“KENDİNE GÜVENİYORSA YÜZ” YA DA “CEHENNEMİN TADINI ÇIKAR BEBEĞİM”…

Selam sana sevgili okur. Bil bakalım bu Pazartesi seninle neden bahsedeceğiz? 2016-2017 eğitim sezonunu kapamamıza az bir zaman kala eğitim sistemimizin geldiği halden… Evet…   Eğitim sistemi komple çökmüş durumda sevgili okur. Okullar hakikaten saçma sapan uygulamalar yapıyorlar.   Sana bir sene boyunca okulların üfürükten sınav yapmasından, okul başarı puanı yüksek çıksın diye çocuklara uysun uymasın 100-100-100 vermesinden falan bahsettim. Bu eğitim modelinin yanlışlığından, çocukların tembelliğe alıştığından, çalışmadan da yüz alabileceklerine olan aslında sürreal inanmalarından tut da… Bir sürü şey Devam Linki

KISA KISA ÇOK KONU

Merhaba sevgili okur. Bu sana kısa kısa ve birkaç farklı mevzudan bahsedicem. Yazı uzun ben girizgahı kısa keseyim, hadi başlayalım.   “İLAÇLI??” Öğretmen arkadaşlarımla konuşurken enteresan bir “oluşum”dan haberdar oldum. Bu arkadaşlar, ders verdikleri bazı öğrencilerden bahsederken bazılarından “ilaçlı” diye bahsettiklerini fark ettim. Ne demek olduğunu sorduğumda;   Bazı öğrenciler (hem de ciddi bir çoğunlukta bazı öğrenciler) belli dönemlerde (teog gibi, üniversite sınavı gibi) dikkatlerini daha fazla toplayabilsinler diye (çünkü ergenlik, gençlik, ısınan havalar, aşk vb. durumlar oluyor ya doğal olarak) doktora Devam Linki

OY VERMEDİYSEN ÇEKTİR GİT!

Ben bu satırları yazarken sevgili, okur daha seçim sonuçları belli olmadı. Hala ne olduğu belli değil, ben seninle genel ruh halimi ve fikrimi paylaşıcam şimdi.   Her seçimin bir tarafı var. O tarafı tutanı, bu tarafı tutanı… Bir de asalaklar var… Habire laf üretip bir halta yaramayanı.   Oy vermeyenleri kastediyorum evet.   En gıcık olduklarım oy vermeyip laf üretenler.   Bir taraf olanlar –bu taraf ne taraf olursa olsun-, sev sevme, onayla onaylama, sonuçta bir fikrin arkasında duruyor, peşinden gidiyor… Bir mücadele veriyor kendi dünyasında, kendi yaşam ve işletim sistemi içinde ….   Peki, bu asalaklar? Devam Linki

GÜZEL İNSANLAR BİRİKTİRİN (ederinden fazla vermeyin…)

Seksenli yılların başlarıydı sanırım. Ben yeni yeni büyüyordum ve “büyükleri ilgilendiren” haberlerden ufak ufak bilgi sahibi olmaya başlamıştım.   İyi kalpli, iyi huylu, iyi niyetli, iyi ahlaklı insan olmanın eğitimle, yaşla, yaptığın işle, gelirinle, sosyal statünle ilgili olmadığını bu dönem anlamıştım.   O dönem “karısını döven profesör” haberlerinin manşetlere şaşkınlıklarla taşındığı dönemdi. Herkesin “aaa adam profesörmüş ve karısını mı dövüyormuş” ya da “aaa kadın profesör olmuş ama dayak mı yiyormuş” haberlerini kulaktan kulağa paylaştığı dönemler… Anladık ki kim olduğun, ne Devam Linki

BOŞANMALAR VE ARKADA YAŞANANLAR

2015 yılı (en son 2015’te araştırma yapılmış) rakamlarına bakınca gördüğümüz, boşanmalar her yıl bir önceki yıla göre yaklaşık %7 artarak ilerliyor. O pek bir övündüğümüz aile kurumunda her yıl bir önceki yıldan daha fazla insan “yok, bizden olmayacak” deyip vazgeçiyor. Boşanmak da evlenmek kadar doğal bir durum, hakikaten olmayabilir ve bir ilişkiyi ceset gibi arkanızdan sürüyerek ilerlemeye çalışmak çok anlamsız. Benim bu hafta bahsetmek istediğim konu, bu boşanma süreci esnasında adamların kadınları ne kadar incittiği… Çok incittiği…   Şimdi pozitif ayrımcılık yaptığımı düşünebilirsiniz evet belki Devam Linki

ÇIKTIĞIMIZ HAFTANIN ÖZETİ:YENİ KANUN VE TÜYAP

Öncelikle sevgili okur,   Biliyorsun bir Tüyap kitap fuarı daha atlattık. Beni tanıyorsun, ne boyutta anti-sosyal, anti-insan ve aksi bir kadın olduğumu biliyorsun. Vallahi ve billahi hemen her gün fuardaydım. Kitabımı bekledim, yazar arkadaşlarla ve okurlarla tanıştım, sohbet ettim, fotoğraf çektirip öpüştüm, el yapımı poğaçaları gömdüm. Gerçekten bu fuar kendimi aştım. Öncelikle tüm hafta boyunca gelen, giden, bize bakan, yemekler getiren, sarılan, öpen, seven, kitaplarımızı alan, fotoğraf çektiren, bizi kucaklayan, sevgisiyle, heyecanıyla kalbimizi ısıtan, “çok da kötü değil be dünya” dedirten, “hala ümit var la” dedirten Devam Linki