SATIN ALINAMAYACAK DEĞERLER

Sana bu hafta, yine zaman zaman bahsettiğim ve çok önemsediğim bir konudan bahsetmek istiyorum tekrar sevgili okur. Çocuklarımıza değer yargılarını kazandırmak üzerine bu yazı. Ve inan bana konu çok mühim. Zannediyorum bir köşe yazımda yazmıştım. Meşhur bir cep telefonu markasının yine meşhur bir saati çıkmıştı. Gençler bir merak peşinde bu “akıllı saatin” matah bir şey gibi. Biz böyle şeylere kıymet vermediğimiz için çok umurumuzda değil falan ama o ara arkadaşlar arası nasıl muhabbeti döndüyse oğlum saati istedi. Saatten öyle bir bahsediliyor ki sanki saat değil zamanı satın alıyorsun. Saati takıyorsun ve herkesin günü 24 saat Devam Linki

EŞYALARIN HAFIZASI

Eşyaların hafızası var sevgili okur ve ben bunu tatsız bir şekilde öğrendim.   O zaman henüz gençtik. Oturacağımız evi seçmeye çalışıyorduk. Beğendiğimiz evin içini gezmek istedik. Emlakçı ile buluştuk, eve gittik. Salona girdiğimizde hem emlakçı hem biz duvara baka kaldık. Duvarda gazlı kalemle “Biz bu evde çok mutluyduk baba, bunu bize neden yaptın?” yazıyordu. Yazı bir çocuğa ait gibi görünüyordu…   Emlakçı hemen kendini toparladı. Problemli bir boşanmanın arkasından mal sahibinin (babanın) evi satışa çıkardığını söyledi. Yıllar yıllar önceydi (bu artık kanunen yapılamıyor sanırım), biz daha gençtik, Devam Linki

ANNELİK NEYİ GEREKTİRİR?

Çocuklarımızın –hele de yaşları küçükken- psikolojilerini bozmamak için ne çabalıyoruz değil mi sevgili okur? Nasıl konuşmamız, nasıl davranmamız gerektiği konusunda sayfalarca okuyoruz, pedagoglarla konuşuyoruz… Ben oğlum büyürken hakikaten yanlış yapmamak için çok çabaladım. Yerli yabancı her türlü okudum, takip ettim, izledim, abone oldum, konuştum, sordum, araştırdım. Çünkü bilinçli anne olmak bunu gerektirirdi. Bu kadar çabala çabala da bazen en aklına gelmeyecek yerde saçmala… Hiç başına geldi mi? Benim geldi! Çünkü annelik bir miktar da böyle bir şeydir…   Hafta içi Twitter’da bir paylaşım düştü Devam Linki

KISA KISA GÜNDEM

Merhaba sevgili okur, Bu hafta seninle kısa kısa birkaç konudan bahsedelim bazen yaptığımız gibi. Ben sana havadis vereyim biraz. Ben minik minik ders çalışmaya başladım tekrar. Psikologlar ve Psikiyatristler Derneğinin başlattığı eğitim programlarına katılıp orada ne var ne yok tek tek, sırayla toplamaya karar verdim. Niye? Çünkü ilginç geldi. Çünkü günümüz koşullarında akıl sağlığımızı koruyabilmek için biraz konuya hakim olmak lazım. Nasıl beden sağlığımız için doğru beslenmeyi öğreniyoruz… Onun gibi… Ayrıca bu kadar fuzuli gündem maddesi arasında boş olmayan şeylerle ilgilenmek zaten benim yapacağım bir şey Devam Linki

“HAYIR” DEMEYİ BAŞARMAK!

Sanırım verilebilecek en zor cevaplar listesi yapsak en üst sırada ‘HAYIR’ diyebilmek olur. Az bir kısım insan için pat diye söyleniveren “Hayır” büyük çoğunluk için kolay sarf edilemiyor. Çünkü ayıp etmek istemiyor kişi, yanlış anlaşılmaktan endişe ediyor, grup içinde dışlanmaktan endişe ediyor… En zoru “Hayır” diyebilmek ama en önemlisi aynı zamanda. Çocuklarınıza “Hayır” demeyi öğretiyor musunuz?   Çok küçük yaştan beri oğluma ilk öğrettiğim cevaplardan biridir “Hayır!” Şu yaşa geldi hala söylerim, ısrarla söylerim; “Hayır deme hakkın var oğlum. Aklına yatmayan, istemediğin, kafanda şüphe Devam Linki

CİNSEL İSTİSMAR YASASI

Ülkede aşamadığımız, çözemediğimiz meselelerin en fecisi çocuğun cinsel istismarı. Şimdi “başka ülkelerde olmuyor mu, bir tek burada mı yaşanıyor” falan demeye başlamadan önce ben size durumu kısaca özetleyeyim, yıllardır neyle uğraşıyoruz, neler anlatmaya çalışıyoruz ve anlatamıyoruz bir yazayım… Sonra bir daha düşünün…   Kabaca rakamlara bakalım mı önce? Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşlarına baktığımızda; %30’unun 2-5, %40’ının 6-10, %30’unun ise 11 – 17 yaş aralığında olduğunu görüyoruz. Yani istismara uğrayan çocukların %70’i daha küçük yaş grubu. Cezalara Devam Linki