YAŞ İLE SAVAŞMAK

Yaş ile mücadele etmeye çalışmak ne zor sevgili okur. Zamanla savaşmak ne zor, ne kadar zor. Bak ben sana anlatmaya çalışayım ama sen de anlamaya çalış olur mu?   Bahsettiğim şey kırışıklar, çizgiler, kaz ayakları değil. Bir noktaya kadar, şıklığını yitirmeden, bunlarla mücadele edebiliyorsun. Ufak tefek müdahalelerle yaşanmışlıkları “yaşanmadı” gibi göstermek mümkün olabiliyor. Bu noktada, hani bir yere kadar, endişeye mahal yok. Basıyorsun parayı alnın cillop gibi oluyor mesela.   Ben konunun savaşmalı kısmından bahsediyorum. Metabolizma yavaşlamış, yaş kırkı aşmış. Bir parça pide yiyeyim desen ya da gönlün bir Devam Linki

ENDİŞENİN E HALİ

Bizim yaş grubunda sanırım en büyük endişelerden biri (tabi ki evlatlara dair endişelerden sonra) aile büyüklerimize dair sağlıksal durumlar oluyor. Çocuklarımız ve onların sağlık durumları hakkında yüzde yüz alarm halindeyiz o başka ama onların hemen ardından da anne-babalar geliyor.   Benim sadece yakın dostlarımın bildiği ve deneyimlediği birkaç garip huyumdan bir tanesini seninle paylaşayım sevgili okur. Yıllar içinde sanırım aklımı –daha fazla- oynatmamak için bir savunma mekanizması geliştirmişim. Millet “oha ama Mehtap” deyinceye kadar da pek farkında değildim açıkcası. Zaman içerisinde fark ettim ki ben dinlemiyorum. Devam Linki