AHTAPOT GİBİ!

Bazen gerçekten ama gerçekten, kendimi bir duvardan diğerine vurmak istiyorum. Hani ahtapotu köpürene kadar taşa vurarak yumuşatma metodu vardır ya (adı yumuşatma olan bir yöntem bu kadar sert olsun, inanılır gibi değil) ben de kendimi köpürene kadar duvarlara çarpmak istiyorum. Pazar kahvaltısı yapıyoruz, bir yandan da sünnet düğünümüzü organize ediyoruz. Düğünü biz organize etmiyoruz aslında, ben gideceğimiz yerdeki müdür kişisine düğünü organize edeceğini söyledim. Ben istediklerimi ve fiyat aralığını söylüyorum, arkadan kayınvalidem arayıp benim şuursuz bir insan olduğumu, “elit bir toplantı” olacağını ve bir takım Devam Linki

Abartmazsam adım Mehtap değil!

Beni eski ve yakın tanıyanlar bilir. Ben bir şeyi can-ı yürekten yapıyorsam dibini bulmayı severim. Yani tadını çıkarırım, abartırım. Ve o hevesle yaptığım şey her ne ise, bozanı da affetmem… Misal; düğünüm. O kadar özen, bözen hazırlandım. İkram edilecek yemekleri bile önceden gidip yedim, tadına baktım o vaziyetteyim. Yer içime sindi, gelinliğim tam istediğim gibi oldu, davetiyeler, masa kartları, el çiçeğim, orkestra… Eşim Balıkesirli ama ben Karadenizli olduğum için Karadeniz Halk oyunları ekibi… Düğün akşamı tam bir kavram kargaşası yaşanıyor çünkü düğün belli bir mantık silsilesi izlemiyor. Bana “Ya Mehtap Devam Linki