KISA KISA DÖRT KONU (ve üçüncü kitabım)

Gel bu hafta seninle kısa kısa, çeşitli pek çok şeyden bahsedelim sevili okur. Sana da bana da değişiklik olsun.   YENİ KİTABIM BİTTİ Öncelikle bu haftanın beni en çok heyecanlandıran haberi ile başlayalım. Nihayet 3. Kitabımı bitirdim. Başladığım ve hayvan gibi yoğun bir tempoda çalıştığımdan asıl işimi (yazarlık benim asıl işim)unuttuğum, yazamadığım, yarım bıraktığım, canım bitanem üçüncü kitabım bitti. Yitik Ülke Yayınları (hem beni hem de Yitik Ülke’yi twitter’dan takip edin) ile anlaştık. Bu senenin sonuna çıkmış olacağını umuyoruz. Bu kitabım ilk iki kitabımdan farklı olarak sadece diyaloglar üzerine Devam Linki

ERGEN ÇOCUK

Sevgili okur, çocuğun henüz küçükse bu yazı sana bir “yandın sen anam, öyle bir yandın ki haberin yok daha” yazısı olsun. Çocuğun ergenlik çağındaysa “duygularımız karşılıklıdır” diye tahmin ediyorum. Elbette çocuklar parmak izi gibi, hiçbiri gerçekten diğerine benzemiyor. Öte yandan da belli dönemleri var ki; memeden bırakma, korkunç 2, katı gıdayla tanışma, bezden kurtulma, ilkokula başlama, diş çıkarma, yalnız uyuma, ödev yapma gibi… Zannediyorum hemen hepimiz üç aşağı beş yukarı benzer şeyler yaşıyoruz. İşte ergenlik dönemi de bunlardan biri.   Erkek çocukların ergenliğiyle kızların ergenlik Devam Linki

SOSYAL MEDYA/ E-GRUPLAR VE ÇOCUKLARIMIZI BEKLEYEN TEHLİKELER

Gün geçmiyor ki saçma sapan, manyakça, çocuklarımızı hedef alan, sapıkça bir şeyle karşılaşmayalım… Gün geçmiyor…   Sevgili okur whatsup gruplarını biliyorsun, muhtemelen birkaç tanesine de dahilsin. Çocuklarımız da (maalesef) teknolojinin bu imkanlarından ziyadesiyle faydalanıyor. İşe yaradığı zamanlar var. Misal oğlumun okul grubu var bitane, diyelim o gün okula gidemeyen oldu, ne ödev var diyor (e-okul ya da okulistikten göremiyor gibi) buradan ödev (cevabıyla veya cevapsız) yazılıyor…  Aralarında şakalaşıyor, birbirlerine takılıyorlar falan… Bunlar tamam, biz de genç olduk.   Fakat sen yine de Devam Linki

BANA NE!

Milletçe ruhumuzu dinlendirmeye ihtiyacımız var, benim ruhumun dinlenmeye ihtiyacı var.   Hayır, bu bir “gidiyorum, izne ayrılıyorum, istirahate çekiliyorum, İngiltere’ye kitap yazmaya gidiyorum” yazısı değil.   Buradayım gayet sevgili okur.   Yazımı yazmaya, haberimi hazırlamaya devam. Hayat devam ediyor.   Fakat ben diyorum ki ruhumuzu dinlendirmeye ihtiyacımız var, hepimizin.   Bir süredir (yaklaşık 4-5 senedir) çok gerginiz. Çok hırpaladı ülkemizde yaşananlar hepimizi. Yıprandık.   Sürekli stres altındayız, gerginiz, tehdit altındayız.   Terör olacak mı, girdiğimiz bir yerde biri kendini patlatacak mı, Devam Linki

YAŞ İLE SAVAŞMAK

Yaş ile mücadele etmeye çalışmak ne zor sevgili okur. Zamanla savaşmak ne zor, ne kadar zor. Bak ben sana anlatmaya çalışayım ama sen de anlamaya çalış olur mu?   Bahsettiğim şey kırışıklar, çizgiler, kaz ayakları değil. Bir noktaya kadar, şıklığını yitirmeden, bunlarla mücadele edebiliyorsun. Ufak tefek müdahalelerle yaşanmışlıkları “yaşanmadı” gibi göstermek mümkün olabiliyor. Bu noktada, hani bir yere kadar, endişeye mahal yok. Basıyorsun parayı alnın cillop gibi oluyor mesela.   Ben konunun savaşmalı kısmından bahsediyorum. Metabolizma yavaşlamış, yaş kırkı aşmış. Bir parça pide yiyeyim desen ya da gönlün bir Devam Linki

BÜYÜDÜKÇE UZAKLAŞIYOR MU?

Bazen çocuklarımız sordukları sorularla bizi afallatıyorlar değil mi sevgili okur? Hani böyle “ben nereden geldim” ya da “anne penis ne demek?” gibi sorulardan bahsetmiyorum… Yaşları büyüyüp daha derinliği olan sorular sormaya başlıyorlar ya hani…   Geçenlerde oğlum ve annemle birlikte sohbet ediyorlarmış ve annem ona benim çocukluğumdan bahsediyormuş. Öğrenciliğimden, sınav dönemlerinden bahsederken tabi durum Atahan’ın hayli ilgisini çekmiş olmalı ki… Aradan birkaç gün geçtikten sonra bana mevzuyu açtı (nefret ediyor yazılarımda ondan bahsetmemden ama bunu anlatmak istedim):   Atahan: Sen baya böyle bir tempo Devam Linki