İYİ YAŞLANMAK, İYİ YAŞAMAK

Bembeyaz bir word doküman açıp önüne, böyle bakıyorsun ya ne yazsam diye… Her geçen hafta daha çok sıkılıyorum bunu yapmaktan…   Bu hafta kabaca yaşlanmak, yeni ve kibar tabiriyle yaş almaktan bahsedelim. Çünkü bir şeyden bahsetmek lazım her Pazartesi ve bu hafta da bunu konuşalım o halde.   Sanırım 40 yaşımı geçmemin ardından kafamda yaşama ve bana dair başka şeyler belirmeye başladı. Daha önce düşündüğüm gibi düşünmediğim pek çok şeye yaşlanma hakkındaki görüşlerim de eklendi. Eskiden sağlıklı yaşamaya çok aldırmazdım (gençken öyle oluyor sanırım) “herkesler ölecek ve ben tek başıma ve sonsuza dek Devam Linki

Bence komikse, ben gülerim…

Kendimi kesmek istiyorum bazen, vallahi ve billahi kendimi kesmek istiyorum… İnsanlar çeşit çeşit, kabul. Ve ben bu farklılıklara elimden geldiğince uyum sağlamaya çalışıyorum. Zorluyorum kendimi bana inanın. Ama bu zorlama esnasında, gerçekten… Kendimi kesmek istiyorum… Öyle bir dönemden geçiyoruz ki klavye kullanmaktan parmak uçlarımı hissetmediğim gibi, reklamdan bütçeye, banner alanlarından içeriğe, okur dileklerinden reklam verenin taleplerine her şeyi düşünmem lazım. Yemek masamın üzerinde beş tane (5) laptop var. İnanmayanlar için fotoğrafını çektim. Hepsi açık, hepsinde başka bir şey yapıyorum. Buna bir de blackberry Devam Linki

YENİ BİR İŞ…

Yeni iş yeni maceralarla geliyor haliyle. Bir de bu sefer ağır oturaklı yayınevi ortamına patlamışım ki… Gerçekten…  Benim Newsweek Türkiye maceralarımın benzerlerini yaşayacakmışım gibi görünüyor. Yayınevlerinin bir ağırlığı vardır ki Boyut, Can, Epsilon, İş Bankası Yayınları… Bunlar gerçekten yayın sektörünün en ağır markaları. Ancak “medya” dünyasından çok farklı tarafları var. Mesela ağır oturaklılar, mesela içerde çalışan herkes zarif. Toplantı odaları kitap dolu ve daha güzeli; kitaplar dekor olarak kullanılmıyor… Boyut Yayınları’nın sahibi Bülent Özükan “gel bir kahve içelim” diye beni Devam Linki