YA UZAYLILAR OLSAYDI?

Memlekette böyle bir hadise olmuş sen tek yazıyla yırtacağını mı sandın sevgili okur? Hah! Ofkors nat! Hadise çıkar da bunun  bizim evde acayip bir patlaması olmaz mı? Mümkün mü?   Sarhan: Noluyomuş? Ben: Bilmiyorum Sarhan: Sen bi bak bakim bi yerlerden bi haber alabilecek misin? Ben: Bence Alien’lar Sarhan: ?? Kimler? Ben: Alien’lar! Uzaylılar! Independence Day gibi! Bence ordu uzaylıların geleceğini haber aldı. Ondan köprüler falan tutuldu çünkü biliyosun filmlerde de ordu önce Brooklyn köprüsünü kapatıyor… Falan… Böyle askerler ellerinde tüfekler köprülerde… Bi hatırla filmi… Sonra böyle birkaç tane iri uzay Devam Linki

HAYVAN SEVEYİM DERKEN

Hayvanlarla aran nasıldır sevgili okur? Ben kendi adıma bir hayvansever olduğumu söyleyebilirim. Elbette tüüüm hayvanlarla değil, kurbağadan, çekirgeden acayip huylanırım, böceklerden hazetmem falan, fare görsem çığlık atabilirim pek çok kadın gibi ama hani yabancıların “pet” dediği, hani alıp beslenebilirliği olanları pek severim.   Destek olmaya çalıştığım, maddi manevi yardımcı olduğum çeşitli hayvan barınakları var. Bundan hariç sokakta gördüğüm kedi, köpekleri de severim, karınlarını doyurmaya çalışırım… Yakın çevrem tarafından özellikle kediler ve köpeklerle iyi geçindiğim de bilinir.   Bu bağlamda Devam Linki

YAŞ İLE SAVAŞMAK

Yaş ile mücadele etmeye çalışmak ne zor sevgili okur. Zamanla savaşmak ne zor, ne kadar zor. Bak ben sana anlatmaya çalışayım ama sen de anlamaya çalış olur mu?   Bahsettiğim şey kırışıklar, çizgiler, kaz ayakları değil. Bir noktaya kadar, şıklığını yitirmeden, bunlarla mücadele edebiliyorsun. Ufak tefek müdahalelerle yaşanmışlıkları “yaşanmadı” gibi göstermek mümkün olabiliyor. Bu noktada, hani bir yere kadar, endişeye mahal yok. Basıyorsun parayı alnın cillop gibi oluyor mesela.   Ben konunun savaşmalı kısmından bahsediyorum. Metabolizma yavaşlamış, yaş kırkı aşmış. Bir parça pide yiyeyim desen ya da gönlün bir Devam Linki

BÜYÜDÜKÇE UZAKLAŞIYOR MU?

Bazen çocuklarımız sordukları sorularla bizi afallatıyorlar değil mi sevgili okur? Hani böyle “ben nereden geldim” ya da “anne penis ne demek?” gibi sorulardan bahsetmiyorum… Yaşları büyüyüp daha derinliği olan sorular sormaya başlıyorlar ya hani…   Geçenlerde oğlum ve annemle birlikte sohbet ediyorlarmış ve annem ona benim çocukluğumdan bahsediyormuş. Öğrenciliğimden, sınav dönemlerinden bahsederken tabi durum Atahan’ın hayli ilgisini çekmiş olmalı ki… Aradan birkaç gün geçtikten sonra bana mevzuyu açtı (nefret ediyor yazılarımda ondan bahsetmemden ama bunu anlatmak istedim):   Atahan: Sen baya böyle bir tempo Devam Linki

KENDİNE SAYGIN OLSUN!

Şimdi sana bir şey anlatmaya çalışıcam sevgili okur. Tabi tecrübeyle sabit, sen “arka planın” (yazar burada background vurgusu yapar popo değil) ne kadarsa o kadar anlayacaksın elbette ama ben yine de anlatmaya çalışıcam. Çünkü yazarların işi de bu. Bunu yapıyoruz biz de.   Yolda gidiyorum, kafamı az bi çevirdim, neredeyse kaza yapıyordum. Geçtiğim yol boydan boya “Turbo Turabi”. Evet.   Öncelikle şunu açalım; her sene açılışında bu tip programlara bakarım. Yarışmalar, evlilik programları vs, hepsine. Neden? Çünkü ne yazacaz baba? Yazı yazmak gerekince nasıl yazacaz? Misal Turbo Turabi’yi tanımasak bu yazıyı nasıl yazacaz? Devam Linki

ANNELERİMİZDEN NE ÖĞRENDİK?

Bunu yazmışım. Uzun zaman önce… Anneler günü için sanırım. Bazen dönüp eski yazılarımı tekrar paylaşmayı seviyorum. Yazarlık başla işler gibi değil. Her yazımızda emek var (benimkiler öyle en azından) her satırda bir miktar beyin hücresi bırakıyoruz (bazılarımız). Bu yazımı da hayli uzun zaman önce bir anneler günü vesilesiyle yazmışım. Sonrasında benzer tat taşıyan yazılar görmüşsek de sağda solda, zannediyorum ben ilk yazanlardanım. Hazır önümüz anneler günü, bu vesileyle eski bir yazımı paylaşayım dedim. Hem kendi annem hem de tüm anneler için.   Şimdiden Anneler Günümüz kutlu olsun. Benim hayattaki en büyük Devam Linki