Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

KUAFÖRDE DELİRMEK

Merhaba sevgili okur, hatırlıyor musun benim köşe yazılarımın olduğu alana ek olarak bir de blog alanım var. Tam burada… Köşe yazılarım Pazartesi günleri yayında oluyor ama bazen haftanın ortasında da canım bir şey yazmak istiyor, bir hafta beklemek de istemiyorum, hoop buraya yazıyorum.

 

Evet, bir şey oldu!

 

Benim kuaförüm fenomen oldu sevgili okur. Bu normal şartlarda memnun olunacak bir şey. Neden? Çünkü adam yaptığı saçların fotoğraflarını Instagram’da paylaşılıyor ve binlerce kadın beğeniyor, takip ediyor falan. Demek ki sırf sana öyle gelmiyor, hakikaten yetenekli bir kuaförüm var ki binlerce hemcinsin seninle aynı fikirde. Değil mi? Buraya kadar sorun yok.

 

Ve fakat!

 

Bir Allahın yeri bir kez olsun tenha olmaz mı arkadaş? Aklımı kaçıracağım!

 

Ne zaman gitsen içeri kadınlar hamamı/salı pazarı kıvamında. Her yer kadın, kadın, kadın….

 

Cık cık cık insan sesi, fön sesi…

 

Delirmek üzereyim.

 

Ya ben kuaförümden memnunum ama nefes alamıyorum. İnsan kuaföre neden gider? Süslenmek, kendini iyi hissetmek falan. Tamam süsleniyoruz da kendimi nasıl iyi hissedicem dışarı kendimi zor atıyorum.

 

Maşallah, daha iyi olsun, Allah daha çok versin bişi demiyorum ama ben ve benim gibi kaç yıllık eski müşterileri yavaştan olaya kıl olmaya başladık haliyle.

 

Çünkü sürekli içerisi ana baba günü. SÜ-REK-Lİ!

 

En son artık nasıl sıyırdıysam (ki sen benim çok da sakin bir insan olmadığımı biliyorsun sevgili okur) Volkan tepemde saçımı boyuyor, ben ZEN’e falan geçmeye çalışıyorum sakin olmak için falan… Yan koltuktaki hanımefendi ;

 

Müşteri: Ay vallahi ta nereden geliyorum, eşim diyor ki başka kuaför mü yok ta oraya gidiyorsun?

Volkan: Ahahaha

Ben: Nereden geliyorsunuz?

Müşteri: Beylikdüzü

Ben: Ben size hemen oradan bir kuaför tavsiye edeyim, siz orda devam edin

Müşteri: Ahaha??? (şaka mı yapıyorum, ciddi miyim emin olamaz)

Ben: Yok cidden, ciddiyim, burası çok kalabalık oluyor artık çünkü

Volkan: Kim tavsiye edeceksiniz merak ettim?

Ben: Dur hemen göstereyim Instagram’dan. Bakın burası, Beylikdüzünde de salonları var. Biz buraya anca sığıyoruz.

 

Kadın bana kızdı mı bilmiyorum. Konuyu şahsi almış olabilir ki hakikaten hanımefendinin öznesi ile konunun hiç ilgisi yok (ama bizim insanımız herşeyi kişisel alır bilirsiniz). Aksine son derece hoş ve hanımefendi bir kadındı. Volkan’ın bir de “”Instagramda size bayıldım atladım İrlanda’dan geldim” modeli veya “şimdi benim saçlarım yeşildi bunu gri nasıl şeyederiz” müşterileri var en azından onlardan değildi. Konu o kadın başka kadın değil zaten. KONU BENİM BEN! Çok kalabalık, içime fenalık geliyor yav! Benim kaç yıllık kuaförüm, biri gidecekse ben gidecem ama nefes alamıyorum ya!

 

Kadıncağız bir şey demedi sonra bir daha gözgöze falan da gelmedi ama benimle.

 

Volkan efendi çocuktur ‘yahu benim salonumda, benim müşterime başka kuaför tavsiye ediyosun, “sen oraya git kalabalık yapma” diyosun, deli misin?’ diyebilirdi ama demedi. Sever beni.

 

Ben de onu severim, sevmesem bu kargaşanın içinde ve bu kadar bunalmama rağmen neden ona gitmeye devam edeyim.

 

Normalde kuaförden çıkarsın, kendini güzel, hoş, bakımlı hissedersin. Kadınlar sever bu duyguyu. Şöyle bir dolaşırsın, başka kadınların kıskanç bakışlarını görürsün falan. Gider birşeyler alırsın, bir kahve içersin hatta keyiflendiysen yanında minik bir pasta bile yersin VEYA işin vardır, kuaföre yorgun da girsen şöyle bir saçın başın yapılınca yenilenir, kendini toparlar, dışarı bomba gibi çıkarsın. Kuaför olayı böyle bir şeydir benim için.

 

Volkan’dan çıktığımda güzel görünüyordum belki ama dayak yemiş gibiydim.

 

Bir dahaki sefere diğer müşterilerin üstüne molotof falan atmayı planlıyorum.

 

Burası benim kuaförüm, uzun zamandır da öyle ve ben kuaför konusunda seçiciyim.

 

Bu bağlamda diğer hemcinslerimin benim Volkan’a gideceğim günlerde biraz dağılmasını, başka yerlere gitmelerini ya da evlerinde oturmalarını beklememden doğal ne olabilir?

 

Bunu bir projelendiricem ben hakikaten. Ben saçımı yaptıracağım zaman oturun kardeşim evinizde, kalabalık yaratmayın.

 

Kaç yaşında insanım yani, bu kadarcık bir beklentim olabilsin hayattan benimde…

 

NOT: Volkan’daki “adamlarım” kapsamına Ömer’den sonra Bilal ve Ahmet de girdi. Ömercik apandist ameliyatı olmuş kendisine geçmiş olsun diyorum buradan. Salonda hırladım diye bana kıl olan müşteriler de Ahmet ve Bilal’e şükretsinler. Ahmet şakalarıyla Bilal’de süper fönüyle araya girmese kalabalık ve kargaşa ortamında ne menem bir manyağa dönüştüğümü o zaman görürlerdi.

NOT2: Volkan’ı Instagram’dan Volkan Kartal diye aratıp bulabilirsiniz. Gelmeye karar verirseniz ve beni içerde görürseniz usulca kenara çekilip işimin bitmesini beklemek şartıyla.

 

 

 

Comments are closed.