TAM OLARAK NEYİN “HAZIRLIĞI”???

Merhaba sevgili okur. Sana bu hafta (geçen hafta sözünü verdiğim üzere) düz okulların neye hizmet ettiğini kestiremediğimiz “hazırlık” sınıflarından ve yine yerli sermaye okulların yabancı sermayeyi taklit eden tatillerinden bahsedeceğim.  Kimsenin çoluğunun çocuğunun kalbini kırmak, duygularıyla oynamak, ailelerin inanmak istedikleri pembe yalanları yok etmek, şu ölümlü dünyada satın alınmış küçük mutluluklara istifra etmek gibi bir derdim asla yok. Bana tuhaf gelen ve itici bulduğum kısım okul sahiplerinin ve yöneticilerinin aileleri “şaşkın” yerine koyma çabası. Belki okullara da haksızlık ediyorum, belki alan memnun satan memnun Devam Linki

“TEOG’CULAR” BURAYA!

  Sevgili okur, sana yeni dönem “TEOG’suzluk” hakkında bir şeyler, öneriler falan yazmak istiyorum ama her şey tamamen kesinlik ve netlik içinde değil, anladığımız kadarıyla üzerinde çalışmalar devam ediyor, belli hatlar ortaya çıkmış durumda elbette ve ortaya çıkan kadarını da neresinden tutsam elimde kalıyor açıkçası. Konunun tartışma boyutunu olayın uzmanlarına (ki burada kastettiğim tarafsız eğitimciler) bırakmak en sağlıklısı olacak. Bu işin nasıl çözüleceğini ne olması gerektiğini en doğru şekilde eğitimciler analiz edip söyleyebilirler. Bunun dışında elbette hepimizin bir fikri var.   Benim fikirlerim Devam Linki

“KENDİNE GÜVENİYORSA YÜZ” YA DA “CEHENNEMİN TADINI ÇIKAR BEBEĞİM”…

Selam sana sevgili okur. Bil bakalım bu Pazartesi seninle neden bahsedeceğiz? 2016-2017 eğitim sezonunu kapamamıza az bir zaman kala eğitim sistemimizin geldiği halden… Evet…   Eğitim sistemi komple çökmüş durumda sevgili okur. Okullar hakikaten saçma sapan uygulamalar yapıyorlar.   Sana bir sene boyunca okulların üfürükten sınav yapmasından, okul başarı puanı yüksek çıksın diye çocuklara uysun uymasın 100-100-100 vermesinden falan bahsettim. Bu eğitim modelinin yanlışlığından, çocukların tembelliğe alıştığından, çalışmadan da yüz alabileceklerine olan aslında sürreal inanmalarından tut da… Bir sürü şey Devam Linki

İVEDİK MİSİN? OLMA!

İnsanların hayatla olan mücadelesini çoğu zaman anlamsız buluyorum. Çoğu zaman boşa zaman harcıyorlar ve kendilerinin haklı bir mücadele içinde olduğunu düşünüyorlar. Çoğu zaman kendilerini Recep İvedik’in farklı versiyonlarına döndürdüklerinin farkında olmadan…   Recep nasıl bir karakter? Bir ortama girdiğinde o ortama uyum sağlamaya çalışmak yerine ortamı kendine benzetmeye çalışıyor değil mi? En büyük numarası bu. Misal, kokteyle gidip halay çekmeye çalışmak gibi. Onun yeri orası değil ama Recep mütecaviz. Ben böyle istiyorum diyor ve halay çekebileceği bir yere gitmek yerine bulunduğu yerin düzenini kendi isteklerine Devam Linki

EĞİTİM KOÇU NEDİR?

Bu hafta seninle “Koç Hoca”, “Eğitim Koçluğu” konseptlerini tüm yönleriyle konuşalım sevgili okur. Bu çok yanılmaya müsait alanda ben kendi tecrübe ve deneyimlerimden bahsedeyim sana.   Biliyorsun –sıklıkla yazılarımda bahsettiğim üzere- bu sene sınav senesi. Benimki gibi çocuklar için bu tip seneleri yönetmek bir mesele çünkü yapmaktan hoşlandıkları diğer şeyleri (spor vs) bırakmak istemiyorlar ve dersler de ağır. Bu bizim durumumuz.   Bir de genel olarak okul, ödev, ders çalışma konusunda sıkıntı yaşayan hani ailelerin “masanın başına oturtamıyorum” dediği çocuklar var. Bu da diğer durum.   Bu iki durumun da Devam Linki

1. TEOG MEYDAN MUHAREBESİ

Öncelikle geçmiş olsun sevgili okur. Birinci TEOG Meydan Muharebesini atlattın mı? Kendine gelebildin mi biraz? Ben bu yazıyı özellikle bekleterek yazdım ki şöyle bir herkes fabrika ayarlarına dönsün.   Hiç bana “valla sakindik” ayağı yapma, ruhunu biliyorum, hepinizin içinden böcekler çıktı, gördüm.   Vay arkadaş! Ne hırs varmış…   Benim jenerasyonda bir sıkıntı olmuş sevgili okur. Bölgesel mi, dönemsel mi, havadan mı, sudan mı, beslenmeden mi bilemedim ama bir şey yaşanmış ve bazılarımıza bir haller olmuş (bence benim insan sevmeme halimin derinliklerinde de o “şey” var neyse o artık).   Şu 1. TEOG Devam Linki