İVEDİK MİSİN? OLMA!

İnsanların hayatla olan mücadelesini çoğu zaman anlamsız buluyorum. Çoğu zaman boşa zaman harcıyorlar ve kendilerinin haklı bir mücadele içinde olduğunu düşünüyorlar. Çoğu zaman kendilerini Recep İvedik’in farklı versiyonlarına döndürdüklerinin farkında olmadan…   Recep nasıl bir karakter? Bir ortama girdiğinde o ortama uyum sağlamaya çalışmak yerine ortamı kendine benzetmeye çalışıyor değil mi? En büyük numarası bu. Misal, kokteyle gidip halay çekmeye çalışmak gibi. Onun yeri orası değil ama Recep mütecaviz. Ben böyle istiyorum diyor ve halay çekebileceği bir yere gitmek yerine bulunduğu yerin düzenini kendi isteklerine Devam Linki

ELİNİZLE İSTEDİĞİNİZİ YAPIN

Bakalım yanlış anlaşılmadan bu yazıyı toparlayabilecek miyim?   Din olayı beni pek bağlamıyor…   (Şahane başlangıç yaptım dimi?)   Daha güzel anlatacak olursam, dinler, başkalarının dini, dini alışkanlıklar, farklılıklar beni ilgilendiren bir durum değil. Yurt dışında bir süre de olsa yaşamış pek çok insan (kendi kabuğuna çekilip, hiçbir şekilde ortama entegre olmayanlar hariç) başka dinlerle, farklı alışkanlıklarla, yabancılıklarla, değişik gelenekler ve inançlarla yaşamayı öğrenir. Sınıfta arkanızda, saçlarını 3 metre uzatmış ve bir bez yardımıyla kafasının üstüne toplayıp sarmış bir Hindu oturur. Devam Linki

YENİ NESİL BESLENME ALIŞKANLIKLARI

Bu yeni nesil mutfak alışkanlıkları hakkında ne düşünüyorsun sevgili okur? Ciddi soruyorum…   Yeni lezzetlerle aran nasıl, deniyor musun?   Evdekilerin olaya yaklaşımı ne?   Ben deniyorum bak. Avakadolu bıdıbıd, chia tohumlu hıdıhıdı, gojiberi, vegan tofu…  Hani yersek ölmeyeceğimiz hatta kıçımızdan da ejderha yumurtası çıkaracağımızı iddia eden tüm yerli yabancı ürünlere bir şans verdim. Ne süt karameli kaldı denemedik ne de turmeric…   Çünkü moda böyle, “özen gösteren anneler” eskiden mis gibi fırından çıkmış beyaz ekmeğe tereyağ sürerdi şimdi çatalın tersiyle avakado eziyor ya… Devam Linki

KİM BU İNSANLAR?

Bu yazıyı elimden geldiği kadar “amma da elitist bir bakış açısı” diye değerlendirmenize mani olmaya çalışarak yazmak istiyorum. Çünkü anlatmak istediğim şeye olan tepkimin “üstten bakmacı” bir tavırdan kaynaklandığını düşünürseniz gerçekte anlatmak istediğim mevzudan uzaklaşırız. Kimseyi horlamak, “eziklemek” derdinde değilim. Bunu yapacağım zaman yapıyorum ve diyaloglar halinde sizlerle paylaşıyorum, saklamıyorum biliyorsunuz.   Bu o değil ama.   Toplumsal bir değişim/dönüşüm içinde olduğumuz artık inkar edilemez bir durum değil mi? Burada hemen “biran önce kapağı yurtdışına atmak isteyen” okur ile Devam Linki

GÜZEL İNSANLAR BİRİKTİRİN (ederinden fazla vermeyin…)

Seksenli yılların başlarıydı sanırım. Ben yeni yeni büyüyordum ve “büyükleri ilgilendiren” haberlerden ufak ufak bilgi sahibi olmaya başlamıştım.   İyi kalpli, iyi huylu, iyi niyetli, iyi ahlaklı insan olmanın eğitimle, yaşla, yaptığın işle, gelirinle, sosyal statünle ilgili olmadığını bu dönem anlamıştım.   O dönem “karısını döven profesör” haberlerinin manşetlere şaşkınlıklarla taşındığı dönemdi. Herkesin “aaa adam profesörmüş ve karısını mı dövüyormuş” ya da “aaa kadın profesör olmuş ama dayak mı yiyormuş” haberlerini kulaktan kulağa paylaştığı dönemler… Anladık ki kim olduğun, ne Devam Linki

HERKESİN BİR VASİYETİ OLMALI

Vasiyetname yazma konusunda ne düşünüyorsun sevgili okur? Aklına tuhaf tuhaf şeyler gelen rahatsızlardan mısın? Yoksa hiç ölmeyeceğini düşünen rahatsızlardan mısın?  Her iki halin de çok “normal” olmadığını düşünen rahatsızlardanım ben. Öte yandan evet bir gün hepimiz toprak olucaz bundan kaçış yok. Açık konuşmak gerekirse “sanki yarın ölecekmişim gibi” ahiret için çalıştığım da yok. “Sonsuza kadar ölmeyecekmişim gibi” soyunup semerimi de yemiyorum bu dünyada… ‘Zorun ne ablacım?’ diyorsanız açıklayayım… Kafamda kurdum kurdum (her kadın gibi) ve… Eğer ben kocamdan önce ölürsem… (ki ben ruh Devam Linki