YAŞ İLE SAVAŞMAK

Yaş ile mücadele etmeye çalışmak ne zor sevgili okur. Zamanla savaşmak ne zor, ne kadar zor. Bak ben sana anlatmaya çalışayım ama sen de anlamaya çalış olur mu?   Bahsettiğim şey kırışıklar, çizgiler, kaz ayakları değil. Bir noktaya kadar, şıklığını yitirmeden, bunlarla mücadele edebiliyorsun. Ufak tefek müdahalelerle yaşanmışlıkları “yaşanmadı” gibi göstermek mümkün olabiliyor. Bu noktada, hani bir yere kadar, endişeye mahal yok. Basıyorsun parayı alnın cillop gibi oluyor mesela.   Ben konunun savaşmalı kısmından bahsediyorum. Metabolizma yavaşlamış, yaş kırkı aşmış. Bir parça pide yiyeyim desen ya da gönlün bir Devam Linki

NE SAATMİŞ BE KARDEŞİM

Hadi biraz değişik bir şeylerden bahsedelim, kafamız dağılsın sevgili okur.   Önümüz yaz, malum hem sağlıklı yaşamak hem -göreceli olarak- iyi görünmek (en azından kötü görünmemek) kadın erkek hepimiz için önemli. Bazıları için değil. Bazılarımız (neden bilmiyorum) zeka ve iyi görünümlü olmayı bir arada olamaz sanıyor. Var ya hani öyle tipler; “çok kitap okuyorum ben, çok zen, çok yoga o bakımdan manikür yapmıyorum, saçlarımı boyamıyorum”. “Çok derinim o bakımdan 110 kilo, biraz sığ olsam anında 60 oysaki ama derinim”. Öyle değil bu işler. Hem elma yiyip hem kitap okumak mümkün bence… Bu sebeple, kendisiyle Devam Linki

“Kadın kimliğini yeniden keşfetme” durumu

Kadınların zaman zaman cinsel kimlik bunalımları yaşadıklarını biliyoruz artık değil mi? Erkekler de yaşıyor illaki ama kadınlarınki görsel anlamda daha (yuvarlak demeyelim) (şık?) cazip (bu oldu) olduğundan daha göz önünde oluyor. Kimi kadınlığını yeni ya da yeniden keşfediyor ve bu keşif esnasında bizleri de görgü tanığı yapıyor, kimi kadınlığına küsüyor ve yine bizi görgü tanığı yapıyor. Medyada yaşanan bu buhran halka da yansıyor tabi. Pekçok şey “normal” oluyor zaman içinde çoğumuz için. Bana normal gelmiyor sevgili okur. Zaman zaman bana “toplu bir delilik” yaşıyormuşuz gibi geliyor. Rhode Island’da yaşadığım Devam Linki