Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

Seni yıkayacak adama tavır yapma

Twitter StumbleUpon del.icio.us Google Yahoo!

Ara ara aklıma giren bir fikir olmuştur, şöööyle bir hamam sefası yapmak. Bu yaşa kadar yapamamış olma sebeplerim ise bence çok geçerli: “Ya mikrop kaparsam!”, “Ay ben herkesin kiri pası içinde yıkanamam!”, “Ay millet çıplak çıplak bana gelmez öyle” gibi…

Fakat şöyle bir şey oldu.

Kuzenim olacak sıpa (Cemil) kız kardeşimin kocasını hamama götürdü geçen sene ve anlaşılmaz bir şekilde bayıldılar. Yok efendim şöyle limonlu sodalar geliyormuş, böyle köpük masajı yapılıyormuş, şöyle keseleniyormuş…

Kardeşimin kocası da kendi tarzında cinstir (ki bu bizim aileye damat olarak girmesinden belli sanırım) buna rağmen bayılmış hamam olayına.

Bu bayram başta kuzen ve enişte olmak üzere, Sarhan’ı da alıp, tutturdular hamama gidicez diye. Kızkardeşim (ki çok titizdir kendisi) “Ben de gelsem kadınlar tarafına” dedi.

Ben: Peki nasıl olucak şimdi, gidicen mi sen cidden? Ben de mi gelsem? Milletin yanında mı yıkanıcaz şimdi? Ya mantar falan kaparsak?

Teyzem: O sıcakta mikrop mu dayanır kızım deli misin?

Kardeşim: Ben gidicem sanırım

Ben: Peki ben de mi gelsem o zaman, nasıl yapsak ki?

Annem: Aman amma büyüttün, gidin kızım işte ne var, biz çocukken hep giderdik.

Konu hakkında bir (1) kez tecrübe yaşamış mikrop kuzen Cemil ve enişte kişisi bize dediler ki; “ya bişi almanız gerekmiyor, orda sabun şampuan her şey var, spa gibi, süper, acayip hizmet var”.

“Peki” dedik.

Şöyle söyliyim, hiç öyle spa durumu falan yoktu, bizim beylerin yaşadığı tecrübeden tamamen farklı bir durum söz konusuydu. Kardeşim ve ben kendimizi çok acayip bir ortamın içinde bulduk.

Kadın: Havlunuz falan yok mu sizin?

Biz: Eee, yok

Kadın: Alın şunları, ıslatmadan getirin…

Ben: Kadın ıslatmayın dedi ama nasıl ıslatmıycaz ki bunları

Kardeşim: Sanırım “Bunla kurulanacağınız için havluları suya sokmayın” demek istedi.

Ben: Hııııı

Bir süre sonra…

Kardeşim: Abla bu kadınlar çıplak, nasıl yapıcaz şimdi

Ben: Don sütyen girelim, ben soyunmam

Sora sora sistemi öğrendik. Yarı giyinik bir şekilde duşumuzu alıp kardeşim önde ben arkada hamama ilerledik. Kardeşim hamamın kapısını açtı ve aynen kapatıp bana döndü.

Ben: Noldu, noldu?

Kardeşim: Sanırım yanlış geldik, yanlış gelmiş olabilir miyiz?

Ben: Dur ben bakim bi

Kardeşim: ….

Ben: ……… h…tir o ne ya?

Kadınlar çıplak ama herkes sanki giyinikmiş gibi gayet rahat. Tek tek musalla taşı gibi mermer yataklar. Kadınlar buralarda yatıyor ve başlarında aynı bizim gibi don sütyen bir takım başka kadınlar bunları keseliyor.

Kadınlardan çok şişman ve yaşlı olanı ise en önde tendürdiyotla sabun karıştırılmış çitileniyor. Hamamdan ziyade adli tıp ortamı mevcut.

Biz korktuk tabi.

Bu arada çok sıcak dememe gerek var mı? Yok değil mi?

Neyse orası hamamdan sonra geçilen kese kısmıymış, bunu da sorarak öğrendik. Ve hamama geçtik.

Kendimize bir kurna bulduk. Haşlanarak suyu ılıtıp doldurduk ve salak salak (ve hala yarı giyinik) üstümüze su dökmeye başladık. Bu arada, nasılsa bize özel hamam giysisi verirler diye yanımıza yedek çamaşır taşımamak için, temiz çamaşırlarımızı giyip gitmemiz gibi bir salaklıktan ise hiç bahsetmek istemiyorum.

Millet kendini köpürte köpürte yıkıyor, biz ise- bizim üşütük kuzen “gerek yok” dediği için- yanımızda el sabunu bile yok, sadece su döküyoruz. Ben bir kadını gözüme kestirip kardeşime dedim ki “Ben gidip şu kadından şampuan ödünç istiycem” ve kardeşim dedi ki, “Ne halin varsa gör”.

Kadına doğru yürüyorum. Ayağımda parmak arası terliklerim çok feci kayıyor, bu arada kadını siluet olarak görüyorum çünkü gözlüklerim de lenslerim de yok. Bu sebeple hem düşmemek hem çarpmamak için bacaklarım raşitik gibi açılmış, vücut hafif öne doğru eğilmiş ve kollarımı öne doğru uzatmış bir şekilde kadına doğru yürümeye başladım.

Kadın benden korktu ama istediğimin sadece şampuan olduğunu öğrenince rahatladı. Kadından hemen oracıkta şampuanı alıp kafama döktüm ve yine el yordamıyla kardeşime doğru ilerlemeye çalıştım. Bu arada gülüyorum tahmin edebileceğiniz gibi.

Kardeşim: Ne diyosun?

Ben: Erülelüehie

Kardeşim: Ne?

Ben: Erülelhehhi, eheheh, kapıda hamama tükürmeyin yazıyordu, ağzıma şampuan kaçtı, yutmaya çalışıyorum.

Burada yeterince ısındığımıza kanaat getirip kese bölümde sıraya girdik. Ben daha masum görünüşlü natır bayanı seçtim. Aklım sıra biraz daha gelgit akıllı olanı kardeşime bıraktım ama dış görünüş yanıltıcı sevgili okur. Benim natır manyak çıktı. Ki aksi düşünülemezdi zaten.

Ben: Hiiiiaaaaaaa

Natır: Ney?

Ben: Sıcak ayol, haşlandım resmen

Natır: Nesi sıcak ki kı?

Ben: Su sıcak, benim cildimin tahammül edeceğinin çok üzerinde.

Natır: Hadi konuşma yat şuraya, sırtını yapıcam sütyenini çıkar

Ben: Yok… ben… yok

Natır: Çıkar, daha bekleyen var, daha yemek yemedim

Bundan sonraki aşamada, sıcak su döktü diye ayar vermeye çalıştığım natır beni bir çitiledi. Sevgili okur, seni yıkayacak adama tavır yapma ben sana bu kadar diyeyim. Kadın beni evire çevire temizledi.

Bu arada hesapta iyi gelmesi lazım ama ben kendimi bir şekilde çok kötü hissediyorum. Kadın bana “yan yat, buraya dön, bana yanaş” diye talimat veriyor. Ben gözlerimi kapadım bitsin diye bekliyorum çünkü sıradaki diğer çıplak kadınlar beni seyrediyor ve ben gerçekten travma geçiriyorum.

Benim dışımda herkes için “gayet normal” gelişen bu durum, ben yıkanırken başka kadınların soda içip beni seyretmesi anlamında tam bir “gözleri tamamen kapalı” ortamına dönüştü ki, hiç iyi değildim o anda.

Natır beni ittirip kaktırırken işin içine sabun ve köpük de girince olabilecek en fena şey oldu. Ben ‘vııjjjjtt’ diye natırın elinden kayıp kafamı mermere çarptım.

Ben: Ahhhh

Natır: Bişicik olmaz, beynine kan gitti şimdi, yat!

Gözümü tekrar açtığımda natır kurnadan leğene su doldurmuş üstüme geliyordu ve daha önce beni haşladığı için ben ister istemez bir kaçma refleksi verdim.

Natır: Bi dur oynama, noluyosun?

Ben: Sıcak mı?

Natır: Değil kı, ılıttım, kaçma

Ben: Yok deminki sıcaktı da ondan

Natır: Ya sende huylu musun, cins misin bi durmuyosun ben anlamadım seni kı

Kardeşim: Abla sana cins dedi bayan, ehehe

Ben: “Abla sana cins dedi bayan ehehee”, çok komik!

Natır: Foooşşh

Ben: Ciyaaaakkk, ama hani ılıktı, kandırdınız resmen

Natır: Konuşşşmmaa, fooşşş

İnsanoğlu her şeye alışıyor sevgili okur, bir müddet sonra içinde bulunduğumuz acayip ortama alışıp natırlarımızla şakalaşmaya bile başladık. Mesela benim tentürdiyot sandığım şey Türk kahvesiymiş.

Bazı kadınlar kendilerini Türk kahvesiyle yıkatıyormuş hem peeling oluyormuş hem de selüloitlere iyi geliyormuş. Her ne kadar bizim adamlar diğer tarafta paşalar gibi ağırlanırken biz çok başka bir tecrübe yaşadıysak da…

Hamam olayı bu demek ki, öyle otel hamamında falan olacak şey değil bu, manyak bir temizlenme söz konusu.

Bu işte daha tecrübeli ablalar sana aşağılar gibi bakıyorlar çünkü hamama gitmişin yanında ne lif var ne şampuan. Her yerde beş yıldızlı otel hizmeti bekleyen salak elitistler gibi hissediyorsun kendini oysa o ablalar büyük ihtimalle senin pasaklı olduğunu düşünüyorlar ve mahcup oluyorsun.

Sonra Gülistan geliyor başına, sen sanki jinekolojik muayenedeymişsin gibi bir ruh halindesin ama Gülistan’ın umuru değil seni çitileye çitileye yıkıyor.

Çok acayip bir tecrübeydi ve bence her kadın mutlaka ömründe bir kez hamama gitmeli.

Yalnız sizden ricam İstanbul’da iyi bir hamam bilen varsa, şöyle temiz pak ve iyi yıkayan natırların olduğu, bana buraya yazın.

Pınar’ı (Reyhan) götürücem mutlaka :)

One Comment

  1. avatar

    Bişicik olmaz, beynine kan gitti şimdi, yat!
    hahahahahaha daha önce de okumuştum bu yazıyı. ama yine deliler gibi güldüm