1. TEOG MEYDAN MUHAREBESİ

Öncelikle geçmiş olsun sevgili okur. Birinci TEOG Meydan Muharebesini atlattın mı? Kendine gelebildin mi biraz? Ben bu yazıyı özellikle bekleterek yazdım ki şöyle bir herkes fabrika ayarlarına dönsün.   Hiç bana “valla sakindik” ayağı yapma, ruhunu biliyorum, hepinizin içinden böcekler çıktı, gördüm.   Vay arkadaş! Ne hırs varmış…   Benim jenerasyonda bir sıkıntı olmuş sevgili okur. Bölgesel mi, dönemsel mi, havadan mı, sudan mı, beslenmeden mi bilemedim ama bir şey yaşanmış ve bazılarımıza bir haller olmuş (bence benim insan sevmeme halimin derinliklerinde de o “şey” var neyse o artık).   Şu 1. TEOG Devam Linki

YAŞ İLE SAVAŞMAK

Yaş ile mücadele etmeye çalışmak ne zor sevgili okur. Zamanla savaşmak ne zor, ne kadar zor. Bak ben sana anlatmaya çalışayım ama sen de anlamaya çalış olur mu?   Bahsettiğim şey kırışıklar, çizgiler, kaz ayakları değil. Bir noktaya kadar, şıklığını yitirmeden, bunlarla mücadele edebiliyorsun. Ufak tefek müdahalelerle yaşanmışlıkları “yaşanmadı” gibi göstermek mümkün olabiliyor. Bu noktada, hani bir yere kadar, endişeye mahal yok. Basıyorsun parayı alnın cillop gibi oluyor mesela.   Ben konunun savaşmalı kısmından bahsediyorum. Metabolizma yavaşlamış, yaş kırkı aşmış. Bir parça pide yiyeyim desen ya da gönlün bir Devam Linki