YARALI KEDİ

YARALI KEDİ Mehtap Erel Yitik Ülke Yayınları (Kedi Öyküleri) 2017   8 bilemedin 9 yaşımdaydım. Bütün hafta Cumartesi günü annemden alacağım harçlığın hayaliyle geçmişti. O zamanlar öyleydi. Haftanın bir günü harçlık alır bunu da dilediğimiz gibi harcardık. Benim planım hiç değişmezdi,  kardeşimle Elmas Büfe’ye gidecektim. Islak hamburger, sosisli sandviç ve limonata alacaktım. Haftanın bir günü abur cubur yememize izin vardı ve o zamanlar ıslak hamburger abur cubur sayılıyordu. Biz ev yemekleriyle yetişen, GDO’suz, sağlıklı çocuklardık. Kapının önünde oynar, ip atlar, annelerimizin camlardan sepetle sallandırdığı köfte Devam Linki

SADİYE

SADİYE Mehtap Erel   Vedat traktörün üstünde, boynunda terden sararmış mendili, kafasında kasketi salla silkelene tarlasına doğru gidiyordu. Her gün geçtiği güzergahı takip edip her zamanki gibi Mustafa dayının tarlasına yaklaşınca biraz hız kesti. Yüzünde şakacı bir gülümseme belirdi. Gözleri Mustafa dayının çadırını aradı. Az ilerde, çadırın üstünde yenilmiş bir kalenin bayrağı gibi sallanan Mustafa dayının yıkayıp astığı atletini gördü. Traktörü durdurup heyecanla aşağı atladı. Çeltikleri ezmeden, aralara basarak çadıra doğru ilerledi. Mustafa dayıyı çadırın önünde uzanır halde ve uyuklarken buldu. -Dayı kalk Devam Linki

TUTKU (kısa öykü)

    GÜN1   “Delirmiş o” diyorlar, buraya kaçtığım günden beri anırmaları eksildi kulaklarımdan. Anlamadığı her şeye karşı çıkan bu fazladan doğmuş hayat çıkıntıları beni neyle yargılıyorlar. Delirmek şuurumun daha fazla açılmasıyken bence ve ben her geçen gün kendimi daha fazla tanırken burada, bu kimselerin olmadığı yerde onlar uzaktan uluyan köpekler gibi seslerini duymasamda kendilerini hatırlatıyorlar.   Delirmiş o diyorlar. Delirmedim.   Sadece ve hep reddettim sevdiklerini istemeyi, inandıklarına tapınmayı, bildiklerini kabul etmeyi, okuduklarına bakmayı hatta.   Delirmedim.   Benim kendi iç Devam Linki

SOLUKSUZ (kısa öykü)

  Senin kabusunda hoyrat bir çığlık var…Bir mubasır gibi heryerde kulağına yapışıyor…   Yılmaz Karakoyunlu   ***   Karanlık…   Karanlığı ve öfkesinden böylesine korktuğum bir başka kış hatırlayamıyorum. Yine sıkıntıyla ve ter içinde çırpınarak uyanıyorum bölük pörçük uykumdan. Terden ıslanmış geceliğimin yakasından gelen kesif nem kokusu içimi buruyor, midem bulanıyor. Yıkanmam gerek belki de diye düşünüyorum, ama mümkün değil, bu zavallı kahpe yaşantımda, bir gece yarısı soluksuz uyandığım uykumdan sonra, su dökünmek bile ziyadesiyle avrupai. Hala bu kahrolası kasabada, hala Devam Linki