Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

24 Temmuz 2017
by mehtap erel
0 comments

İTİRAF GİBİ YAZI (görmezsem yoksun)

İtiraf sayfaları vardı eskiden hatırlıyor musun sevgili okur? Ne kadar eskiydi emin değilim ama yıllaaaar yıllar önce gibiydi sanki, saçma sapan itiraf hikayeleri yazıyorlardı, biz de okuyup eğleniyorduk. Çoğunun uyduruk olduğunu bilsek de bazıları çok komik oluyordu çok gülüyorduk: eminim bugün sosyal medyadan takip ettiğimiz bir takım fenomenler ilk acemiliklerini o yazılamalarla atmışlardır.   Bugünkü yazım da bir itiraf niteliğinde olsun dedim. Bir itiraf/izah/açıklama ve yeni tabirle “ifşa”…   Baştan başlayalım mı?   Etrafımda bir takım insanlarda bana karşı bir donuklaşma, garipleşme, tuhaflaşma fark etmeye Devam Linki

14 Mayıs 2017
by mehtap erel
0 comments

“KENDİNE GÜVENİYORSA YÜZ” YA DA “CEHENNEMİN TADINI ÇIKAR BEBEĞİM”…

Selam sana sevgili okur. Bil bakalım bu Pazartesi seninle neden bahsedeceğiz? 2016-2017 eğitim sezonunu kapamamıza az bir zaman kala eğitim sistemimizin geldiği halden… Evet…   Eğitim sistemi komple çökmüş durumda sevgili okur. Okullar hakikaten saçma sapan uygulamalar yapıyorlar.   Sana bir sene boyunca okulların üfürükten sınav yapmasından, okul başarı puanı yüksek çıksın diye çocuklara uysun uymasın 100-100-100 vermesinden falan bahsettim. Bu eğitim modelinin yanlışlığından, çocukların tembelliğe alıştığından, çalışmadan da yüz alabileceklerine olan aslında sürreal inanmalarından tut da… Bir sürü şey Devam Linki

07 Mayıs 2017
by mehtap erel
0 comments

KISA KISA ÇOK KONU

Merhaba sevgili okur. Bu sana kısa kısa ve birkaç farklı mevzudan bahsedicem. Yazı uzun ben girizgahı kısa keseyim, hadi başlayalım.   “İLAÇLI??” Öğretmen arkadaşlarımla konuşurken enteresan bir “oluşum”dan haberdar oldum. Bu arkadaşlar, ders verdikleri bazı öğrencilerden bahsederken bazılarından “ilaçlı” diye bahsettiklerini fark ettim. Ne demek olduğunu sorduğumda;   Bazı öğrenciler (hem de ciddi bir çoğunlukta bazı öğrenciler) belli dönemlerde (teog gibi, üniversite sınavı gibi) dikkatlerini daha fazla toplayabilsinler diye (çünkü ergenlik, gençlik, ısınan havalar, aşk vb. durumlar oluyor ya doğal olarak) doktora Devam Linki

30 Nisan 2017
by mehtap erel
0 comments

HER KADININ BİR OĞLU OLMALI

  Bu haftaki yazım anneler ve kızları hakkındaki özlü romantik yazılamalar esinlenmem üzerine çıktı sevgili okur. “Her annenin bir kızı olmalı” yazıları var ya… Ben de bir annenin kızı olduğumdan sanırım (böyle bir gerçek var evet) ve bir de kızkardeşim olduğundan ve onun da dünyalar şahanesi bir kızı o yazılar pek duygulandırıyor beni.   İşte buradan, tam da bu noktadan yazdım bu haftaki yazımı. Ben bir annenin kızı olmak nedir biliyorum ama bir kadının oğlu olması nasıl bir duygu bir miktar onu yazmak geldi içimden.   Öyle hissettim, bu aktı kalbimden,   ben de yazdım… ***   Her kadının bir oğlu Devam Linki

09 Nisan 2017
by mehtap erel
0 comments

İVEDİK MİSİN? OLMA!

İnsanların hayatla olan mücadelesini çoğu zaman anlamsız buluyorum. Çoğu zaman boşa zaman harcıyorlar ve kendilerinin haklı bir mücadele içinde olduğunu düşünüyorlar. Çoğu zaman kendilerini Recep İvedik’in farklı versiyonlarına döndürdüklerinin farkında olmadan…   Recep nasıl bir karakter? Bir ortama girdiğinde o ortama uyum sağlamaya çalışmak yerine ortamı kendine benzetmeye çalışıyor değil mi? En büyük numarası bu. Misal, kokteyle gidip halay çekmeye çalışmak gibi. Onun yeri orası değil ama Recep mütecaviz. Ben böyle istiyorum diyor ve halay çekebileceği bir yere gitmek yerine bulunduğu yerin düzenini kendi isteklerine Devam Linki

03 Nisan 2017
by mehtap erel
0 comments

ELİNİZLE İSTEDİĞİNİZİ YAPIN

Bakalım yanlış anlaşılmadan bu yazıyı toparlayabilecek miyim?   Din olayı beni pek bağlamıyor…   (Şahane başlangıç yaptım dimi?)   Daha güzel anlatacak olursam, dinler, başkalarının dini, dini alışkanlıklar, farklılıklar beni ilgilendiren bir durum değil. Yurt dışında bir süre de olsa yaşamış pek çok insan (kendi kabuğuna çekilip, hiçbir şekilde ortama entegre olmayanlar hariç) başka dinlerle, farklı alışkanlıklarla, yabancılıklarla, değişik gelenekler ve inançlarla yaşamayı öğrenir. Sınıfta arkanızda, saçlarını 3 metre uzatmış ve bir bez yardımıyla kafasının üstüne toplayıp sarmış bir Hindu oturur. Devam Linki