Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

OKULLARDA SERBEST KIYAFET

Bu ara kıyafetten gidiyorum

Aslında, “Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine” dair yönetmelik, 27 Kasım’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yani resmi olarak isteyen öğrenci okula giderken (okul uygulamayı başlattığı anda) okula kıyafetle gidebilecek.

Elbette burada ilk tartışılan; “kız öğrenciler türbanla mı gidecekler?” ardından tartışılan ise;”ailelerin gelir seviyelerindeki farklılıklar yüzünden –özellikle ergenlik döneminde olan çocukların- okulda giyim-kuşam yüzünden ‘sınıf farkı’ ve kopmalar yaşayacağı” meselesi.

Her ikisi de konunun yapısı itibariyle tartışılmalıdır elbette ama beni daha çok ilgilendiren ve endişe etmeme sebep olan nokta her ikisi de değil.

Biliyorsunuz -özellikle 4+4+4 kesintili eğitim uygulamasına geçilmesiyle birlikte- 66 ayını dolduran çocukların ilkokul 1. sınıfa başlaması zorunlu oldu. Bugün itibariyle pek çok okulda -aynı binada- hem ilkokul hem de ortaokul eğitimi veriliyor. Yani aynı binadaki çocuklar arasında ciddi yaş farkı var ve bu bile başlı başına bir mesele iken…

Serbest kıyafet uygulamasına geçildiği takdirde, okullara öğrenci olmayan ve bu durumdan yararlanarak küçük çocuklara zarar vermek isteyebilecek kötü niyetli, hasta ruhlu insanların girişi kolaylaşmayacak mı?

Okulun öğrencisi gibi içeri giren herhangi birilerine karşı güvenlik uygulaması olarak ne düşünülüyor? Okul kimlik kartı? Yaka kartı? Bas-geç, dokun-geç? Nasıl bir uygulamayla okullardaki çocuklar ve öğretmenler korunacak?

Serbest kıyafet uygulamasının bana göre yaratabileceği en ciddi problem güvenlik problemi olabilir. İlk etapta ailelerin sorması gereken soru; “Benim çocuğumun burada olduğu saatlerde güven içinde olmasını nasıl sağlayacaksınız?” olmalıdır.

Yetkililerin “Aman canım sanki bir okul forması edinmek çok mu zordu? Kötülük yapmayı kafaya koyan zaten yapar!” yanılgısına düşmesine izin vermemek lazım. Kötünün kötülük yapmasını kolaylaştırmanın alemi yok.

Okullarda kıyafet serbestliğinin tartışılırken konunun “marka giysiler” ya da “türban” dışında esas önemli noktası bence budur.

Ancak “giyim-kuşam” konusundaki “fetişlerimiz” yüzünden konu bu yönüyle şu ana kadar konuşulmadı muhtemelen bundan sonra da konuşulmayacaktır.

Umuyorum, ne giyip ne giyilmeyeceği ve özgürlükler konusundan “hassasiyetle haklarını savunan” kararlı kişiler, aynı kararlılığı çocukların güvenliği konusunda da gösterirler. O kadar “civcivli” bir mesele olmasa da, önemi göz ardı edilemeyeceğine göre, bu hususta da “tek yürek” olunabilir sanıyorum…

Comments are closed.