Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

20 Kasım 2016
by mehtap erel
ÇIKTIĞIMIZ HAFTANIN ÖZETİ:YENİ KANUN VE TÜYAP için yorumlar kapalı

ÇIKTIĞIMIZ HAFTANIN ÖZETİ:YENİ KANUN VE TÜYAP

Öncelikle sevgili okur,   Biliyorsun bir Tüyap kitap fuarı daha atlattık. Beni tanıyorsun, ne boyutta anti-sosyal, anti-insan ve aksi bir kadın olduğumu biliyorsun. Vallahi ve billahi hemen her gün fuardaydım. Kitabımı bekledim, yazar arkadaşlarla ve okurlarla tanıştım, sohbet ettim, fotoğraf çektirip öpüştüm, el yapımı poğaçaları gömdüm. Gerçekten bu fuar kendimi aştım. Öncelikle tüm hafta boyunca gelen, giden, bize bakan, yemekler getiren, sarılan, öpen, seven, kitaplarımızı alan, fotoğraf çektiren, bizi kucaklayan, sevgisiyle, heyecanıyla kalbimizi ısıtan, “çok da kötü değil be dünya” dedirten, “hala ümit var la” dedirten Devam Linki

24 Temmuz 2016
by mehtap erel
BANA NE! için yorumlar kapalı

BANA NE!

Milletçe ruhumuzu dinlendirmeye ihtiyacımız var, benim ruhumun dinlenmeye ihtiyacı var.   Hayır, bu bir “gidiyorum, izne ayrılıyorum, istirahate çekiliyorum, İngiltere’ye kitap yazmaya gidiyorum” yazısı değil.   Buradayım gayet sevgili okur.   Yazımı yazmaya, haberimi hazırlamaya devam. Hayat devam ediyor.   Fakat ben diyorum ki ruhumuzu dinlendirmeye ihtiyacımız var, hepimizin.   Bir süredir (yaklaşık 4-5 senedir) çok gerginiz. Çok hırpaladı ülkemizde yaşananlar hepimizi. Yıprandık.   Sürekli stres altındayız, gerginiz, tehdit altındayız.   Terör olacak mı, girdiğimiz bir yerde biri kendini patlatacak mı, Devam Linki

13 Mayıs 2016
by mehtap erel
TUTKU (kısa öykü) için yorumlar kapalı

TUTKU (kısa öykü)

    GÜN1   “Delirmiş o” diyorlar, buraya kaçtığım günden beri anırmaları eksildi kulaklarımdan. Anlamadığı her şeye karşı çıkan bu fazladan doğmuş hayat çıkıntıları beni neyle yargılıyorlar. Delirmek şuurumun daha fazla açılmasıyken bence ve ben her geçen gün kendimi daha fazla tanırken burada, bu kimselerin olmadığı yerde onlar uzaktan uluyan köpekler gibi seslerini duymasamda kendilerini hatırlatıyorlar.   Delirmiş o diyorlar. Delirmedim.   Sadece ve hep reddettim sevdiklerini istemeyi, inandıklarına tapınmayı, bildiklerini kabul etmeyi, okuduklarına bakmayı hatta.   Delirmedim.   Benim kendi iç Devam Linki

13 Mayıs 2016
by mehtap erel
SOLUKSUZ (kısa öykü) için yorumlar kapalı

SOLUKSUZ (kısa öykü)

  Senin kabusunda hoyrat bir çığlık var…Bir mubasır gibi heryerde kulağına yapışıyor…   Yılmaz Karakoyunlu   ***   Karanlık…   Karanlığı ve öfkesinden böylesine korktuğum bir başka kış hatırlayamıyorum. Yine sıkıntıyla ve ter içinde çırpınarak uyanıyorum bölük pörçük uykumdan. Terden ıslanmış geceliğimin yakasından gelen kesif nem kokusu içimi buruyor, midem bulanıyor. Yıkanmam gerek belki de diye düşünüyorum, ama mümkün değil, bu zavallı kahpe yaşantımda, bir gece yarısı soluksuz uyandığım uykumdan sonra, su dökünmek bile ziyadesiyle avrupai. Hala bu kahrolası kasabada, hala Devam Linki

13 Mart 2011
by mehtap erel
Onların geçidi… için yorumlar kapalı

Onların geçidi…

Hayatın sırrına dair kitaplar hakkındaki düşüncelerimi yazdığımda, “madem ki sevmedin o zaman okumadan yazmış olmalısın” diyen okurları da kazanmak için, bu hafta size başka bir kitap yorumlayacağım. Bu sefer kimse okumadan yazmış diyemez çünkü bu bir fotoğraf kitabı. Yazarı da ben bu satırları yazarken hâlâ yaşıyordu ama dergi baskıya girerken başına bir hal gelirse sorumluluk almıyorum. Eugene Richards “A Procession of Them” yani “Onların Geçidi” diye çevirebileceğim kitabını hazırlarken edebiyat anlamında fazla uğraşmamış, kafayı çalıştırmış. Ha, şimdi diyeceksiniz ki Eugene Devam Linki

12 Mart 2011
by mehtap erel
Adalet duygusu hakkında için yorumlar kapalı

Adalet duygusu hakkında

Diriliş (Rusçası: Voskreseniye) Lev Tolstoy’un 1899′da yazdığı üçüncü kitap. Konusu: İnsan ruhu, vicdan ve inanç üzerine. Tolstoy ruha, insan fıtratına, her şeye rağmen dirilip doğruları yapmanın mümkün olup olmadığına dair yazıyor bu kitabı. “Her şeye rağmen” “İnsan fıtratına rağmen” İnsana rağmen,  insan için adaletli  olmaya çalışmak ve bunu yaptıkça yalnızlaşmak… Adam 1899′da yazmış değişen bir şey yok. Başka hayatlar için “normalleşmiş” olaylar bize tuhaf gelir ya. Ve bir gün ona eskisi gibi gülümsemiyorsan artık sana “neden?” diye sorduğunda, “çünkü sen beni yanılttın” dersiniz ve o hiç Devam Linki