Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

PROJE OKULLAR, ÖĞRETMENLER VE TEOG

Sevgili okur bu hafta seninle şu “proje okul”, bir okulda sekiz yılı dolduran öğretmenin zorunlu okul değişikliği, öğretmen ve müdür atamaları ve haliyle sınavla girilen anadolu ve fen liseleri konusunu konuşalım. Ben kendi kendime işin içinden çıkamadım belki beraber çıkarız.

Proje okullar diye bir şey çıktı, bunlar Türkiye’nin önde gelen anadolu ve fen liseleri. Kabataş Erkek, İstanbul Erkek, Vefa, Galatasaray Lisesi gibi çok eski, köklü ve prestijli okulların yanı sıra hakikaten girmesi bir mesele bitirmesi ayrı mesele fen liseleri falan hepsi bu kapsama giriyor. 188 okul. Bir tek yabancı okullar hariç (henüz). Bu okullardaki 8 yılı doldurmuş ve daha eski öğretmenler tahliye edildi yerlerine başka öğretmenler atandı.

Bugün Galatasaray Lisesini (ve diğerlerini de elbette Galatasaray Lisesini örnek olarak yazıyorum) Galatasaray Lisesi yapan en önemli element o okula 8-10-15-20 yılını vermiş öğretmenler değil midir? O öğretmenler bilgileriyle, kaliteleriyle, tecrübeleriyle bir taş binayı ve içerde ağzı bi karış açık, inekleyip inekleyip kendini içeri atmış, kafa bir dünya ergeni alıp galatasaray lisesi yapmadılar mı? (Bunu tüm zor okullara giren çocuklarımız için yazıyorum sadece Galatasaray Lisesini kazanan çocukları kastetmiyorum elbette, anlıyorsunuz bunu değil mi?)

Yönetim diyor ki evet doğru. Ve bu öğretmenler çok kıymetli. Dolayısıyla tüm bu bilgi, tecrübe, birikim ve kalitelerini diğer okullarda da kullanacaklar. Buna eğitimde fırsat eşitliği diyoruz.

Kulağa mantıklı gibi geliyor fakat akla da şu sorular takılıyor:

1) O okuldan o öğretmenler çıkınca oraya başka öğretmenler ve müdürler atanınca orası hala Galatasaray Lisesi mi?

2) Bu okul en önemli parçasını, orayı o noktaya taşıyan öğretmenlerinin tamamını kaybettiğinde oraya hala sınavla girmeye gerek var mı? Bu okulun içi tamamen boşaltıldığında herhangi bir başka okuldan ne farkı kaldı?

3) Dünyanın başka hangi ülkesinde o ülkenin en prestijli ve köklü okullarının isim ve marka değerlerine zarar verebilecek bu gibi uygulamalar zorla uygulanmakta?

4) Bugün dünyanın en prestijli üniversitelerinden olan MIT tüm eğitim kadrosunu hükümet kararıyla kaybetse ve yine hükümet görevlilerinin yazılı ve sözlü mülakatlarını geçmeyi başarmış başka ve yeni ve daha az tecrübeli öğretmenleri eğitime başlasa orası hala MIT mi?

5) Eğitimde fırsat eşitliği tüm öğretmenleri bir Galatasaray Lisesi öğretmeni kalitesinde, hırsında, disiplininde yetiştirmeye çalışmak ile başlasa ve ülkenin marka değeri yüksek prestijli okullarının kadroları tasviye edilmese daha iyi olabilir mi?

6) Türkiye’nin en iyi, en başarılı ve en prestijli 188 okumunun öğretmen ve müdür kadroları topyekün değiştiğine göre artık çocukları teog sınavıyla strese sokup bu onullardan birine sokmaya çalışmaya gerek var mı?

7) Bu okullardan ümidini kesen aileler yabancı okullara talep arttırdığı vakit (ki böyle olacak) yabancı okulların puanları anlamsız bir şekilde yükselmeyecek mi?

8) Yabancı okul kapsamında kalan epi topu on kadar okullara da müdahale edilecek mi?

9) Politikacıların ülkenin tüm eğitim sistemini etkilecek bu kadar ciddi kararları kendinle dilerine böyle çat çat almaları doğru mu?

Benim kafamda böyle sorular var cevaplarını bulamıyorum.

Bu sene çocuğu teog sınavına çok ağır şekilde olmasa da oldukça hazırlanan bir veli olarak toplumun geri kalanından ricam şu:

“Biz fransız liselerini düşünmüyoruz şekerim” diye cart cart atanlar şimdi Fransız Liselerini yazıp puanlarını yükseltmesin.

Bence artık hem siyasetçi hem halk olarak herkesin, ağzından çıkan lafın ve verdiği kararların arkasında durmayı ve sonuçlarına katlanmayı öğrenmesinin zamanı geldi.

Göz kırpma hızında fikir değiştiren, sağı solu belli olmayan, bir dediği diğerini tutmayan çoğunluk için kolay olmayacaktır. Fakat bir yerden de başlamak lazım değil mi?

Comments are closed.