GÜNDEMDEN 4 KONU

Bu hafta yine kısa kısa bir sürü şeyden bahsedelim mi sevgili okur. Aklımda gezen konular var ama hiçbirini tam bir köşe yazısı yazacak kadar uzatmak istemiyorum bu sebeple bu hafta seninle değişik konularda hızlı bir sohbet yapalım.   İNTERNET YAVAŞLAMALARI   İnternet yavaşlatılmasına sen de benim kadar gıcık oluyor musun sevgili okur. Bak kişilik hakları falanları ayrı tartışalım , onlar başka, bu internet sağlayıcılar hızları 80’li yıllara düşürüyorlar ama biz yüksek hızlı internet için –o plana göre- çok ciddi bir para ödüyoruz. Ne olacak bu? İnternet sağlayıcı ayın yarısında benim internetimizi bana söz Devam Linki

1. TEOG MEYDAN MUHAREBESİ

Öncelikle geçmiş olsun sevgili okur. Birinci TEOG Meydan Muharebesini atlattın mı? Kendine gelebildin mi biraz? Ben bu yazıyı özellikle bekleterek yazdım ki şöyle bir herkes fabrika ayarlarına dönsün.   Hiç bana “valla sakindik” ayağı yapma, ruhunu biliyorum, hepinizin içinden böcekler çıktı, gördüm.   Vay arkadaş! Ne hırs varmış…   Benim jenerasyonda bir sıkıntı olmuş sevgili okur. Bölgesel mi, dönemsel mi, havadan mı, sudan mı, beslenmeden mi bilemedim ama bir şey yaşanmış ve bazılarımıza bir haller olmuş (bence benim insan sevmeme halimin derinliklerinde de o “şey” var neyse o artık).   Şu 1. TEOG Devam Linki

ÇOK ANLATIYORUZ ÇOK

Sevgili okur, gel seninle bu hafta bu sürekli anlatma, izah etme, söyleme, bahsetme halinden konuşalım. Çağımızın yeni hastalığı bu çünkü. Susamaz içimize atamaz olduk.   Ve düşün bunu ben söylüyorum (gevezeyim evet), düşün ortam ne halde artık.   Kelimeleri,sözcükleri bol bol, yerli yersiz, çoğu zaman hoyratça kullanıyoruz. Her şeyi de izahlamaya -ne bileyim- izmir köfte gibi tariflemeye gerek var mı? Bazen *bazen* sadece susarak ve hissederek de durumların varlığını idrak edebiliriz. Çok konuşuyoruz, çok söylüyoruz, çok yazıyoruz… Her şey çok fazla… Susmayı unutuyoruz. Susmakta ne çok söz saklı aslında. Nasıl Devam Linki

SOSYAL MEDYA/ E-GRUPLAR VE ÇOCUKLARIMIZI BEKLEYEN TEHLİKELER

Gün geçmiyor ki saçma sapan, manyakça, çocuklarımızı hedef alan, sapıkça bir şeyle karşılaşmayalım… Gün geçmiyor…   Sevgili okur whatsup gruplarını biliyorsun, muhtemelen birkaç tanesine de dahilsin. Çocuklarımız da (maalesef) teknolojinin bu imkanlarından ziyadesiyle faydalanıyor. İşe yaradığı zamanlar var. Misal oğlumun okul grubu var bitane, diyelim o gün okula gidemeyen oldu, ne ödev var diyor (e-okul ya da okulistikten göremiyor gibi) buradan ödev (cevabıyla veya cevapsız) yazılıyor…  Aralarında şakalaşıyor, birbirlerine takılıyorlar falan… Bunlar tamam, biz de genç olduk.   Fakat sen yine de Devam Linki

GÖRGÜSÜZE GÖRGÜSÜZ DEMEYELİM Mİ?

Sana gayet normal gelen pek çok konuda çok eleştirel düşünüp yazdığımı biliyorum sevgili okur. Elbette her zaman aynı fikirde olamayız. Herkesin “normal” algısı yaşadığı hayata, yetiştiği aile ortamına göre değişir. Hepiniz bizim evde büyümediğinize göre elbette farklı farklı düşüneceğiz. Şimdi bu girizgahı akılda tutup yazıya geçelim.   Biliyorsun uzun süre sosyal medya hesabı olarak sadece Twitter kullandım. Bu mecrayı da haber almak/okumak/paylaşmak için kullanıyorum. Bunun dışındaki tüm hesaplarımı kapatmıştım, oğlum kendi hesaplarını açıncaya dek… Sonrasında kendisini takip edebilmek için kapattığım Devam Linki

TWEET MELEK’İ

“Sosyal medya bir garip” Uzun zamandır Melek Abla’yla ilgili bir yazı yazmamıştım. Birlikte program yapmaya ara versek de muhabbetimiz devam ettiği için, türlü çeşitli durumlar yaşamaya devam ediyoruz. Ve ben yazmazsam, orta yerimden yarılıcam en sonunda… Melek Abla’nın teknolojiyle arası pek iyi değil. Anlamadığı için değil yalnız, sevmiyor sadece. Sosyal medyaya yeni yeni ısınıyor ve son zamanlarda dokunmatik ekran kullanmaya başladı. Önce buradan başlayalım. Melek Abla’nın normal tip bir cep telefonu vardı. Hani şu Z harfine gelebilmek için 4 kere bir tuşa basmanız gerekenlerden. Melek Abla, bu telefona eli Devam Linki