Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

23 Eylül 2017
by mehtap erel
0 comments

“TEOG’CULAR” BURAYA!

  Sevgili okur, sana yeni dönem “TEOG’suzluk” hakkında bir şeyler, öneriler falan yazmak istiyorum ama her şey tamamen kesinlik ve netlik içinde değil, anladığımız kadarıyla üzerinde çalışmalar devam ediyor, belli hatlar ortaya çıkmış durumda elbette ve ortaya çıkan kadarını da neresinden tutsam elimde kalıyor açıkçası. Konunun tartışma boyutunu olayın uzmanlarına (ki burada kastettiğim tarafsız eğitimciler) bırakmak en sağlıklısı olacak. Bu işin nasıl çözüleceğini ne olması gerektiğini en doğru şekilde eğitimciler analiz edip söyleyebilirler. Bunun dışında elbette hepimizin bir fikri var.   Benim fikirlerim Devam Linki

19 Ağustos 2017
by mehtap erel
0 comments

HELAYA GİDİYOR GİBİYİZ

Hayat çok zorlaştı sevgili okur, böyle olmaması gerekiyordu. Zaman geçtikçe, yaşam döndükçe hayat kolaylaşmalıydı. İleriye doğru gitmeliydik mesela, daha medeni, daha sakin, daha gelişmiş, daha insan olmalıydık. Onun yerine daha aksi, daha tahammülsüz, daha kaba, daha yoz olundu (ya da hiç gelişemedi) çoğu. Bir rahatlama gelmeliydi medeniyetle, yaşla, geçen yıllarla. Bazılarımıza geldi de çoğunluk sopa yutmuş ve içeride de hiç eritememiş gibi.   Daha önce de yazılarımda bahsetmiştim kendisinden, zamanlar önce. Larry David, adamım. Her şeyle dalga geçebilen, her şeyin şakasını yapabilen adam. Dinler üstü, hastalıklar üstü biri, Devam Linki

30 Nisan 2017
by mehtap erel
0 comments

HER KADININ BİR OĞLU OLMALI

  Bu haftaki yazım anneler ve kızları hakkındaki özlü romantik yazılamalar esinlenmem üzerine çıktı sevgili okur. “Her annenin bir kızı olmalı” yazıları var ya… Ben de bir annenin kızı olduğumdan sanırım (böyle bir gerçek var evet) ve bir de kızkardeşim olduğundan ve onun da dünyalar şahanesi bir kızı o yazılar pek duygulandırıyor beni.   İşte buradan, tam da bu noktadan yazdım bu haftaki yazımı. Ben bir annenin kızı olmak nedir biliyorum ama bir kadının oğlu olması nasıl bir duygu bir miktar onu yazmak geldi içimden.   Öyle hissettim, bu aktı kalbimden,   ben de yazdım… ***   Her kadının bir oğlu Devam Linki

09 Nisan 2017
by mehtap erel
0 comments

İVEDİK MİSİN? OLMA!

İnsanların hayatla olan mücadelesini çoğu zaman anlamsız buluyorum. Çoğu zaman boşa zaman harcıyorlar ve kendilerinin haklı bir mücadele içinde olduğunu düşünüyorlar. Çoğu zaman kendilerini Recep İvedik’in farklı versiyonlarına döndürdüklerinin farkında olmadan…   Recep nasıl bir karakter? Bir ortama girdiğinde o ortama uyum sağlamaya çalışmak yerine ortamı kendine benzetmeye çalışıyor değil mi? En büyük numarası bu. Misal, kokteyle gidip halay çekmeye çalışmak gibi. Onun yeri orası değil ama Recep mütecaviz. Ben böyle istiyorum diyor ve halay çekebileceği bir yere gitmek yerine bulunduğu yerin düzenini kendi isteklerine Devam Linki

26 Şubat 2017
by mehtap erel
0 comments

HERKESİN BİR VASİYETİ OLMALI

Vasiyetname yazma konusunda ne düşünüyorsun sevgili okur? Aklına tuhaf tuhaf şeyler gelen rahatsızlardan mısın? Yoksa hiç ölmeyeceğini düşünen rahatsızlardan mısın?  Her iki halin de çok “normal” olmadığını düşünen rahatsızlardanım ben. Öte yandan evet bir gün hepimiz toprak olucaz bundan kaçış yok. Açık konuşmak gerekirse “sanki yarın ölecekmişim gibi” ahiret için çalıştığım da yok. “Sonsuza kadar ölmeyecekmişim gibi” soyunup semerimi de yemiyorum bu dünyada… ‘Zorun ne ablacım?’ diyorsanız açıklayayım… Kafamda kurdum kurdum (her kadın gibi) ve… Eğer ben kocamdan önce ölürsem… (ki ben ruh Devam Linki

29 Ocak 2017
by mehtap erel
0 comments

BOŞANMALAR VE ARKADA YAŞANANLAR

2015 yılı (en son 2015’te araştırma yapılmış) rakamlarına bakınca gördüğümüz, boşanmalar her yıl bir önceki yıla göre yaklaşık %7 artarak ilerliyor. O pek bir övündüğümüz aile kurumunda her yıl bir önceki yıldan daha fazla insan “yok, bizden olmayacak” deyip vazgeçiyor. Boşanmak da evlenmek kadar doğal bir durum, hakikaten olmayabilir ve bir ilişkiyi ceset gibi arkanızdan sürüyerek ilerlemeye çalışmak çok anlamsız. Benim bu hafta bahsetmek istediğim konu, bu boşanma süreci esnasında adamların kadınları ne kadar incittiği… Çok incittiği…   Şimdi pozitif ayrımcılık yaptığımı düşünebilirsiniz evet belki Devam Linki