Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

SOSYAL MEDYA/ E-GRUPLAR VE ÇOCUKLARIMIZI BEKLEYEN TEHLİKELER

Gün geçmiyor ki saçma sapan, manyakça, çocuklarımızı hedef alan, sapıkça bir şeyle karşılaşmayalım… Gün geçmiyor…

 

Sevgili okur whatsup gruplarını biliyorsun, muhtemelen birkaç tanesine de dahilsin. Çocuklarımız da (maalesef) teknolojinin bu imkanlarından ziyadesiyle faydalanıyor. İşe yaradığı zamanlar var. Misal oğlumun okul grubu var bitane, diyelim o gün okula gidemeyen oldu, ne ödev var diyor (e-okul ya da okulistikten göremiyor gibi) buradan ödev (cevabıyla veya cevapsız) yazılıyor…  Aralarında şakalaşıyor, birbirlerine takılıyorlar falan… Bunlar tamam, biz de genç olduk.

 

Fakat sen yine de çocuğunun telefonunu, bilgisayarını, dahil olduğu grupları kontrol etmeyi ihmal etme

 

Çünkü bu hafta gördük ki her grup bu kadar masum olmayabiliyor.

 

Sevdiğim bir arkadaşım, bizim aramızdaki bir whatsup grubuna bir haber attı. Haber şöyle;

 

“Tumblr (veya instagram ve facebook) aleminin en büyük whatsup grubu biziz. Aramızda kimler yok kimler…”

 

Şeklinde davet/reklam/çağırma yapıyorlar yine sosyal medya üzerinden. Çocuklar buraya “üye” olmaya çalışıyor. Olduktan sonra buralarda böyle bir sohbet “ortamları” bir takım “şakalaşmalar”, “yarışmalar” bu adlar altında resmen çocuk tacizi.

 

“sütyenli resmini yollayan ilk on kişiye parfüm hediye”

“nasıl mastürbasyon yapıyorsunuz? Anlatana şu eğlence parkından bilet”

“iç çamaşırsız resmini gönderecek kadar cesur olana şu kadar dakika internet bedava yüklenecek”

 

Olaya uyanıp ayrılmak isteyen çocuklara da “buraya üye olduğunuz anda bir sözleşme imzaladınız. Çıkarsanız sözleşme gereğince ve şu kanuna (uyduruyor burada internet bilmemne kanunu falan diye) göre bu kadar para cezası ödeyeceksin…

 

Dünyanın her yerinde çocuklardan maddi manevi yararlanmak isteyen ahlaksız, hasta ruhlu, sapık insanlar var, olacak. Bizim işimiz çocuklarımızı bu yaratıklardan korumaya çalışmak.

 

Nasıl mı? Şöyle;

 

1)      Çocuklarımıza açıkça, anlayacakları dilde bize her şeyi ama her şeyi anlatabileceklerini/sorabileceklerini söylemek zorundayız. Çocuğumuz bizden korkmaması gerektiğini, kötü bir şey yaşadığını düşünmüyorsa bunu bize anlatması gerektiğini, ona anne-baba olarak bizden daha fazla kimsenin yardımcı olamayacağını, daima anne ve babasıyla her konuyu konuşabileceğini anlatmamız lazım. Ceza almaktan, azar işitmekten ve benzeri hiçbir şeyden çekinmesine gerek olmadan daima anne ve babasından yardım isteyebileceğini bilmek zorunda. Bunu ısrarla, tekrar tekrar söylemek zorundayız. “Ne yaparsan yap, ne yaşarsan yaşa, başına ne gelirse gelsin bana anlat, benimle konuş. Ne olursa olsun senin için buradayım”. Bu kadar net!

 

2)      Çocuklarımızın haklarını bilmesi gerekiyor. Vatandaş olarak hakları nelerdir, anayasal hakları nelerdir. Karşılarındaki kişi “polis, asker, öğretmen, imam vb” gibi başlıklar da taşısa insan olarak hepimizin hakları vardır ve “HAYIR” demek insanlık hakkıdır! Bunu anlaması lazım. Hayır diyebilir. Bir şey ona yanlış geliyorsa, aklına yatmıyorsa, kendini kötü hissediyorsa o duruma hayır diyerek son verebilir. Hiçbir kanunla, başlıkla, ünvanla ona aksi yaptırılamaz. Hiç kimse yapmak istemediği bir şeyi bir başkasına zorla yaptıramaz. (Biliyorum ne düşündüğünüzü ama yine de) Bunu onlara  anlatmamız lazım. Bunu öğretmemiz lazım.

 

3)      “Ay”, “of”, “bıktım” demelerine aldırmadan tembih yapmaya devam etmek zorundayız. Bir yerde bir haber mi okuduk bak diyeceğiz, böyle böyle olmuş, sen de dikkatli ol. Haberi göstericez, anlatıcaz. Birisinden bir şey mi duyduk onu da uyarıcaz. Burada insanlar ikiye ayrılıyor, bir taraf çocuklara fazla “kötülük” anlatmanın onların dünyasını kirletmek olduğu görüşündeler. Haklılar. Buna sözüm yok. Benim duruşum (maalesef hayat şartları) daha realist: Korkanın anası ağlamaz derler. Yaşayarak dünyası kirleneceğine benden duyarak biraz asabının bozulmasında veya tanımadığı insanlara şüpheyle yaklaşmasında sakınca yok. Sonra vah vah, tüh tüh dememek için uyarmam gereken konularda uyarmak benim işim. Ben böyle düşünüyor ve davranıyorum. Karar sizin, herkesin kendi evladı.

 

4)      Kişisel hak ve özgürlükleri, kendi kişisel alanları falan… Hı hı.. Tamam… Fakat yine de. O telefonlar o tabletler kontrol edilecek hanımlar. Her bir satırı tek tek okumanız gerekmiyor ama… Ne gruplar var, o gruplardaki diğer arkadaşları kimler (tanıdığınız diğer çocuklar o grupta varlar mı yoksa tamamen yabancılar mı var) facebook arkadaşları kimler, üye olduğu gruplar neler, mesaj gönderenler kimler… Bunlar biraz daha böyle 16-17 (ki bence o zaman da) olup palazlanana kadar bunlara bakmak gerekiyor. Ya açık davranın (misal ben şöyle yaptım); “yazışmalarınıza bakmıycam sadece gruplarda kimler var görmek istiyorum” dedim. Tanıdığım birkaç arkadaşı var (baya böyle annelerini babalarını tanıyorum, aynı okuldalar, aynı takımdalar, benim telefonumu biliyolar, Mehtap abla diyolar, biliyorum çocukları) bu çocuklar gruplarda var mı baktım. Sosyal medyadaki arkadaşlarını kontrol etmek istediğimi söyledim, tanımadıklarımı “bu kim” diye sordum açıkça. “Arkadaşımın arkadaşı” ama tanımıyorum bana arkadaşlık yollamıştı dediklerini çıkarttırdım.

 

Kolay değil biliyorum. Bu devirde çocuk yetiştirmek hiç kolay değil, biliyorum. Bazıları için çok kolay, onlar “amaaan siz de çok takıyosunuz”cular veya “herkesinki nasıl büyüyorsa bu da büyür”cüler… Üzgünüm hayatımda hiç ama hiçbir konuda geniş, gevşek bir insan olmadım ben. Gevşeklik benim tarzım değil. Bu bakımdan, hele de çocuğum söz konusuysa “sümüğnü yir büyür” diyemem. Yapımda yok.

 

Size de önermem. Biz biraz “rahatsız” olalım ama onlar şer değmeden yaşasınlar yeter ki.

 

Güzel haftalar dilerim.

Comments are closed.