Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

19 Ağustos 2017
by mehtap erel
0 comments

HELAYA GİDİYOR GİBİYİZ

Hayat çok zorlaştı sevgili okur, böyle olmaması gerekiyordu. Zaman geçtikçe, yaşam döndükçe hayat kolaylaşmalıydı. İleriye doğru gitmeliydik mesela, daha medeni, daha sakin, daha gelişmiş, daha insan olmalıydık. Onun yerine daha aksi, daha tahammülsüz, daha kaba, daha yoz olundu (ya da hiç gelişemedi) çoğu. Bir rahatlama gelmeliydi medeniyetle, yaşla, geçen yıllarla. Bazılarımıza geldi de çoğunluk sopa yutmuş ve içeride de hiç eritememiş gibi.   Daha önce de yazılarımda bahsetmiştim kendisinden, zamanlar önce. Larry David, adamım. Her şeyle dalga geçebilen, her şeyin şakasını yapabilen adam. Dinler üstü, hastalıklar üstü biri, Devam Linki

30 Nisan 2017
by mehtap erel
0 comments

HER KADININ BİR OĞLU OLMALI

  Bu haftaki yazım anneler ve kızları hakkındaki özlü romantik yazılamalar esinlenmem üzerine çıktı sevgili okur. “Her annenin bir kızı olmalı” yazıları var ya… Ben de bir annenin kızı olduğumdan sanırım (böyle bir gerçek var evet) ve bir de kızkardeşim olduğundan ve onun da dünyalar şahanesi bir kızı o yazılar pek duygulandırıyor beni.   İşte buradan, tam da bu noktadan yazdım bu haftaki yazımı. Ben bir annenin kızı olmak nedir biliyorum ama bir kadının oğlu olması nasıl bir duygu bir miktar onu yazmak geldi içimden.   Öyle hissettim, bu aktı kalbimden,   ben de yazdım… ***   Her kadının bir oğlu Devam Linki

26 Şubat 2017
by mehtap erel
0 comments

HERKESİN BİR VASİYETİ OLMALI

Vasiyetname yazma konusunda ne düşünüyorsun sevgili okur? Aklına tuhaf tuhaf şeyler gelen rahatsızlardan mısın? Yoksa hiç ölmeyeceğini düşünen rahatsızlardan mısın?  Her iki halin de çok “normal” olmadığını düşünen rahatsızlardanım ben. Öte yandan evet bir gün hepimiz toprak olucaz bundan kaçış yok. Açık konuşmak gerekirse “sanki yarın ölecekmişim gibi” ahiret için çalıştığım da yok. “Sonsuza kadar ölmeyecekmişim gibi” soyunup semerimi de yemiyorum bu dünyada… ‘Zorun ne ablacım?’ diyorsanız açıklayayım… Kafamda kurdum kurdum (her kadın gibi) ve… Eğer ben kocamdan önce ölürsem… (ki ben ruh Devam Linki

29 Ocak 2017
by mehtap erel
0 comments

BOŞANMALAR VE ARKADA YAŞANANLAR

2015 yılı (en son 2015’te araştırma yapılmış) rakamlarına bakınca gördüğümüz, boşanmalar her yıl bir önceki yıla göre yaklaşık %7 artarak ilerliyor. O pek bir övündüğümüz aile kurumunda her yıl bir önceki yıldan daha fazla insan “yok, bizden olmayacak” deyip vazgeçiyor. Boşanmak da evlenmek kadar doğal bir durum, hakikaten olmayabilir ve bir ilişkiyi ceset gibi arkanızdan sürüyerek ilerlemeye çalışmak çok anlamsız. Benim bu hafta bahsetmek istediğim konu, bu boşanma süreci esnasında adamların kadınları ne kadar incittiği… Çok incittiği…   Şimdi pozitif ayrımcılık yaptığımı düşünebilirsiniz evet belki Devam Linki

25 Aralık 2016
by mehtap erel
0 comments

GÜNDEMDEN 4 KONU

Bu hafta yine kısa kısa bir sürü şeyden bahsedelim mi sevgili okur. Aklımda gezen konular var ama hiçbirini tam bir köşe yazısı yazacak kadar uzatmak istemiyorum bu sebeple bu hafta seninle değişik konularda hızlı bir sohbet yapalım.   İNTERNET YAVAŞLAMALARI   İnternet yavaşlatılmasına sen de benim kadar gıcık oluyor musun sevgili okur. Bak kişilik hakları falanları ayrı tartışalım , onlar başka, bu internet sağlayıcılar hızları 80’li yıllara düşürüyorlar ama biz yüksek hızlı internet için –o plana göre- çok ciddi bir para ödüyoruz. Ne olacak bu? İnternet sağlayıcı ayın yarısında benim internetimizi bana söz Devam Linki

20 Kasım 2016
by mehtap erel
0 comments

ÇIKTIĞIMIZ HAFTANIN ÖZETİ:YENİ KANUN VE TÜYAP

Öncelikle sevgili okur,   Biliyorsun bir Tüyap kitap fuarı daha atlattık. Beni tanıyorsun, ne boyutta anti-sosyal, anti-insan ve aksi bir kadın olduğumu biliyorsun. Vallahi ve billahi hemen her gün fuardaydım. Kitabımı bekledim, yazar arkadaşlarla ve okurlarla tanıştım, sohbet ettim, fotoğraf çektirip öpüştüm, el yapımı poğaçaları gömdüm. Gerçekten bu fuar kendimi aştım. Öncelikle tüm hafta boyunca gelen, giden, bize bakan, yemekler getiren, sarılan, öpen, seven, kitaplarımızı alan, fotoğraf çektiren, bizi kucaklayan, sevgisiyle, heyecanıyla kalbimizi ısıtan, “çok da kötü değil be dünya” dedirten, “hala ümit var la” dedirten Devam Linki