Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

ZOR BİR HAFTA SONU

ZOR BİR HAFTA SONU

Berbat iki mekan

Oğlumun doğum gününe daha var. Ancak okullar kapanmadan önce, doğum günü zamanı gelmemiş olanlar da arkadaşlarıyla bir arada olabilsinler diye, ikili gruplar halinde doğum günü partileri yapıyoruz.

Bu cumartesi sıra Hande ve bendeydi. Yani Emir ve Atahan…

Zaten bütün hafta it gibi çalışıyorum biliyorsunuz. Star’dan çıktığım gibi Boyut’a gelip, Boyut’tan çıkıp, eve gidip her yere, her şeye yetmeye çalışıyorum. Fakat bu hafta daha fenaydı. Zaten sabaha karşı 04:30 sularında başladığım hayat, perşembe akşamı güzellik yarışması, cuma akşamı öğretmenimize veda yemeği ve cumartesi doğum günü ile taçlandı, ki pazar günü okulda sene sonu gösterisi, artı brunch (geç kahvaltı) vardı…

Yani cumartesi çocukların doğum günü için ayarladığımız yere (ki adını yazıcam çok kızgınım), Bahçeşehir’deki Sayfiye’ye gittiğimizde eve sadece yıkanıp iç çamaşırlarımı değiştirmek üzere giren bir anne modundaydım, ki hiç tavsiye etmem… Yorgunluk, uykusuzluk, yetememe duygusu, vicdan azabı bir araya geldi mi, bildiğin şirrete bağlıyor insan…

Sorun çıkmasın istiyor…

Ama herkes işine benim kadar saygı duymadığı için olmuyor… Olamıyor…

Olmasın diye defaatle uyardığımız halde, aynı yerde hatta hemen yanımızda bir doğum günü daha vardı. Az ötede de bir sünnet yemeği… Sayfiye büyük bir yer, sığabiliyorduk ama beni sinirlendiren şey şu oldu…

Sünnet için organize olan aile, oraya şişme büyük bir oyuncak getirtmiş. Hani şu çocukların üzerine tırmandığından. Ben bunu görünce, hava da sıcak, delirdim…

Ben: Bu ne şimdi? Bu herkese açık mı?

Halkla ilişkiler İnsanı (Hİİ): Hayır, o oyuncak, sünnete gelen ailenin misafirleri için…

Ben: Peki bizim çocuklar buna girmek isterse ne olacak?

Hİİ: Giremeyecek.

Ben: Ve moralleri bozulacak, ki biz bugün mutlu olsunlar diye parti yapıyoruz di mi?

Hİİ: Bozulmaz neden bozulsun?

Ben: Ne biliyosun? 9 yaşında bir oğlan çocuğu musun? Neye morali bozulur, neye bozulmaz ne biliyosun? Bu oyuncak buraya gelecek madem, bizim burada parti yapacağımızı biliyorsun, neden bize haber vermiyorsun, “Böyle bir durum olacak ama sizin çocukları alamayız, işinize geliyorsa gelin” diye haber vermiyorsun???

Hİİ: Ama şu anda bunu çözemeyeceğimize göre, ne yapabilirim bilmiyorum!

Ben: Ben ne yapabilirim biliyorum. Sırf adam kaçırmamak, her gelene gel demek için müşterilerinin –hele de çocukların- mutluluğunu düşünmeyen bu kötü huylu müesseseyi rezil edebilirim. Herkese, işine saygı duymayan çapsız insanlar olduğunuzu ve beceriksizliğinizin neticesinde de, “Ama ne yapalım artık yapcek bişi yok” deyip, kırıtarak uzaklaştığınızı söyleyebilirim.

Hİİ: …….

Ben: Ben bunu daha da ileri götürüp, bir hafta boyunca her sabah canlı yayında sizi rezil kepaze edebilirim. Çocuk, doğum günü kutlamaya gittiğimiz bu sayfiye denen yerde, tavla oynayan ne idüğü belirsiz adamların, içinde nargile mi başka bişi mi olduğu bilinmeyen şeyler tüttürdüğünü, kokudan kıllandığımı söyleyebilirim, yapabilirim bunu…

Hİİ: …..

Ben: Sizi zabıtaya, ahlak bürosuna, sağlık bakanlığına, aklıma neresi gelirse oraya şikayet edebilirim. Ama en fenası ne yapabilirim biliyor musun? Eğer bu çocuklar buraya geldiğinde, bu oyuncakta zıplamak isterlerse, seni yere yatırıp senin üzerinde zıplatabilirim. Peki neden biliyor musun?

Hİİ: Neden Mehtap Hanım?

Ben: Çünkü yapman gereken tek şey, bir telefon açmaktı ve sen bunu dahi düşünemeyeceksen burada olmamalısın ve bunu düşünemeyecek kadar çapsız biri buradaysa, 15 tane çocuk senin üzerinde tepinmeli… Hakları var…

***

Cuma akşamı DEVELİ restorandaydık (Florya). Oraya gitme sebebimiz de; oyun odası güzel, çocuklar oynar biz de rahat rahat veda yemeği yeriz. Çocuklar geldi ve şöyle dediler, “Amcalar top havuzuna girmemize izin vermiyor.”

Ben direkt gittim çünkü çocuklar söz konusuysa, orada “amcalar” değil “ablalar” olması gerekir. Ben prensip olarak, “amcaların” çocuklarla muhatap olmasını uygun bulmuyorum.

Birtakım ablalar vardı evet ve iki darbuka getirseler roman havası oynayabilirlerdi, görüntü ve imaj öyleydi ancak zannımca düşük maaş cezp etmiş olmalı ki, Develi bunlardan “Oyun ablası” yapmaya karar vermiş. Söz konusu hanımlara meselenin ne olduğunu sordum ve küçükler varken bizimkilerin top havuzuna giremeyeceğini söylediler. Ben de makul bir şekilde, küçüklerin ne zaman çıkacağını sordum ve çıkmayacağını söylediler….

Ben: Küçükler oynasın sonra küçükler çıksın, bunlar oynasın sonra bunlar çıksın küçükler girsin; bizimkiler heveslerini almış olsun, bu arada ufaklar da ezilmesin.

Kadın: Burası sadece küçükler için ama.

Ben: Neden?

Kadın: Öyle.

Ben: Öyle? Böyle bir cevap modeli, formu yok! Senin yöneticin kim, sen yıkıl karşımdan!

Kadın: Ben sizi çıkarıcam bir yerden ama…

Ben: Yıkıl karşımdan!

Yönetici amca geldi. Bana gelmişler zaten.

Ben: Bugün Cuma, yorgunuz, şurda bir kutlama yemeğindeyiz, kalabalık bir grubuz, zıkkımlanıp gidicez. Buraya gelme sebebimiz de, buranın parkı ve oyun odası. Çocuklar 10 dakka şurda oynayacak ve siz bunu sağlayacaksınız yoksa iki seçeneğiniz var; ya ben burayı başınıza indiricem büyük rezalet çıkarıcam ya da “Hayatımda yediğim en berbat akşam yemeği” başlıklı bir yazı yazıp, elimdeki 2 milyon kadın datasına mail göndericem. Çok daha fazlasını da yapabilirim. Yapabilirim. Bunları yapmaya kadirim. Aynı sizin şu anda bir tercih yapmaya kadir olduğunuz gibi… Nasıl ilerleyelim?

Çocuklar top havuzuna girdi…

İşin fena tarafı her iki yerde de (Sayfiye ve Develi), tek derdim çocukların orada bulunduğumuz kısa süre içerisinde hoş vakit geçirmeleriydi. Bu mekanları seçme sebebimiz, buraların “çocuk dostu” mekanlar olduğunu, ailelerin hoş bir akşam yemeği yemesinin mümkün olacağını, içerideki “kaliteli” personelin hayatı aileler-anneler için kolaylaştıracağını sanmamdı.

Ben –bunu tüm kalbimle söylüyorum- çocuklar söz konusu olduğunda fıttırıyorum. Bir mekanda arıza çıkarıyosam, “Aman boşver” demiyorsam, ucunda çocuklara dokunan bir şey vardır.

Bu çocukların okulu, kursu, etüd merkezi, yaz okulu, her ne haltsa…. Her yer için geçerli. Eğer çocuğum ve arkadaşları bulunduğumuz yerde mutsuzsa… Dağıtırım!

Size de önerim; bir yer sizi mutsuz ediyorsa konuyla ilgili girin kadın adasında bir yazı yazın. Ve bunu herkese dağıtın. Hatta şikayetinizde ciddiyseniz bana haber verin, bu rezil etme prosesinde ben de size yardım ederim.

Çünkü benim anladığım, insanlar kötü reklamdan korkuyorlar ve ben elimdeki gücü sadece kendim için kullanmayacak kadar da delikanlı bir kadınım.

Çocuğunuzu mutsuz eden okul, kurs, restoran, sinema, öğretmen, her ne varsa tek yapmanız gereken, Kadın Adası’nda kendinize bir hesap açıp konuyla ilgili bir yazı yazmak ve linki bana;

mehtap.erel@boyut.com.tr adresine yollamak…

Herkes işini iyi yapacak kardeşim. Biz, “Ya idare et” diyemiyoruz madem, kimse diyemeyecek.

Ben arkanızdayım…

Öpüyorum hepinizi…

One Comment

  1. avatar

    tam tersi de geçerli bence işini iyi yapan yerleri de duyurmaya yardım etmek gerek.Bağlarbaşı Muzipo mesela haika bir yer 2 senedir yaz okulu, sömestr okulu, hareket eğitimi oardayız .Oyun grubunda başladık şimdi hareket eğitimine terfi ettik:) bu kadar ilgili,güleryüzlü yer az bulunur.Bayılıyor kızım oaradan ayrılırken her seferinde ağlıyor,böyle yerleri de desteklemek gerek.