BENİMLE BİR RÖPORTAJ

Merhaba sevgili okur.   Bu haftaki köşe yazımı geçen hafta benimle yapılan bir röportaja ayırmak istedim. Hikayesi Girişim Projesinin kurucusu sevgili Figen Alaçam Geri için yaptığımız bu röportajda yeni kitabımdan, hayattan, kadın olmaktan, anne boyutundan… Her şeye dokunduğumuz tatlı bir söyleşi olduğu kanaatindeyim umarım okurken hoş vakit geçirirsiniz. “Biz bunu hafta içi okuduk deyip” sıkılan okuru instagram ve twitter hesaplarıma alayım, sizi de oralarda oyalamaya çalışayım. Gündem çok bunaltıcı, kafalar davul oldu, haklısınız. Hepimizin üç-beş dakika başka şeylerle ilgilenmeye ihtiyacı var. Anlıyorum seni sevgili Devam Linki

KISA KISA HAYATIN ÖZETİ

Hadi yine kısa kısa, sıkılmadan, uzatmadan çeşitli konulardan bahsedelim seninle sevgili okur. Bu hafta da böyle olsun.   KIŞ   En sevmediğim mevsime girdik yine. Yani arkadaş bir insan bir mevsimden ne kadar haz etmez, ne kadar antipatik bulabilirse kış ile durumum o. Hadi bu senelik (dünyanın geri kalanı, değişik saat farkları, iş hayatı vs. konularını kenara bırakırsak) saatlerle oynamadığımız için çok şükür 16:00 dedin miydi hava kararmayacak ama onun dışında kış kışlığını yapacak elbette. Ne soğuğunu, ne karını, ne yağmurunu, ne tatillerini ne sporunu, ne otellerini, ne havanın rengini ne kokusunu ne de giysilerini, kışa Devam Linki

SIRTLANLAR VE BİZ

Sana zaman zaman kendi hayat tecrübelerimden (bayılıyorum böyle altmış yaşındaymışım gibi yazmaya) bahsettiğimi biliyorsun sevgili okur. Bunun iki sebebi var. Bir; kendimden bahsetmeyi seviyorum (burası nettir zaten sanırım). İki; aranızda yaşça bizden genç okura da gelecekten seslenip önlem almasını sağlamak istiyorum. Her ne kadar insan denen canlı kendi tecrübelerini yaratarak öğrenmeyi seviyorsa da … Zaman zaman birbirimize “kafanı duvara vurursan kafan acır” dememiz lazım değil mi? Ha, dinlemeyip kafasını gidip duvara vuranlar olacaktır… Onlar kafayı yararak öğrenecek.  Bizim işimiz dinleyenlerle…   Bundan yıllar Devam Linki

ZURNA TEHLİKELİ BİR ÇALGI

Fasıl tehlikeli bir yer Öğrenmenin yaşı yok sevgili okur. İnsanoğlu her şeyi öğreniyor, gelişiyor, tanışıyor. Özel zamanlardaki pasta kesme işlemlerinin bir prosedürü varmış, pastayı getiren servis insanlarına bahşiş vermek gerekirmiş. Ben bunu söz kesilirken, söz pastam geldiği esnada öğrendim. Daha çok gençtim tabi ve sanki düğün yapar gibi (seviyorum ya ben abartmayı) hep beraber tüm sülale dışarıdaydık. Pastamız geldi, Sarhan ve ben pastanın başına dikildik, bütün gözler bizde… Bıçak bir tepside geldi, keskin tarafının üzerinde bir örtü var ve servis elemanı bana (niyeyse bana) “Bıçak kesmiyor!” dedi. Garson: Bıçak Devam Linki

Takım çalışmasından çaktım!

Çok sevimli bir insan olmadığımı biliyorum ve bunu bana “Aaa Mehtap çok sevimlisin” deyin diye yazmıyorum. Sevimsiz ve antipatik bir kadınım ve bundan gurur duyuyorum. Ancak iş hayatında sevimsiz ve antipatik olmak pek de iyi olmuyor. Antipatikseniz; ekip işi, takım ruhu gibi vaziyetlerde sınıfta kalıyorsunuz. Misal mi? Derhal! Çok zaman oluyor, büyük bir firmada işe gireceğim. Öncesindeki dil sınavı gibi eften püften vaziyetleri geçtim ama İnsan Kaynakları bana psikolojik test uygulamaya karar verdi. Bakalım ekip çalışması için uygun muyum, değil miyim? Çeşitli senaryolar veriyorlar ve problem çözmemi istiyorlar. Bir senaryoda hayali Devam Linki