“KENDİNE GÜVENİYORSA YÜZ” YA DA “CEHENNEMİN TADINI ÇIKAR BEBEĞİM”…

Selam sana sevgili okur. Bil bakalım bu Pazartesi seninle neden bahsedeceğiz? 2016-2017 eğitim sezonunu kapamamıza az bir zaman kala eğitim sistemimizin geldiği halden… Evet…   Eğitim sistemi komple çökmüş durumda sevgili okur. Okullar hakikaten saçma sapan uygulamalar yapıyorlar.   Sana bir sene boyunca okulların üfürükten sınav yapmasından, okul başarı puanı yüksek çıksın diye çocuklara uysun uymasın 100-100-100 vermesinden falan bahsettim. Bu eğitim modelinin yanlışlığından, çocukların tembelliğe alıştığından, çalışmadan da yüz alabileceklerine olan aslında sürreal inanmalarından tut da… Bir sürü şey Devam Linki

1. TEOG MEYDAN MUHAREBESİ

Öncelikle geçmiş olsun sevgili okur. Birinci TEOG Meydan Muharebesini atlattın mı? Kendine gelebildin mi biraz? Ben bu yazıyı özellikle bekleterek yazdım ki şöyle bir herkes fabrika ayarlarına dönsün.   Hiç bana “valla sakindik” ayağı yapma, ruhunu biliyorum, hepinizin içinden böcekler çıktı, gördüm.   Vay arkadaş! Ne hırs varmış…   Benim jenerasyonda bir sıkıntı olmuş sevgili okur. Bölgesel mi, dönemsel mi, havadan mı, sudan mı, beslenmeden mi bilemedim ama bir şey yaşanmış ve bazılarımıza bir haller olmuş (bence benim insan sevmeme halimin derinliklerinde de o “şey” var neyse o artık).   Şu 1. TEOG Devam Linki

BENİMLE BİR RÖPORTAJ

Merhaba sevgili okur.   Bu haftaki köşe yazımı geçen hafta benimle yapılan bir röportaja ayırmak istedim. Hikayesi Girişim Projesinin kurucusu sevgili Figen Alaçam Geri için yaptığımız bu röportajda yeni kitabımdan, hayattan, kadın olmaktan, anne boyutundan… Her şeye dokunduğumuz tatlı bir söyleşi olduğu kanaatindeyim umarım okurken hoş vakit geçirirsiniz. “Biz bunu hafta içi okuduk deyip” sıkılan okuru instagram ve twitter hesaplarıma alayım, sizi de oralarda oyalamaya çalışayım. Gündem çok bunaltıcı, kafalar davul oldu, haklısınız. Hepimizin üç-beş dakika başka şeylerle ilgilenmeye ihtiyacı var. Anlıyorum seni sevgili Devam Linki

ÇIKTIĞIMIZ HAFTANIN ÖZETİ:YENİ KANUN VE TÜYAP

Öncelikle sevgili okur,   Biliyorsun bir Tüyap kitap fuarı daha atlattık. Beni tanıyorsun, ne boyutta anti-sosyal, anti-insan ve aksi bir kadın olduğumu biliyorsun. Vallahi ve billahi hemen her gün fuardaydım. Kitabımı bekledim, yazar arkadaşlarla ve okurlarla tanıştım, sohbet ettim, fotoğraf çektirip öpüştüm, el yapımı poğaçaları gömdüm. Gerçekten bu fuar kendimi aştım. Öncelikle tüm hafta boyunca gelen, giden, bize bakan, yemekler getiren, sarılan, öpen, seven, kitaplarımızı alan, fotoğraf çektiren, bizi kucaklayan, sevgisiyle, heyecanıyla kalbimizi ısıtan, “çok da kötü değil be dünya” dedirten, “hala ümit var la” dedirten Devam Linki

“BİR HAYALİM VAR”

“Bir hayalim var” “I have a dream today … I have a dream that one day every valley shall be exalted, every hill and mountain  shall be made low. The rough places will be made plain, and the crooked places will be made straight.  ………….This is our hope. ……. …….. We will be able to speed up that day when all (If God’s children, black men and white men, Jews and Gentiles, Protestants and Catholics), will be able to join hands……. We are free at last” 1963, MARTIN LUTHER KING, JR Martin Luther King’in bu konuşması meşhurdur, hani Obama’nın da esinlendiği… Bugünkü yazımda ben de bu konuşmadan Devam Linki

B*KA NAME YAZILMAZ

Sana yavaş ve acılı bir intihar modeli ile geliyorum bu hafta sevgili okur. Benim yapmakta, yaşamakta olduğum bir şey bu. Yavaş ve acılı bir ölüm…   Mükemmeliyetçilik!   İnsanı bundan daha fazla yoran, hırpalayan, üzen başka bir şey olabilir mi? Çünkü mükemmeliyetçi iseniz biliyorsunuz (yaşıyor ve görüyorsunuz değil mi?) hiçbir şey asla mükemmel değil ve olamayacak!   Peki, buraya nereden geldik? Hemen açıklayayım, sevdiğim bir kadın arkadaşımla aramızda şöyle bir diyalog geçti;   -Yani en azından karnım gitti -Belin çok kalın hala! -Ay aşkolsun Mehtap ya! -Yok, pislik olsun diye demiyorum, yemin ederim bak, belin Devam Linki