İYİ YAŞLANMAK, İYİ YAŞAMAK

Bembeyaz bir word doküman açıp önüne, böyle bakıyorsun ya ne yazsam diye… Her geçen hafta daha çok sıkılıyorum bunu yapmaktan…   Bu hafta kabaca yaşlanmak, yeni ve kibar tabiriyle yaş almaktan bahsedelim. Çünkü bir şeyden bahsetmek lazım her Pazartesi ve bu hafta da bunu konuşalım o halde.   Sanırım 40 yaşımı geçmemin ardından kafamda yaşama ve bana dair başka şeyler belirmeye başladı. Daha önce düşündüğüm gibi düşünmediğim pek çok şeye yaşlanma hakkındaki görüşlerim de eklendi. Eskiden sağlıklı yaşamaya çok aldırmazdım (gençken öyle oluyor sanırım) “herkesler ölecek ve ben tek başıma ve sonsuza dek Devam Linki

TEOG AİLELERİ

Sevgili okur bu sene böyle  www.anneboyutu.com  kısmında yine pişik, altıncı hastalık, katı gıdaya geçiş, süt arttırıcı besinler falan diye yeni annelere destek olmaya devam ediyoruz işte ve fakat köşe yazısı (benim köşe yazım) çok bana dair. Çocuk büyüdü ve haliyle sen sınav/okul/sosyal yaşam/ergenlik falan okuyacaksın…  Büyüdü bizim çocuklar, katı gıdaya geçtiler rahat yiyorlar hatta üstlerine git seni yerler artık… O bakımdan…   Bu hafta sana teog velileri diyorum (“size alo diyorum” diyen zeki müren style)   Teog velileri olarak dörde ayrıldık.   İlk grupta “hiç çalışmıyor” deyip çocuğu Devam Linki

OLMAK İSTEDİĞİN GİBİ MİSİN?

Sen nasıl bir insandın genç kızken sevgili kadın okur? (Erkek okurlar da hayatlarındaki kadını ya da kendilerini  gözden geçirerek okuyabilir elbette) Misal, değişiklikten korkar mıydın? Kendinle, saçınla, başınla, yüzünle oynamaktan korkar mıydın?   Ben korkardım. Korkardım ama yine de yapardım.   Pekala, benim oldum bittim çok kaşım olmamıştır, olan az bir miktar kaş yazın sararır (kirpiklerim de sararır ve üzerlerine toz dökülmüş gibi görünür)sonra ben sürekli kaş kalemiyle boya dur… Kaş insanın yaşıyla oynayan bir şey, kaşların inceyse resmen –bariz- daha yorgun ve yaşlı görünüyorsun. Lise çağlarımda Devam Linki

KISA KISA DÖRT KONU (ve üçüncü kitabım)

Gel bu hafta seninle kısa kısa, çeşitli pek çok şeyden bahsedelim sevili okur. Sana da bana da değişiklik olsun.   YENİ KİTABIM BİTTİ Öncelikle bu haftanın beni en çok heyecanlandıran haberi ile başlayalım. Nihayet 3. Kitabımı bitirdim. Başladığım ve hayvan gibi yoğun bir tempoda çalıştığımdan asıl işimi (yazarlık benim asıl işim)unuttuğum, yazamadığım, yarım bıraktığım, canım bitanem üçüncü kitabım bitti. Yitik Ülke Yayınları (hem beni hem de Yitik Ülke’yi twitter’dan takip edin) ile anlaştık. Bu senenin sonuna çıkmış olacağını umuyoruz. Bu kitabım ilk iki kitabımdan farklı olarak sadece diyaloglar üzerine Devam Linki

KIZ ANNESİ vs ERKEK ANNESİ (ne bitmez meseleymiş)

Gel bi konuşalım sevgili okur. Kafandaki tüm önyargıları, önceden kazanılmış refleksleri bir kenara koy ve beni bir insan olarak anlamaya çalış.   Hazır mısın?   Bizden önceki jenerasyonda -ve daha öncesinde elbette-  kız çocuk sahibi olmak çok makbul bir şey değilmiş gibi olmuş hep. Kız evlat sahibi olanların birbirlerini “işte yaşlılığımızda bize bakar” veya “kız evlat ölene kadar” falan diye teselli ettiği, özellikle kocanın akrabaları tarafından da “oğlan doğuramadın” falan diye ötelendiği bir sistem varmış. Bu sadece bizim kültürümüzde olan bir şey değil tabi. Başka kültürlerde de kız bebeği doğar Devam Linki

HAYVAN SEVEYİM DERKEN

Hayvanlarla aran nasıldır sevgili okur? Ben kendi adıma bir hayvansever olduğumu söyleyebilirim. Elbette tüüüm hayvanlarla değil, kurbağadan, çekirgeden acayip huylanırım, böceklerden hazetmem falan, fare görsem çığlık atabilirim pek çok kadın gibi ama hani yabancıların “pet” dediği, hani alıp beslenebilirliği olanları pek severim.   Destek olmaya çalıştığım, maddi manevi yardımcı olduğum çeşitli hayvan barınakları var. Bundan hariç sokakta gördüğüm kedi, köpekleri de severim, karınlarını doyurmaya çalışırım… Yakın çevrem tarafından özellikle kediler ve köpeklerle iyi geçindiğim de bilinir.   Bu bağlamda Devam Linki