Mehtap Erel

Arşiv Yazıları

KÖTÜ HUYLARIN VAR MI?

Sevmediğin huyların var mı sevgili okur. Ama bana şöyle evlilik programlarında koca arayan ablalar gibi “en kötü huyum aşırı dürüstlüğüm” falan diye sallama (elbette izliyorum denk gelirsem, inanılmaz bir eğlence, hatta utube’da Sertab söyleyen bir abla vardı, öldüm ona). En gıcık olduğum şey bu iyi bir huyu alıp “evet en kötü huyum açık sözlü oluşum çok başım ağrıyor bu huyumdan ötürü” diye iki yüzlülük yapanlar. Sen ona “açık sözlülük iyidir” diyeceksin, o senin üzerinden kendini iyi hissedecek, sana kendini onaylatacak falan… Yürü git yani…

 

Hakikaten senin için hayatı zorlaştıran bir huydan ya da belki bir takıntıdan bahsediyorum.

 

Benim var.

 

Titizlik.

 

Hayır, böyle söyleyince iyi gibi duruyor ama değil. Hem kendine hem seninle yaşayan insanlara çok zor.

 

Evde en son yaptığım tadilat esnasında mesleği mimarlık olan bir arkadaşım insanlık yaptı ve bana dedi ki; “Yerleri parlak taş ve açık renk yapma, en ufak şeyi gösteriyor, çok zor oluyor”. Dinle dimi? Kadın mimar, işi bu. Dinle… Yok! Ferah dursun diye yere kocaman beyaz ve parlak taşları döşettim. Yani, arkadaşlar… Aklımı oynatmak üzereyim. Bir nokta düşse böyle avuç kadar büyüyor o taşın üstünde. Delirirsin.

 

Deliricem yani.

 

Şimdi bilenler bilir ben zaten temizlik konusunda (özellikle kendime) çok ciddiyim. Yani Acil’deyim ameliyata alacaklar beni, safrakesem iltihaplanmış, 6-7 tane taş varmış, patlasa ölecem, kıvranıyorum resmen ve diyorum ki “ay iyi ki pedikürüm, manikürüm, her şeyim tamam bak”…

 

Normal değil.

 

Geçen biri bir yakınının titizlik durumunu anlattı. Dedi ki; “genç kızı var, banyoya giriyor saçını kurutuyor, annesi banyo kapısında elektrik süpürgesiyle bekliyor, çıksın hemen banyoyu süpürecek dökülen saçlar yüzünden”.

 

Ben o kadının duygularını anlayabiliyorum mesela. Dökülen saç olayına ben de acayip takarım. Dışarıda tuvalete gitmek zorunda kaldığımda lavaboda saç görüyorum ya… Deli oluyorum bu saçlarını lavaboya atan kadınlara.

 

Anladım ki titizlik sakat bir şey. Eğer kendine mani olmazsan hakikaten durum ilerleyebiliyor. Ben biraz aşırı takıyorum bu temizlik hususunu ve “kendim temiz olayım”dan “her yer temiz olsun”a hayli hızlı geçtim.

 

Kendi kendime bir karar aldım. Her yer çok temiz olsun kısmını çok takmamaya çalışıcam. Çünkü evde yaşıyoruz, ev kullanılıyor, evde benden başka iki insan daha var ve müzede yaşar gibi yaşayamazlar sanırım. Sürekli oraya bir şey döküldü mü, buraya ne geldi diye olmaz yani, hayat geçmez böyle…

 

Kendime titiz olma kısmı benim için bir zevk. Bunun kötü bir şey olduğunu asla düşünmüyorum aksine beni bakımlı bir kadın yapar bu. Burada düzeltilmesi gereken bir şey yok. Ancak bunu abartıp genele döndürünce bunaldığımı ve (dürüst olalım) bunalttığımı fark ettim.

 

Kendime dürüst davrandım. Bu huy iyi değil dedim. Bunu kontrol edemezsem ilerde bana sıkıntı olacak dedim ve düzeltmek için bir adım attım.

 

Senin var mı kötü bir huyun? İlla birilerine söylemen gerekmiyor. Sen biliyor musun o huyunu ya da takıntını. Ondan kurtulmak istiyor musun? Değişmek istiyor musun? O tarafını değiştirmek seni rahatlatacak mı? Peki, karar verdin mi? Değişecek misin? Yapacak mısın?

 

Teşhisini koy ve harekete geç sevgili okur. Seni aşan bir durum varsa bir psikologdan veya terapistten destek alabilirsin. Seni yoran, sana hayatı zorlaştıran huylarını tıpkı seni yoran insanları attığın gibi kaldır at. Çıkar at o parçanı ve rahatla.

 

Hayat kısa, çok bunaltıyoruz bazen kendimizi, yapmayalım.

 

Efil efil, ferah bir hafta dilerim.

 

 

Comments are closed.