BANA NE!

Milletçe ruhumuzu dinlendirmeye ihtiyacımız var, benim ruhumun dinlenmeye ihtiyacı var.   Hayır, bu bir “gidiyorum, izne ayrılıyorum, istirahate çekiliyorum, İngiltere’ye kitap yazmaya gidiyorum” yazısı değil.   Buradayım gayet sevgili okur.   Yazımı yazmaya, haberimi hazırlamaya devam. Hayat devam ediyor.   Fakat ben diyorum ki ruhumuzu dinlendirmeye ihtiyacımız var, hepimizin.   Bir süredir (yaklaşık 4-5 senedir) çok gerginiz. Çok hırpaladı ülkemizde yaşananlar hepimizi. Yıprandık.   Sürekli stres altındayız, gerginiz, tehdit altındayız.   Terör olacak mı, girdiğimiz bir yerde biri kendini patlatacak mı, Devam Linki

YA UZAYLILAR OLSAYDI?

Memlekette böyle bir hadise olmuş sen tek yazıyla yırtacağını mı sandın sevgili okur? Hah! Ofkors nat! Hadise çıkar da bunun  bizim evde acayip bir patlaması olmaz mı? Mümkün mü?   Sarhan: Noluyomuş? Ben: Bilmiyorum Sarhan: Sen bi bak bakim bi yerlerden bi haber alabilecek misin? Ben: Bence Alien’lar Sarhan: ?? Kimler? Ben: Alien’lar! Uzaylılar! Independence Day gibi! Bence ordu uzaylıların geleceğini haber aldı. Ondan köprüler falan tutuldu çünkü biliyosun filmlerde de ordu önce Brooklyn köprüsünü kapatıyor… Falan… Böyle askerler ellerinde tüfekler köprülerde… Bi hatırla filmi… Sonra böyle birkaç tane iri uzay Devam Linki

ANNELERİMİZDEN NE ÖĞRENDİK?

Bunu yazmışım. Uzun zaman önce… Anneler günü için sanırım. Bazen dönüp eski yazılarımı tekrar paylaşmayı seviyorum. Yazarlık başla işler gibi değil. Her yazımızda emek var (benimkiler öyle en azından) her satırda bir miktar beyin hücresi bırakıyoruz (bazılarımız). Bu yazımı da hayli uzun zaman önce bir anneler günü vesilesiyle yazmışım. Sonrasında benzer tat taşıyan yazılar görmüşsek de sağda solda, zannediyorum ben ilk yazanlardanım. Hazır önümüz anneler günü, bu vesileyle eski bir yazımı paylaşayım dedim. Hem kendi annem hem de tüm anneler için.   Şimdiden Anneler Günümüz kutlu olsun. Benim hayattaki en büyük Devam Linki

ÖMÜRLER GEÇİYOR

Kendimi ne kadar yorgun hissettiğimi anlatamam sevgili okur. Bahardan mı yoksa zamansızlıktan mı bilmiyorum ama yorgunum bu ara.  İnsan zaman zaman ne kadar basit konularda bile ne büyük mücadeleler verdiğine bakıp psikolojik olarak da yoruluyor sanki. Bir de –özellikle büyük şehirlerde- bir yerlere yetişmeye çalışmak, zamanında bir yerde olabilmek başlı başına bir iş, planlama. Buna bir de hayatın ta kendisini ekle. Şöyle bir bakalım;   Bir kere spor yapıyorsan eğer, kalktığından itibaren, giyinmesi, soyunması, sporun kendisi, duşu, saçı/başı kafadan 2-3 saat gitti. Layığıyla yapıyorsan durum bu hiç kaçarın yok. Ona göre erken Devam Linki

İSTERİK KADINLAR

Küçük şeylerle mutlu olabilmek ne büyük lüks farkında mısın sevgili okur. Ama öyle laf olsun diye değil, gerçekten, samimiyetle ve büyük bir şey yaşanıyormuş gibi mutlu olabilmek ne büyük lüks.   Çok fazla insan kalmadı öyle, özellikle yeni jenerasyona baktığımda daha sıklıkla karşılaşıyorum, insanlar çok fazla şeye ihtiyaç duyuyor mutlu olabilmek için.   Ev, daha büyük ev, bir ev daha… Araba, daha iyi araba, bir de spor araba, bir de arazi arabası… Cilt bakımı, sıvı lifting, cerrahi lifting, komple lifting… İncelik, fitlik, daha ince ve fit, daha da ince, daha ince, hem ince hem fit hem salondaki spor Devam Linki

SINAV STRESİ ANNELERİ

Bu hafta çocuğunun yaşı biraz daha büyümüş daha sınav stresiydi, Teog’du, test kitabıydı bakmaya başlamış anne grubuyla dertleşelim sevgili okur. Geçen hafta hamile okura seslendim, bir haftada 12 yıl ilerleyip lise sınavına geldim bu hafta.   Öncelikle anneleri dörde ayırayım. Birinci grupta bu hususlara hiç takılmıyormuş gibi yapıp sinsi sinsi çocuğu hazırlayanlar var. Bu ablalar muhtemelen öğrenciyken de ders çalıştıklarını saklayıp “ben edebiyat ve fen derslerindeki tüm üniteleri kendiliğimden biliyorum” diyorlardı. Şimdi benzer bir numarayı çocukları hususunda çekiyorlar. Çocukları gayet özel derslerle, etüdlerle, Devam Linki