Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

24 Temmuz 2017
by mehtap erel
0 comments

İTİRAF GİBİ YAZI (görmezsem yoksun)

İtiraf sayfaları vardı eskiden hatırlıyor musun sevgili okur? Ne kadar eskiydi emin değilim ama yıllaaaar yıllar önce gibiydi sanki, saçma sapan itiraf hikayeleri yazıyorlardı, biz de okuyup eğleniyorduk. Çoğunun uyduruk olduğunu bilsek de bazıları çok komik oluyordu çok gülüyorduk: eminim bugün sosyal medyadan takip ettiğimiz bir takım fenomenler ilk acemiliklerini o yazılamalarla atmışlardır.   Bugünkü yazım da bir itiraf niteliğinde olsun dedim. Bir itiraf/izah/açıklama ve yeni tabirle “ifşa”…   Baştan başlayalım mı?   Etrafımda bir takım insanlarda bana karşı bir donuklaşma, garipleşme, tuhaflaşma fark etmeye Devam Linki

02 Temmuz 2017
by mehtap erel
0 comments

ASALET SOKAK ADI OLMUŞ

Merhaba sevgili okur. Bu sıcaklarda kendimi üzerime benzin döküp ateşe vermişim gibi hissederken bir köşe yazımla daha karşındayım. Öncelikle geçen hafta yazamadım çünkü tatildeydim. Böyle zamanlarda “yazarınız vitesi boşa aldı, bu hafta tükkan kapalı” yazısı yayınlamak adettendi eskiden ama … Bence yersiz bu işler artık… “Yazı yazamadım” diye yazı yazıp, yazı arşivini şişirmenin alemi yok.   SICAK Dehşet sıcak bir yaz geçiriyoruz. Esmiyor, her yerden “independence day” misali yükselen çirkin binalar yüzünden de esemiyor. Kazara esse de dev bir şantiyeye dönen güzide yurdumuzda üzerimize çimento yağıyor. Devam Linki

08 Eylül 2016
by mehtap erel
0 comments

ERGEN ÇOCUK

Sevgili okur, çocuğun henüz küçükse bu yazı sana bir “yandın sen anam, öyle bir yandın ki haberin yok daha” yazısı olsun. Çocuğun ergenlik çağındaysa “duygularımız karşılıklıdır” diye tahmin ediyorum. Elbette çocuklar parmak izi gibi, hiçbiri gerçekten diğerine benzemiyor. Öte yandan da belli dönemleri var ki; memeden bırakma, korkunç 2, katı gıdayla tanışma, bezden kurtulma, ilkokula başlama, diş çıkarma, yalnız uyuma, ödev yapma gibi… Zannediyorum hemen hepimiz üç aşağı beş yukarı benzer şeyler yaşıyoruz. İşte ergenlik dönemi de bunlardan biri.   Erkek çocukların ergenliğiyle kızların ergenlik Devam Linki

22 Haziran 2016
by mehtap erel
0 comments

YAŞ İLE SAVAŞMAK

Yaş ile mücadele etmeye çalışmak ne zor sevgili okur. Zamanla savaşmak ne zor, ne kadar zor. Bak ben sana anlatmaya çalışayım ama sen de anlamaya çalış olur mu?   Bahsettiğim şey kırışıklar, çizgiler, kaz ayakları değil. Bir noktaya kadar, şıklığını yitirmeden, bunlarla mücadele edebiliyorsun. Ufak tefek müdahalelerle yaşanmışlıkları “yaşanmadı” gibi göstermek mümkün olabiliyor. Bu noktada, hani bir yere kadar, endişeye mahal yok. Basıyorsun parayı alnın cillop gibi oluyor mesela.   Ben konunun savaşmalı kısmından bahsediyorum. Metabolizma yavaşlamış, yaş kırkı aşmış. Bir parça pide yiyeyim desen ya da gönlün bir Devam Linki

17 Nisan 2016
by mehtap erel
0 comments

MUTANT ÇOCUKLAR

Sanırım hepimiz o videoyu izlemişizdir. Küçük bir erkek çocuk ablasını dövüyor anne (sanırım) videoya çekiyor. “Eğleniyorlar”… Video esnasında küfürler de varmış. Yani çocuk hem ablasını tokatlıyor, saçlarını çekiyor hem de saydırıyormuş. Ben sesini açmadan izledim. Öyle yaparım ben. Çok sinirimin bozulacağını düşündüğüm videolar (patlama sonrası görüntüleri, cenaze görüntüleri, korkunç sahneler vs.) gördüğüm anda sesi kaparım. Daha az sinirim bozuluyor o zaman.   Bu videoyu çeken aile hakkında bir şeyler yazmak istiyorum aslında. İşin acı tarafı ne yazacağımı, ne diyeceğimi bilemiyorum. Her şeyi geçtim. Devam Linki

12 Mart 2016
by mehtap erel
0 comments

LEVEL OF İNSANLIK (indirimde)

Bu sefer sana uzun zamandır dikkatimi çeken ve birkaç arkadaşımla da üzerine konuşup birlikte “pes valla” dediğimiz bir husustan bahsetmek istiyorum sevgili okur. Level of İnsanlık hususu. Yani bir insanın insanlık seviyesini neyle/nasıl/nereden ölçeriz. Başlayalım:   Bizim çocukların yaş seviyesi: Kafasına göre arkadaşlarıyla program yapma ama anne/baba olmadan bu programa gidememe seviyesi. Yani büyüyorlar, kendi aralarında program yapıyorlar ve bu programda da etraflarında/diplerinde anne baba istemiyorlar. Öte yandan programın hayata geçeceği yere tek başlarına da gidemiyorlar. Biz onları bırakıyoruz (sinema/basket Devam Linki