BOŞANMALAR VE ARKADA YAŞANANLAR

2015 yılı (en son 2015’te araştırma yapılmış) rakamlarına bakınca gördüğümüz, boşanmalar her yıl bir önceki yıla göre yaklaşık %7 artarak ilerliyor. O pek bir övündüğümüz aile kurumunda her yıl bir önceki yıldan daha fazla insan “yok, bizden olmayacak” deyip vazgeçiyor. Boşanmak da evlenmek kadar doğal bir durum, hakikaten olmayabilir ve bir ilişkiyi ceset gibi arkanızdan sürüyerek ilerlemeye çalışmak çok anlamsız. Benim bu hafta bahsetmek istediğim konu, bu boşanma süreci esnasında adamların kadınları ne kadar incittiği… Çok incittiği…   Şimdi pozitif ayrımcılık yaptığımı düşünebilirsiniz evet belki Devam Linki

GARABET

İnsanların birbirinden ne kadar çok nefret ettiğinin, herkesin ne kadar öfke dolu olduğunun farkında mısın sevgili okur? Farkında olmalısın.   Dikkat ettim, sokakta veya avm’de falan yürürken yol veren, müsaade eden, kenara çekilen, duruma göre yavaşlanması gerekiyorsa yavaşlayan, biraz hızlanmak gerekiyorsa hızlanan hep ben oluyorum Bu yaya olarak da böyle araç kullanırken de böyle. Duran, yol veren hep benim. Yürürken de araç kullanırken de herkes durum kendinden ibaret gibi davranıyor ve herkes çok agresif. Anlamsız bir şekilde sürekli çarpışmalar, ters bakmalar, diklenmeler falan… Tamam, ben de hümanist değilim, biliyorum kendimi Devam Linki

ENERJİ VAMPİRLERİNİ SESSİZE ALIN

Merhaba sevgili okur. Biz seninle nasıl tanıştık hatırlıyor musun? (Elbette eski okura sesleniyorum burada) Tüm diğer yazarlar domates ekmenin faydalarından, açan çiçeklerden, saçlarımızı okşayan rüzgardan falan bahsederken ben “hasta mısınız kardeşim siz?” tadında yazılar yazan bir “dengesiz” idim ve sen kendini bana daha yakın hissettiğin için yola benimle devam etmeye karar vermiştin. Gün oldu devran döndü, etrafta ciddi ciddi manyak sayısı artmaya başladı ve guess what! Aklıselime davet etmek bize düştü… Düşün! Düşün nereden nereye geldik. Ben ileri geri yazardım ve sosyal medyada beni linç ederlerdi, sen beni korumaya Devam Linki

BENİMLE BİR RÖPORTAJ

Merhaba sevgili okur.   Bu haftaki köşe yazımı geçen hafta benimle yapılan bir röportaja ayırmak istedim. Hikayesi Girişim Projesinin kurucusu sevgili Figen Alaçam Geri için yaptığımız bu röportajda yeni kitabımdan, hayattan, kadın olmaktan, anne boyutundan… Her şeye dokunduğumuz tatlı bir söyleşi olduğu kanaatindeyim umarım okurken hoş vakit geçirirsiniz. “Biz bunu hafta içi okuduk deyip” sıkılan okuru instagram ve twitter hesaplarıma alayım, sizi de oralarda oyalamaya çalışayım. Gündem çok bunaltıcı, kafalar davul oldu, haklısınız. Hepimizin üç-beş dakika başka şeylerle ilgilenmeye ihtiyacı var. Anlıyorum seni sevgili Devam Linki

İYİ YAŞLANMAK, İYİ YAŞAMAK

Bembeyaz bir word doküman açıp önüne, böyle bakıyorsun ya ne yazsam diye… Her geçen hafta daha çok sıkılıyorum bunu yapmaktan…   Bu hafta kabaca yaşlanmak, yeni ve kibar tabiriyle yaş almaktan bahsedelim. Çünkü bir şeyden bahsetmek lazım her Pazartesi ve bu hafta da bunu konuşalım o halde.   Sanırım 40 yaşımı geçmemin ardından kafamda yaşama ve bana dair başka şeyler belirmeye başladı. Daha önce düşündüğüm gibi düşünmediğim pek çok şeye yaşlanma hakkındaki görüşlerim de eklendi. Eskiden sağlıklı yaşamaya çok aldırmazdım (gençken öyle oluyor sanırım) “herkesler ölecek ve ben tek başıma ve sonsuza dek Devam Linki

KISA KISA HAYATIN ÖZETİ

Hadi yine kısa kısa, sıkılmadan, uzatmadan çeşitli konulardan bahsedelim seninle sevgili okur. Bu hafta da böyle olsun.   KIŞ   En sevmediğim mevsime girdik yine. Yani arkadaş bir insan bir mevsimden ne kadar haz etmez, ne kadar antipatik bulabilirse kış ile durumum o. Hadi bu senelik (dünyanın geri kalanı, değişik saat farkları, iş hayatı vs. konularını kenara bırakırsak) saatlerle oynamadığımız için çok şükür 16:00 dedin miydi hava kararmayacak ama onun dışında kış kışlığını yapacak elbette. Ne soğuğunu, ne karını, ne yağmurunu, ne tatillerini ne sporunu, ne otellerini, ne havanın rengini ne kokusunu ne de giysilerini, kışa Devam Linki