Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

YENİ NESİL BESLENME ALIŞKANLIKLARI

Bu yeni nesil mutfak alışkanlıkları hakkında ne düşünüyorsun sevgili okur? Ciddi soruyorum…

 

Yeni lezzetlerle aran nasıl, deniyor musun?

 

Evdekilerin olaya yaklaşımı ne?

 

Ben deniyorum bak. Avakadolu bıdıbıd, chia tohumlu hıdıhıdı, gojiberi, vegan tofu…  Hani yersek ölmeyeceğimiz hatta kıçımızdan da ejderha yumurtası çıkaracağımızı iddia eden tüm yerli yabancı ürünlere bir şans verdim. Ne süt karameli kaldı denemedik ne de turmeric…

 

Çünkü moda böyle, “özen gösteren anneler” eskiden mis gibi fırından çıkmış beyaz ekmeğe tereyağ sürerdi şimdi çatalın tersiyle avakado eziyor ya… Evet…

 

Bağır bölgem sevgili okur, bağrım “dekolte bölgesi, hani kolyenizi taktığınız, kolye ucunuzun sallandığı bölge) milyonlarca arı tarafından sokulmuş gibi…

 

Ciddi deri döküntüsü geçiriyorum ve tıp çaresiz çünkü yenilen şeyler öyle birbirinden saçma ki hangisi dokundu kestiremiyorlar…

 

Çünkü modern mutfak bunu gerektirir…

 

Saç diplerinden itibaren kaşınmaya başlayacaksın ki eve gojiberry girdiği belli olsun…

 

Bak, ye bi porsiyon tereyağlı su böreği deri döküntüsü oluyor mu, antihistaminikleri üçer beşer gömmen gerekiyor mu…

 

Evdekiler de nefret etti, çatalın ucuyla nükleer bir atığa yaklaşır gibi bi dokunuyorlar. İnan bana sevgili okur hani sokakta bomba imha ekipleri daha rahat yanaşıyor bombaya bizimkilerin tabağa yanaştığından; “Bu ne şimdi?” diyolar, “bıdıbıdılı hıdıhıd” diyorum. Sindirimi şeyediyor, beyni böyle ediyor, birden gökkuşağı şeklinde gaz çıkarmaya başlıyosun” falan diye anlatıyorum… “hı hı” diyorlar…

Çatalın ucuyla şöyle bir çimdik kadar alıp dillerinin ucuna değdirip bırakıyorlar.

 

Atahan: Ekmek arası köfte falan yiyemiyor muyuz biz? Lavaşa da razıyım. Yapma böyle acayip şeyler

Ben: Ama bak çok sağlıklı

Atahan: Ya anne bırak kandırıyolar yaaa

Ben: Yok oğlum bak (hırt hırt hırt) buna biraz da lime sıktım, yeşil misket limon (hırt hırt)

Atahan: Kaşınmasan bi tık inandırıcılığın olacak belki ama böyle kıpkırmızı Amerikan yerlileri gibi dolaşırken zor.

Ben: …..

Atahan: Anne hiç kasma. Dün de “yalancı mantı” diye Brüksel lahanasına yoğurt döküp getirdin, yapma bunu. Üç yaşımda değilim ki… Pirzola/pilav bitti! Köfte/makarna bitti!

Ben: Öyle habire karbonhidrat tüketmiyoruz herhalde, arada bir makarna pilav tamam ama eti yoğurtla falan tüketiyoruz.

Atahan: Saçma sapan yeşilli morlu bulamaçlar yapıp ete sürme de ben yoğurtla tüketirim tamam.

Ben: (hırt hırt hırt)

Atahan: Kaşıma, kaşıdıkça kabarıyorsun

 

Ben bu ölümsüzlüğü vaad eden değişik ürünlere şans verdim sevgili okur. Sipariş verip getirttirdim, önerileri uyguladım, farklı yöntemlerle hazırladım falan ama…

 

Benim bünyem hassastır zaten. Bazısının deri mi gön mü anlamazsın, ne yapsan kayış gibi kalır benim öyle değil. Kızarırım, kabarırım… Çocukluğumdan beri böyledir…

 

Tropikal şeyler bana çok uymadı, bizimkileri kabartmadı ama onlar da sevmiyorlar.

 

Yine de çoooook faydalı olduğu iddia edilen bazı şeyleri aralara sıkıştırmaya çalışıyorum zaman zaman. Ama şu net, yeni nesil mutfak bana çok uymadı.

 

Kabul ediyorum, ben de beslenmesine dikkat eden insanlardanım. Hem sağlıklı yaşamak hem de kilo almamak için ama …. Çoğunun lezzeti de berbat hakikaten… Hani peynir -domates -salatalık da yesen aynı vitamini alacaksın bi de yediğinden anlayacaksın….

 

Öyle yapıyorum bu ara…

 

Gittiğim dermatolog da onayladı bu yaklaşımı…

 

Ve internette okuyup “ayyy çok sağlıklıymış” diye ezberleyip, her yaptığımız bulamaça kaşıkla dalmamak gerektiğini söyledi.

 

Mantıklı…

 

Hepimizi sağlıklı ve güzel bir hafta dilerim.

 

 

 

 

 

 

Comments are closed.