GEÇİCİ DELİLİKLERİM

GEÇİCİ DELİLİKLERİM Kısa-sert rüzgarlar Kısa kısa delirebiliyorum ben. Hiç anlamazsınız, çok enteresan. Pat diye geliyor, pat diye geçiyor. Çok acayip… Sabah, su vesaire almak üzere eve yakın bir büfede durduk Sarhan’la. Arabadan inip markete girdim. İstediklerimi söyledim, para üstünü aldım ve arkamı döndüğüm anda gördüğüm kadını çok nefret ettiğim birine benzettim. Bir an aklımdan -sanırsam İbranice- “Bu burada ne arıyor?” diye geçti. Türkçe değildi; çünkü aklımdan geçeni seslendirsem, karşımdaki kişi bir şey anlayamazdı, bilinen bir dilde düşünmüyordum ancak duygum buydu. “Bu burada ne arıyor?”… Her şey Devam Linki

Kuyruk sokumu!

Çok uzun zamandır içimde mücadelesini verdiğim bir konu var. Etrafıma fikir soruyorum, annem, kocam, arkadaşlarım, herkes birbirine yakın yorumluyor durumu. Yani özünde çok da benzemeyen insanların dahi, yine birbirlerinden habersiz hemfikir olduğu nadir mevzularımdan bir tanesi. Oğlumun ismini vücuduma dövme olarak yazdırsam mı, yazdırmasam mı? Ve cevaplar üç aşağı beş yukarı aynı: “Mehtap düş şu çocuğun yakasından!”. Ben: EMINEM gibi dirseğimden el bileğime doğru kolumun dışına yazdırabilirim ama çok mu “red neck” çok mu varoş? Sarhan: Uffffff Ben: Yahut boynumun şu tarafı kılcal damar çatlaması oldu ya hep. Acaba oraya Devam Linki