Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

TESETTÜR SÜRÜŞÜ

Yanlış anlaşılacağım ama…

 

Yıllar içinde şunu öğrendim, ben ne dersem diyeyim senin benim yazdıklarımdan anlayacağın kendi kapasitenle doğru orantılı.

 

Aradan geçen yıllara rağmen, köşe yazısı yazdığım onca yayına rağmen hala “neden yazacağım değil yazıcam diyorsun” diyenler var mesela, hala “konuşma diliyle yazmak benim yöntemim” kısmını anlatamadım. Buradan yola çıkarak –girizgah yapacağım ama- bir işe yaramayacağını biliyorum.

 

Yine de;

 

Şimdi okuyacağınız yazının din, dil, ırk konusuyla ilgisi yok. Tamamen bir trafik sorunsalı okuyacaksınız. Kimsenin inancına, duruşuna, yaşam alanına, fraksiyonuna, tercihlerine dalmak gibi bir derdim yok. Ailem değilseniz beni ilgilendirmiyor ne yaptığınız… Gerçekten…

 

XXX

 

Farklı zamanlarda trafikte yaşadıklarımı yazıyorum. 18 yaşımdayken ehliyet aldım, ondan beri de araba kullanıyorum (40 yaşımdayım) ve trafikte türlü çeşit hadise yaşıyorum. Özellikle kadın şoförlerden ve minibüs şoförlerinden sıklıkla şikayet ettiğimi de bilen biliyor. Bir şey değiştirebiliyor muyum? Elbette hayır, ama söylenip rahatlıyorum işte…

 

Dümdüz yolumda gidiyorum sevgili okur. Sağa sinyal vermeye başlıyorum, belli ki sağa dönecem dimi? Ancak ben sinyal vermiyormuşum gibi bir araç direksiyonunu kırıp beni “sağlıyor” ve neredeyse çarpışıyoruz. İkimiz de kornalara abanıyoruz. Araç bir müddet gidiyor, camları koyu renk olduğu için içini göremiyorum. Ben sağa geçiyorum ancak bir şerit daha sağa geçicem tekrar sinyal veriyorum ve az evvel beni sıkıştıran araç tekrar önümü kesiyor ve çarpışmamak için ani fren yapıyorum, o da aynı şekilde…

 

Bahçeşehir’in içindeyiz, daha “gerçek trafiğe” çıkamadık, birbirimizi öldürmezsek çıkıcaz ama bu arabayla aynı yolda gidebilmemiz için önce konuşarak anlaşmamız gerektiğini düşündüğümden arabadan iniyorum.

 

Diğer araba camını indiriyor ve içerde bir kadın var. Tesettürlü…

 

Çoktan bağırıcam ama kadının tesettürlü olduğunu görünce duraklıyorum. Çünkü konumuz trafik kuralları ancak ne dersem diyeyim “pis ulusalcı faşist” olmaktan kurtulamayacağım gibi bir önyargı içindeyim. Elimden geldiğince sakin bir şekilde;

 

Ben: Şu görmüş olduğunuz aynalar arkaya bakmak, yanları kontrol etmek için. Bunlara bakarsanız arkanızda sinyal vermekte olan aracı görüp önünü kesmezsiniz.

Sürücü: Baktım ama görmedim

Ben: Mümkündür, kör noktanızda kalmış olabilirim, bu –aynalarda araç kontrol sistemi yoksa- olan bir şey. Bu sebeple başınızı hafifçe döneceğiniz yana çevirip o tarafımda bir araç var mı diye kontrol etmeniz gerekiyor ki arkanızda sinyal vermekte olan aracı göresiniz.

Sürücü: Size mi sorucam nasıl araba kullanıcağımı hanımefendi? Siz arkadan geliyorsunuz yola bakın araya girmeyin.

Ben: Ben araya girmedim hanımefendi. Siz döneceğinize dair hiçbir işaret vermediğiniz için benim içime doğamadı aynı tarafa döneceğimiz.

Sürücü: Görmedim diyorum arkadaşım neyi uzatıyorsun?

 

Beni tanıyorsunuz (tanıyan tanıyor yani) düşündüğüm şeyi söylemezsem boğazımdan sıkıyorlar gibi oluyorum.

 

Ben: Neden göremediğinizi biliyorum bunu size söyleyip benzer şeyler yaşamanızı engelleyebilirim ancak beni yanlış anlamanızdan endişe ediyorum.

Sürücü: ……..

Ben: Siz beni yanlış anlayacaksınız ama ben yine de söyliycem. Çünkü belli ki bu yolu birlikte kullanmaya devam edicez ve ben yarın sabah da benzer bir şey yaşamak istemiyorum. Başörtünüzün şakaklarınıza gelen kısmını –en azından araç kullanırken- bir miktar içeri kıvırırsanız yan görüşünüz açılacak ve sağdan soldan geçen arabayı –çok geç olmadan- görebileceksiniz. Ancak şu anki haliyle örtünüz yüzünüzden o kadar öndeki yanları kapatıyor ve bu araba kullanırken çok tehlikeli bir şey.

Sürücü: …………..

Ben: Bunu bir düşünün. İyi yolculuklar.

 

Dedikten sonra arabama geri döndüm. Yolumuza devam ettik.

 

Bu yazıyı yazdım çünkü buradan da bu ikazı paylaşmak istedim. Dini inanışlar çerçevesindeki davranış biçimleri beni ilgilendirmiyor, herkesin kendi bileceği iş.

 

Ancak sağdan ve soldan yüzün önüne geçen ve yan görüşü tamamen kapatan örtünme modeli araç kullanırken çok tehlikeli olabiliyor. Araç kullanırken örtünün o kısımlarını az içeri alır ve aynalarla birlikte hafifçe geriye bakarak (görüşü açtıysanız kafayı komple sağa sola çevirmek gerekmiyor) arkanızı kontrol ederseniz yolda kimsenin önünü kesmezsiniz. Bu arada döneceğiniz yöne sinyal vermeyi de unutmazsanız kimse size göbekten çarpmaz kolay kolay.

 

Şakaklarınızı görünce fena halde tahrik olacağını düşündüğünüz erkek sürücülerden endişelerinizi anlıyor ve saygı duyuyorum elbette.

 

Ancak araba kullanan tüm erkekleri hadım edemeyeceğimize göre, etrafınızı görebilecek şekilde araba kullanmak trafik kazalarını önlemek için iyi bir fikir olabilir.

 

Hadi selametle…

 

 

 

Comments are closed.