ANNELERİMİZDEN NE ÖĞRENDİK?

Bunu yazmışım. Uzun zaman önce… Anneler günü için sanırım. Bazen dönüp eski yazılarımı tekrar paylaşmayı seviyorum. Yazarlık başla işler gibi değil. Her yazımızda emek var (benimkiler öyle en azından) her satırda bir miktar beyin hücresi bırakıyoruz (bazılarımız). Bu yazımı da hayli uzun zaman önce bir anneler günü vesilesiyle yazmışım. Sonrasında benzer tat taşıyan yazılar görmüşsek de sağda solda, zannediyorum ben ilk yazanlardanım. Hazır önümüz anneler günü, bu vesileyle eski bir yazımı paylaşayım dedim. Hem kendi annem hem de tüm anneler için.   Şimdiden Anneler Günümüz kutlu olsun. Benim hayattaki en büyük Devam Linki

ÖMÜRLER GEÇİYOR

Kendimi ne kadar yorgun hissettiğimi anlatamam sevgili okur. Bahardan mı yoksa zamansızlıktan mı bilmiyorum ama yorgunum bu ara.  İnsan zaman zaman ne kadar basit konularda bile ne büyük mücadeleler verdiğine bakıp psikolojik olarak da yoruluyor sanki. Bir de –özellikle büyük şehirlerde- bir yerlere yetişmeye çalışmak, zamanında bir yerde olabilmek başlı başına bir iş, planlama. Buna bir de hayatın ta kendisini ekle. Şöyle bir bakalım;   Bir kere spor yapıyorsan eğer, kalktığından itibaren, giyinmesi, soyunması, sporun kendisi, duşu, saçı/başı kafadan 2-3 saat gitti. Layığıyla yapıyorsan durum bu hiç kaçarın yok. Ona göre erken Devam Linki

NE SAATMİŞ BE KARDEŞİM

Hadi biraz değişik bir şeylerden bahsedelim, kafamız dağılsın sevgili okur.   Önümüz yaz, malum hem sağlıklı yaşamak hem -göreceli olarak- iyi görünmek (en azından kötü görünmemek) kadın erkek hepimiz için önemli. Bazıları için değil. Bazılarımız (neden bilmiyorum) zeka ve iyi görünümlü olmayı bir arada olamaz sanıyor. Var ya hani öyle tipler; “çok kitap okuyorum ben, çok zen, çok yoga o bakımdan manikür yapmıyorum, saçlarımı boyamıyorum”. “Çok derinim o bakımdan 110 kilo, biraz sığ olsam anında 60 oysaki ama derinim”. Öyle değil bu işler. Hem elma yiyip hem kitap okumak mümkün bence… Bu sebeple, kendisiyle Devam Linki

GÖRGÜSÜZE GÖRGÜSÜZ DEMEYELİM Mİ?

Sana gayet normal gelen pek çok konuda çok eleştirel düşünüp yazdığımı biliyorum sevgili okur. Elbette her zaman aynı fikirde olamayız. Herkesin “normal” algısı yaşadığı hayata, yetiştiği aile ortamına göre değişir. Hepiniz bizim evde büyümediğinize göre elbette farklı farklı düşüneceğiz. Şimdi bu girizgahı akılda tutup yazıya geçelim.   Biliyorsun uzun süre sosyal medya hesabı olarak sadece Twitter kullandım. Bu mecrayı da haber almak/okumak/paylaşmak için kullanıyorum. Bunun dışındaki tüm hesaplarımı kapatmıştım, oğlum kendi hesaplarını açıncaya dek… Sonrasında kendisini takip edebilmek için kapattığım Devam Linki

ENDİŞENİN E HALİ

Bizim yaş grubunda sanırım en büyük endişelerden biri (tabi ki evlatlara dair endişelerden sonra) aile büyüklerimize dair sağlıksal durumlar oluyor. Çocuklarımız ve onların sağlık durumları hakkında yüzde yüz alarm halindeyiz o başka ama onların hemen ardından da anne-babalar geliyor.   Benim sadece yakın dostlarımın bildiği ve deneyimlediği birkaç garip huyumdan bir tanesini seninle paylaşayım sevgili okur. Yıllar içinde sanırım aklımı –daha fazla- oynatmamak için bir savunma mekanizması geliştirmişim. Millet “oha ama Mehtap” deyinceye kadar da pek farkında değildim açıkcası. Zaman içerisinde fark ettim ki ben dinlemiyorum. Devam Linki

HAYIR DİYORSA HAYIR

Merhaba sevgili okur, izin ver şu bitmek tükenmek bilmeyen tecavüz olayları hakkında birkaç kelam (yine) edeyim.   Öncelikle, ben de pek çoğunuz gibi düşünüyorum. Yaşanan her anormallikten sonra mağdurun “suçlandığı” bu ülkede direkt savunmaya geçiyoruz ya hani… Hani yolda karpuz satsa “kazıkçıdır lan bu, kelek çıkar” deyip karpuz almayacağımız tipte birileri bir takım yorumlar yapıyor diye bunlara insan muamelesi yapıp savunmaya geçiyoruz ya… Hani “ekmek alıyordu”, “galoş veriyodu”, “ders çalışmaktan dönüyordu” falan yapıyoruz ya… Yapmaya gerek yok onu işte.   HAYIR!   Gece gezmeden dönmek Devam Linki