önde. Onların hayvandan rahatsız olma hakkı senin olmama hakkında fazla hep ne hikmetse. Nasıl olabilir böyle bir şey? Şartlar eşit, her şey aynı, hatta ben senden eski yaşıyorum burada. Nasıl senin istememe hakkın benim isteme hakkımdan fazla olabilir? Ne mantıkla?

 

Kedi besliyoruz millet rahatsız. Dolu süt kabını atmak için insanın vicdansızlık seviyesi ne olmalı? Süt ulan süt! Süt! Hayatta sütten daha masum ne var? SÜT! Ne cibilliyette insan süt kabı atar? Süt kabını içindeki sütle atacak kadar vicdansız bir insanın toplum içinde olmaması lazım bence. Bu tipler insana her şeyi yapar. Süt kabına şiddet uygulayabilecek tıynette birini çoluktan, çocuktan, kadından uzak tutmak lazım! Bu kesin! Benim buna standart bir bedduam var. Ve biliyor musun sevgili okur, kalbim çok temizdir benim, hakikaten çarptığım iflah olmaz. Her süt mama kabının ortadan kaybolduğunu gördüğümde;

“Allahım, bu kabı kim attıysa, kim attırdıysa, sen onları evlerine bir kutu süt götüremeyecek hale getir. Ele, ite muhtaç et, rezil et. Açlıkla, yoksullukla, yoklukla, sefillikle imtihan et. Et ki bu zavallı hayvandan esirgediğini hatırlayıp utansın. Utanana kadar da iflah etme Yarabbim.”

Hep aynı duayı ediyorum. Allah kabul etsin diye de sonuna bir Ayetel Kürsi ekliyorum.

 

Çünkü böyle. Çünkü sen kol kadar kediye tahammül edemezsen ben sana neden tahammül edeyim? Sen bir sokak hayvanının aç olmasına merhamet gösteremezsen ben sana niye iyilik dileyeyim, Allah sana niye merhamet etsin? Sürün ulan! Hayatın boyunca iki yakan bir araya gelmesin! Ömrünün geri kalanı hastane kapılarında geçsin!

 

Hayvan sevmemeyi anlamıyorum ben sevgili okur. Hayvan sevenleri bu kadar rahatsız etmeyi anlamıyorum.  Birileri hayvanlara bakmaya çalışıyor, ölmelerine mani olmak istiyor, tüm masrafları da cebinden yapıyorken bundan “rahatsız” olan vahşilerden de ben rahatsızım. Çok rahatsızım bu vicdansızlık seviyesinden. Bu insanlıktan yoksunluktan, bu Allahtan korkmayan kitleden ve bunlarla aynı yerde yaşamaktan rahatsızım. Bir yavru kediye merhamet edemeyen birilerinin bir yavru kız çocuğuna yapabileceklerinden huzursuzum.

 

Sevgili okur, ne alaka deme. DÜŞÜN!

 

İyilik net bir şeydir. Sen ya iyisindir ya da değilsindir. İyi insansan iyi insansındır.

 

Sokaktaki çaresiz hayvana iyi olamayan birinin başka bir canlıya iyi olabilme ihtimalini bana düşündüren bir gerekçe yok.

 

Süt kabına düşman olabilen biri benim çocuğuma neden dost olsun? Senin karına neden iyi duygular hissetsin?

 

İyilik bellidir.

 

Kötülük de öyle…

 

Herkes kalbinin getirdiğini yaşasın.

 

Ne iseniz o kadar yaşadığınız bir ömür dilerim.

 

Not1: kötü duada da iyi dua kadar etkili olduğum doğrudur.

Not2: 2017 İstanbul Tüyap Kitap Fuarı Yitik Ülke alanımız ve imza günlerim aşağıdaki gibidir. Herkesi bekleriz.

Bir Cevap Yazın