LGS SONUCU TARTIŞMALARI

Aslında ben sırasını savan tarafta olduğumdan bu sene LGS adı verilen (böyle isim değiştirince yokmuş gibi oldu galiba) sınava dair yazı yazmayacaktım ama çok ısrar geldi. Hem fikirlerimin yarısına çok kızıp hem de ne düşündüğümü merak etmek de ayrı enteresan ama madem sordunuz, böyle parça parça paragraflar halinde yazayım.   Öncelikle sınav yok diye sevinen arkadaşlara seslenmek istiyorum. Size ‘sınav olmaması mümkün olamaz çünkü okulların kontenjanları belli, boya posa göre mi çocuk alacaklar’ diye sorduğumda böyle bi mel mel bakıyordunuz. Ne oldu? Güzel oldu mu olmayan sınav? Olmadı mı?   Üzgünüm ama “ben Devam Linki

SEN KENDİNİ BEĞEN ÖNCE

Seni mutlu eden şeyleri yapıyor musun sevgili okur? Etrafındaki diğer hayatları karartmadan tabii ama seni mutlu eden, sana iyi gelen şeyleri, kim ne der aldırmadan ya da cesaretini toplayıp sadece kendi paşa gönlün için yapıyor musun? Kendine seni mutlu eden alışkanlıklar edindin mi? Bu alışkanlıklarını kimse için bozmayabiliyor musun? Biraz keyfi, biraz bencil olabiliyor musun? Ol sevgili okur. O kadar da kötü bir şey değil bu. Gençlerde yok bu ama bizim jenerasyon biraz “ay ayıp olur” ya da “ay şimdi ne derler” diye yetiştik. Bi hatırlayın, istemesek de annelerimizle bir yerlere gittik, sıkılsak da hanım hanım oturduk, beğenmesek de Devam Linki

BU NEYİN AŞAĞILIK KOMPLEKSİ?

Merhaba sevgili okur, ben geldim Müsaitsen eğer, sana bu hafta ülkede hızla artan öküzlük üzerine bir yazı kaleme almak istiyorum. Hadi başlayalım.   Neden birbirimizin üstüne üstüne yürüyoruz? Bunu arabayla yıllardır yapıyoruz, herkes karşısındakinin yol vermesini bekliyor, kimse arabasında fren mekanizması varmış gibi davranmıyor, kimse yavaşlamıyor falan da yürürken de kamyonla gezer gibi gezmek neden? Bir süredir, hatta uzunca bir süredir, kendimi kocaman kocaman, kıllı kıllı adamlara yol verirken buluyorum. Misal, dar bir kaldırımda yan yana geçeceksek, bir kapıdan geçeceksek falan. Bakıyorum adam ezip geçecek ben kenara çekiliyorum. Devam Linki

NE YEDİRİYORLAR BUNLAR BİZE?

Sevgili okur bu hafta seninle bazılarımız için kanayan yara bir husustan bahsedelim mi? Sokak lezzetleri ve ödem hususu. Hadi kısaca bu yeni usul beslenme alışkanlıklarımıza ve eski usulün bize ettiklerine bir değinelim.   Yeme alışkanlıklarımı(zı) tamamen değiştirip, daha sağlıklı bir beslenme modeline geçeli zannediyorum 6 yıl kadar oldu, olacak. Bu süre zarfında hem biz psikolojik olarak hem de vücudumuz başka bir beslenme alışkanlığına geçtik, alıştık. Uzun süre belli bir şeyi yaptığınızda o sizin normalinize dönüşüyor. Normaliniz o oluyor. Gluten almamak, laktoz almamak, daha protein sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, şeker Devam Linki

MAKSİM’DEN LEĞENE NE ARA GELDİK?

Bu haftaki yazı konumuz aynı ülkeyi ya da kimliği paylaştığımız ama bazen aynı dünyayı paylaşamadığımız kişiler ve durumlara dair sevgili okur. Umarım gereksiz duyar kasıp buradan da bir “sosyal medya linçi” malzemesi çıkarmazsın. Çıkarırsan da ne ilk ne son olacak, yapabileceğim bir şey yok… Berlin’e gezmeye gittiğimizde, şehirde bir noktadan diğer noktaya ulaşım için, gittiğimiz her yerde yaptığımız gibi metro, otobüs, tramvay kullanıyoruz, burada da otobüse bindik. Biraz trafik var, gidiyoruz duruyoruz falan… Berlin’in meydanına yakın bir yerlere gelmiştik ki otobüsteki tüm Almanlar sözleşmiş gibi başlarını Devam Linki

İLAÇLI BAŞARI? (YANLIŞ BİR TANEDİR)

İstanbul’da iki insanın birbirine zaman ayırabilmesi bir mesele biliyorsunuz. Mesafeler çok uzun ve trafik çok feci ve herkes çok yoğun… Biz de bir süredir görüşemediğim bir arkadaşımla benim yeni kitabım bahanesiyle bir araya geldik geçen hafta. Bana anlattıklarıyla ilgili –kendisinin izniyle elbette- bir yazı yazmak istedim size, çünkü konu önemli. Arkadaşımın kızı Türkiye’nin prestijli okullarından birinde okuyor. Bu okula sınavla giriliyor. Şimdi diyeceksiniz ki artık tüm okullara “sınavla” giriliyor, hepsinde puana bakılıyor. Evet… Hı hı… Buna gerçekten sınavla giriliyor, öyle diyeyim kibarca. Arkadaşım Devam Linki