KISA KISA ÇOK KONU

Merhaba sevgili okur. Bu sana kısa kısa ve birkaç farklı mevzudan bahsedicem. Yazı uzun ben girizgahı kısa keseyim, hadi başlayalım.   “İLAÇLI??” Öğretmen arkadaşlarımla konuşurken enteresan bir “oluşum”dan haberdar oldum. Bu arkadaşlar, ders verdikleri bazı öğrencilerden bahsederken bazılarından “ilaçlı” diye bahsettiklerini fark ettim. Ne demek olduğunu sorduğumda;   Bazı öğrenciler (hem de ciddi bir çoğunlukta bazı öğrenciler) belli dönemlerde (teog gibi, üniversite sınavı gibi) dikkatlerini daha fazla toplayabilsinler diye (çünkü ergenlik, gençlik, ısınan havalar, aşk vb. durumlar oluyor ya doğal olarak) doktora Devam Linki

HER KADININ BİR OĞLU OLMALI

  Bu haftaki yazım anneler ve kızları hakkındaki özlü romantik yazılamalar esinlenmem üzerine çıktı sevgili okur. “Her annenin bir kızı olmalı” yazıları var ya… Ben de bir annenin kızı olduğumdan sanırım (böyle bir gerçek var evet) ve bir de kızkardeşim olduğundan ve onun da dünyalar şahanesi bir kızı o yazılar pek duygulandırıyor beni.   İşte buradan, tam da bu noktadan yazdım bu haftaki yazımı. Ben bir annenin kızı olmak nedir biliyorum ama bir kadının oğlu olması nasıl bir duygu bir miktar onu yazmak geldi içimden.   Öyle hissettim, bu aktı kalbimden,   ben de yazdım… ***   Her kadının bir oğlu Devam Linki

SAÇMALIKLAR KİTABI

Gün içinde maruz kaldığım birbirinden çiğ konuşma ve yazışmaları derliyorum. İnsanların kişilik haklarını saklı tutarak ufak düzenlemelerle bir ‘Saçmalıklar Kitabı’ hazırlamayı düşünüyorum. Okuduğunuzda “bunları gerçekten yaşadın mı?”,  “bu diyaloglar gerçek mi?” diyeceğiniz türde. Bazılarının -artık folloş olduklarından- “ne var bunda?” diyeceği, bazılarınızın hayret edeceği bir kitap olacak. Siz “gerçek mi?” diyeceksiniz ben “daha beterleri de vardı ama kişiler çok bariz olunca eklemedim” diyeceğim.   Ciddiyim…   Çok acayip, diyorsun ki “yav önyargılı olmayayım, Devam Linki

İVEDİK MİSİN? OLMA!

İnsanların hayatla olan mücadelesini çoğu zaman anlamsız buluyorum. Çoğu zaman boşa zaman harcıyorlar ve kendilerinin haklı bir mücadele içinde olduğunu düşünüyorlar. Çoğu zaman kendilerini Recep İvedik’in farklı versiyonlarına döndürdüklerinin farkında olmadan…   Recep nasıl bir karakter? Bir ortama girdiğinde o ortama uyum sağlamaya çalışmak yerine ortamı kendine benzetmeye çalışıyor değil mi? En büyük numarası bu. Misal, kokteyle gidip halay çekmeye çalışmak gibi. Onun yeri orası değil ama Recep mütecaviz. Ben böyle istiyorum diyor ve halay çekebileceği bir yere gitmek yerine bulunduğu yerin düzenini kendi isteklerine Devam Linki

ELİNİZLE İSTEDİĞİNİZİ YAPIN

Bakalım yanlış anlaşılmadan bu yazıyı toparlayabilecek miyim?   Din olayı beni pek bağlamıyor…   (Şahane başlangıç yaptım dimi?)   Daha güzel anlatacak olursam, dinler, başkalarının dini, dini alışkanlıklar, farklılıklar beni ilgilendiren bir durum değil. Yurt dışında bir süre de olsa yaşamış pek çok insan (kendi kabuğuna çekilip, hiçbir şekilde ortama entegre olmayanlar hariç) başka dinlerle, farklı alışkanlıklarla, yabancılıklarla, değişik gelenekler ve inançlarla yaşamayı öğrenir. Sınıfta arkanızda, saçlarını 3 metre uzatmış ve bir bez yardımıyla kafasının üstüne toplayıp sarmış bir Hindu oturur. Devam Linki

GÜZEL İNSANLAR BİRİKTİRİN (ederinden fazla vermeyin…)

Seksenli yılların başlarıydı sanırım. Ben yeni yeni büyüyordum ve “büyükleri ilgilendiren” haberlerden ufak ufak bilgi sahibi olmaya başlamıştım.   İyi kalpli, iyi huylu, iyi niyetli, iyi ahlaklı insan olmanın eğitimle, yaşla, yaptığın işle, gelirinle, sosyal statünle ilgili olmadığını bu dönem anlamıştım.   O dönem “karısını döven profesör” haberlerinin manşetlere şaşkınlıklarla taşındığı dönemdi. Herkesin “aaa adam profesörmüş ve karısını mı dövüyormuş” ya da “aaa kadın profesör olmuş ama dayak mı yiyormuş” haberlerini kulaktan kulağa paylaştığı dönemler… Anladık ki kim olduğun, ne Devam Linki